Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Tarih - İnkılap Tarihi
facebook bağlan


Oğuz Kağan Destanı-3-

Tarih - İnkılap Tarihi kategorisinde açılmış olan Oğuz Kağan Destanı-3- konusu , 12. OĞUZ'UN TOPLUM DÜZENİ "ZAMAN BİRİMLERİNE" GÖRE "Oğuz-Han'ın oğulları ile boylarının sayıları birer takvim rakamları idiler": Oğuz destanı eski Türk düşünce ve toplumunun mantık üzerine kurulmuş düzenlerini göstermesi bakımından büyük ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 24.05.2013, 21:34   #1 (permalink)
BaHaRamaZaN

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Oğuz Kağan Destanı-3-




12. OĞUZ'UN TOPLUM DÜZENİ "ZAMAN BİRİMLERİNE" GÖRE



"Oğuz-Han'ın oğulları ile boylarının sayıları birer takvim rakamları idiler":



Oğuz destanı eski Türk düşünce ve toplumunun mantık üzerine kurulmuş düzenlerini göstermesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Eski Türkler İranlılar veya Hintliler gibi hesapsız ve düzensiz düşünmüyorlardı. "Türk düşüncesinin her yönü matematik bir mantık üzerine kurulmuş ve bu topluma da sıkı bir disiplin ile benimsetilmişti". Oğuz Han'ın altı oğlu vardı. Göğün kızından doğan çocuklar Boz-Ok bölümünü; yerin kızından doğanlar da Üç-Ok bölümlerini meydana getiriyorlardı. Bu yolla altı çocuk ikiye bölünmüş ve üçlü bir düzen meydana getirilmişti. Yani 12 saatin 12 ayın ve hatta 12 burcun yarısı olan çocuklar yine bölümlere ayrılıyorlar ve takvim biriminin bir çeyreğini meydana getiriyorlardı. Bütün rakamlar 12 ile 24 sayılarını bölen birimler idiler. Aslında eski Türklerde çoğu zaman bir sene 12 ay değil; 24 ay idi. Bu da ayın onbeş günlük devrelerine göre hesaplanıyordu. Nitekim Oğuz Han'ın da 24 torunu vardı. Eski Çin takviminde üç altı on iki ve yirmi dört rakamları yalnız bir zaman birimi olarak değil; aynı zamanda kutsal sayılar olarak da büyük bir öneme sahip idiler. Eski Çin'de "zaman ve mekân birimleri" birbirine uyduruluyor ve zamanla mekân arasında bir birlik meydana getiriliyordu. 12 ay ve 24 saat Çin imparatorluğu içinde de 12 eyâlet ile 24 vilâyetin meydana gelmesini gerektiriyordu. Bunları söylemekle Türkler Oğuz Kağan destanını Çin düşüncesine göre düzenlemişlerdir demek istemiyoruz. Türklerin de kendilerine göre bir takvimi vardı; Çinlilerin de. Aslında Türk takvimi zaman zaman Çin'e tesir etmiş ve Çin kültüründe de büyük bir önem kazanmıştı. Fakat mitoloji tetkiklerinde başlıca problemlerin daha iyi anlaşılabilmesi için mukayeseli araştırmalar yapmak ve örnekler vermek çok faydaladır.



"Oğuz Han destanındaki 'takvim rakamları' Türk devlet teşkilâtı ile ordu düzeninde de görülüyordu":



Oğuz destanı yüzyıllar ve hatta binyıllar boyunca Türk halkları tarafından söylenmiş ve anlatılmış uydurma bir masal değildi: "Onu meydana getiren düşünce düzeni yalnızca Türklerin gönüllerinde ve kalplerinde yaşamamış; aynı zamanda topluma düzen ve disiplin veren bir ilham kaynağı halinde devam etmişti". Meselâ Büyük Hun imparatoru Mete'nin ordusu 24 tümenden meydana geliyordu. Bu 24 tümen 6 köşeye bağlı idi. Tıpkı Oğuz Han'ın 6 oğlu gibi. Bu 6 köşe de ikiye ayrılıyorlardı. "Sağ" ve "Sol" adlar ile imparatorluğun "Doğu" ile "Batı" yönlerini aralarında bölmüş bulunuyorlardı. Atilla'nın Macaristanda büyük bir imparatorluk kurması düzenli ve disiplinli orduları ile dehşet vermesi Avrupalıların toplum düzenlerinde de yeni yeni değişiklikler meydana getirmişti. Birçok Cermenler Atilla'nın emrinde çalışmışlar ve Atilla Hunlarından pek çok şey öğrenmişlerdi. Atilla M.S. 450 de ölüp gitmişti. Fakat O'nun adı Cermen ve İskandinav efsanelerinden yüzyıllar boyunca silinmemişti. Hep Atilla'nın harplerinden ve ordu düzeninden bahsedilir olmuştu. Bu zaman kadar "yüzlük" "binlik" ve "Onbinlik" ordu birimlerini bilmeyen Cermen'ler Atilla'nın ölümünden sonra yalnız kendi ordularını değil; köy ve şehirlerini bile bu prensiplere göre düzenlediler. Atilla'nın ordularından bahseden İskandinav efsaneleri O'nun 24 tümeninden ve 6 ordusundan söz açıyorlardı. Tıpkı Oğuz Han'ın 6 oğlu ve 24 torunu gibi bütün bunlar bize gösteriyor ki "Oğuz Kağan destanı zihinlerde ve hayallerde yaratılmış bir hikâye değil; Türk toplumunu anlatan ve yansıtan bilgiler idiler".



13. TÜRK DEVLETİ DÜNYA DEVLETİ İDİ



"Eski Türkler yeryüzünü bir Türk devleti Oğuz Kağanı da bütün insanlığın bir hükümdarı olarak düşünüyorlardı":



Oğuz Han 6 oğlunu toplamış ve onlara birçok öğütler vermişti. Bundan sonra beyleri ile milletini de biraraya getirerek büyük şölenler ile ziyaretler verdiğini de görüyoruz. Eski Türk Kağanları savaşlardan önce ve sonra bütün milleti toplar ve onlara büyük ziyaretler verirlerdi. Bu toplantılar aynı zamanda birer "kurultay" ve "danışma" toplantıları idiler. Uygurların Oğuz destanına göre Oğuz-Han konuşmağa başlamış ve kendi devletini tarif etmişti. O'na göre:



"Yukarıda gök kendi devletinin bir çadırı gibi idi. Güneş de Oğuz-Kağan devletinin bir bayrağı olacaktı". Zaten eski Göktürk yazıtları da öyle diyorlardı: "Yukarıdaki mavi gök aşağıdaki yağız yer yaratıldığında ikisi arasında da insanoğlu yaratılmış insanoğlunun üzerine de atalarımız Bumın-Kağan ile İstemi-Kağan Han olarak oturmuşlar". Göktürk devletini kuran Bumın ve İstemi-Kağan yalnızca Türk milletinin değil; gök ile yer arasında yaşayan bütün insanlığın hükümdarları idiler. Onlar bu tahta Tanrı tarafından oturtulmuş ve bütün yeryüzünü idare etme yarlığı da yine Tanrı tarafından onlara verilmişti. Bu fikir Türklerin yalnızca devlet idare etme düşüncelerinde değil; Türk dininin çok eski prensipleri içinde de bulunuyordu. Büyük Hun Devleti ile daha sonraki Türk devletlerinde bu düşüncenin türlü ve sayısız örneklerini bulabiliyoruz.



"Oğuz-Kağan'ın akınları sonraki Türkler tarafından kendi bilgilerine göre ilâve edilmiş bölümlerdi":



Şimdiye kadar sözünü ettiğimiz konular Oğuz-Kağan destanının esasını meydana getiren bölümlerdi. Artık bundan sonra Oğuz Han'ın akınlarından söz açılır ve nereleri zaptettiği geniş olarak anlatılmağa çalışılır. Uygurlar Oğuz-Kağan'a kendi bildikleri memleketleri akınlar yaptırırlar ve oraları aldırırlardı. Uygurlar İran ve Hindistan bölgelerini çok iyi tanımıyorlardı. Güney Rusya Türkleri hakkında da pek fazla bilgileri yoktu. Cengiz-Han imparatorluğu kurulunca âdeta bütün imparatorluk içinde Oğuz-Kağan destanını yazmak ve söylemek bir moda haline gelmişti. Bu sebeple çok daha geniş ve büyük Oğuz-Kağan destanlarının yazılmaya başlandıklarını görüyoruz. Cengiz-Han İmparatorluğu Anadolu dahil Macaristan ovalarından Japonya'ya ve daha güneyde de Endenozya'ya kadar uzanıyordu. Bu sebeple aynı çağda yaşayan Türkler ve İranlı yazarlar bu bölgeler hakkında gayet geniş bilgilere sahip idiler. Bu çağda Oğuz-Han artık Cengiz-Han'ın yerine konmuştu. Cengiz-Han nerelere gidip zaptetmiş ise Oğuz-Han'a da O'nun gibi akınlar yaptırılmıştı. Cengiz-Han gençliğinde akıllı bir eşkiyadan başka bir kimse değildi. Yol kesmek haraç almak ve para toplamak O'nun en ileri gelen özelliklerinden biri idi. Bu sebeple geniş bölgeler elde edip büyük bir devlet kurduktan sonra gençliğindeki haraç sistemini yeni imparatorluğuna da uygulamış ve buna göre bir idare düzeni meydana getirmişti. Cengiz-Han herşeyden önce bir memleketin vergilerinin toplanmasına önem verir ve memurlarını bu amaca uygun olarak tayin ederdi. Cengiz-Han çağındaki Oğuz-Kağan destanlarında artık Oğuz Kağan değişmişti. Zaptettiği yerlere vergi memurları gönderiyor ve alınan vergileri de tıpkı Cengiz-Han gibi gözden geçiriyordu. Aslında ise eski Türk devletlerinin teşkilâtı ile Cengiz-Han'ın kurduğu bu yeni düzen arasında büyük ayrılıklar vardı. Hiç şüphe yok ki eski Türk Kağanları da zaptettikleri yeni memleketlerden gelecek vergilere büyük önem veriyorlardı. Fakat devletin idaresinde hakim olan tek ve en önemli prensip vergi toplamak değildi. Nitekim Uygurların Oğuz-Kağan destanı daha çok eski Türk devlet teşkilâtını andıran bir şekilde konuşuyor ve eski Türk kağanlarının gerçek düşüncelerini yansıtıyordu.

__________________
Aşk der ki sana: Yolumdaysan başım feda yoluna; ama bil ki senin de başını isterim yoluma. Kahır, kapris gelecekse senden amenna! Ama ayağına diken batarsa yolumda ah edip vahlanma!...
Aşk bilek gücü değil “YÜREKTİR”! Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara!…
KaRaqiZz isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Jineps
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 18:52