Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Tarih - İnkılap Tarihi
facebook bağlan


Islahat Fermanı

Tarih - İnkılap Tarihi kategorisinde açılmış olan Islahat Fermanı konusu , Islahat Fermanı Kırım Savaşının son yıllarında Batılıların etkisiyle Sadrazam Âlî Paşa tarafından gayrimüslimlere daha fazla hakların verilmesi için hazırlanıp 1856’da yayınlanan ferman. Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu (Tanzimat Fermanı) gibi imparatorlukta yapılması ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 27.12.2013, 10:39   #1 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Islahat Fermanı





Islahat Fermanı

Kırım Savaşının son yıllarında Batılıların etkisiyle Sadrazam Âlî Paşa tarafından gayrimüslimlere daha fazla hakların verilmesi için hazırlanıp 1856’da yayınlanan ferman. Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu (Tanzimat Fermanı) gibi imparatorlukta yapılması kararlaştırılan yeni bir düzenin prensiplerini ve programını içine alır. Bu ferman esas olarak Tanzimat hükümlerini tekrarlayan onları açıklayan ve genişleten bir fermandır.
Kırım Savaşı'nı doğuran olaylar Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyan ahalinin imtiyazları (hakları) meselesine de bağlı olduğundan barışı düzenleyen Paris Kongresi'nde bu mesele de ele alındı. Nitekim İngiltere Fransa ve Avusturya daha Nisan 1855’te Viyana’da Kırım Savaşı sonrasında yapılacak antlaşmanın esaslarını görüşerek bazı kararlar almışlar ve 16 Aralık 1855’te bir antlaşmaya varmışlardı. Bu kararlar dört madde olup Avusturya imparatorunun ültimatomuyla Çar'a bildirildi. Bu kararların dördüncü maddesi; “Osmanlı memleketlerinde bulunan Hıristiyan tebaanın hakları padişahın istiklâl ve hakimiyetine asla dokunulmamak şartıyla tasdik olunacak padişah bu hususta Rusya’nın muvafakatini gerektiren bir taahhütte bulunacak” idi. Bu maddede de görüldüğü üzere Osmanlı ordusunun kazandığı zafer bile gayrimüslimlere imtiyaz sebebi oluyordu. Rusya kurulacak Avusturya Fransa İngiltere ittifakı tehlikesi karşısında bu kararları kabul etti. Osmanlı hükümeti kendi Hıristiyan tebaası ile ilgili maddenin devletin iç işlerine karışma anlamına geleceğini bildirerek 16 Aralık tarihli kararlar arasında yer almamasına çalıştıysa da başarılı olamadı. Neticede bu maddenin programlaştırılması için şu tezler ortaya atıldı:

Rus tezi: “Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyanların hak ve imtiyazları Avrupa devletlerinin müşterek garantileri altına alınmalıdır.”

İngiliz tezi: “Tam ölçüde bir din serbestliği ve hukuk eşitliği sağlanmalıdır.”

Fransız tezi: “Müslüman tebaa ile Hıristiyan tebaa arasında cemiyet haklar vergiler millî eğitim ve devlet memurluklarına geçme bakımından sürüp gelen farklar bir ferman ile kaldırılarak Gülhane Hattı’nda (Tanzimat Fermanı) işâret edilen tebaa eşitliği tam manasıyla geliştirilmelidir.”

Bâbıâlî Rusya’nın teklifini hükümranlık haklarına müdahale İngiliz teklifini de İslâmiyet'i küçültücü gördüğü için Fransız teklifini kabul etti. Ayrıca yapılacak Paris Konferansı'nda Rusların gayrimüslimler konusunda bir istekleri ile karşılaşmak istemiyor du. Fransız tezinin kabulü üzerine bunun bir ferman hâline getirilmesi Bâbıâlî’ye bırakıldı.

Âlî Paşa hükümeti tarafından ilan edilen bu fermanın hazırlanmasında İngiliz ve Fransız elçileri de bulunmuştu. Bu şekilde hazırlanan ferman Paris Konferansından önce 28 Şubat 1856’da Bâbıâlî’de Islahat Hatt-ı Hümâyûnu adıyla devlet erkânı şeyhülislâm patrikler hahambaşı ve cemaatlerin ileri gelenleri önünde okunarak ilan edildi. Otuz beş maddeden meydana gelen fermanın getirdiği önemli hususlar özetle şunlardı:

1. Tanzimat fermanı ile değişik din ve mezheplerdeki bütün tebaaya verilen teminat bu fermanla yenilendiğinden bunların uygulaması için gerekli tedbirler alınacaktır.

2. Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar kanun önünde eşit olacaklardır.

3. Patrikhanelerde yeni meclisler kurulacak ve bu meclislerin verecekleri kararlar Bâbıâlî tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir.

4. Patrikler kayd-ı hayat şartıyla bu makama seçileceklerdir.

5. Cemaatlerin ruhanî reislerine verdikleri cevâiz (bahşişler hediyeler) ve aidatlar tamamıyla kaldırılarak hepsi maaşa bağlanacaktır.

6. Şehir ve kasabalarda bulunan azınlıklara ait kilise manastır mezarlık okul ve hastane gibi yerlerin tamir ve yeniden yapılmasına izin verilecektir.

7. Hiç kimse din değiştirmeye zorlanmayacaktır.

8. Devlet hizmetlerine askerlik görevine ve okullara bütün tebaa eşit olarak kabul edilecektir.

9. Irk din dil farkı gözetilmeyecek ve hiçbir mezhep diğerine üstün sayılmayacaktır.

10. Bütün toplumlar okul açabilecektir.

11. Hangi uyruktan olursa olsun her vatandaşın eşit ve serbest şekilde ticarî ve ekonomik girişimlerde bulunması sağlanacaktır.

12. Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki davaları görmek üzere karışık mahkemeler kurulacaktır.

13. Yabancı devlet ile yapılacak antlaşmalar gereğince yabancılar da Osmanlı Devleti sınırları içerisinde mülk sahibi olabileceklerdir.

14. Her cemaatin ruhanî reisiyle devlet tarafından bir sene müddetle tayin edilecek birer memuru bütün tebaayı ilgilendiren meselelerde Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye müzakerelerine iştirak ettirilecektir.

Islahat Fermanı da maddelerinden anlaşılacağı üzere Tanzimat Fermanı gibi Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki gayrimüslimleri özellikle Hıristiyanları Müslümanlarla aynı haklara kavuşturmayı esas almıştır. Bu iki fermanın görünürdeki gayeleri bütün Osmanlı toplumunu; ırk din ve dil ayrımı gözetmeden kaynaştırmayı sağlamak idiyse de tatbiki aksi oldu. Bu ferman gayrimüslimlerle Müslümanları kaynaştırmak şöyle dursun çeşitli gayrimüslim unsurların hattâ aynı mezhepten olan çeşitli ırkların bile birbirleriyle bir arada yaşamalarını sağlayamadı.

Bu ferman konu olarak sadece Müslüman olmayan uyruğun ayrıcalıklarını genişletmiştir. Nitekim Tanzimat'ın ve arkasından 1856 Islahat Fermanı’nın getirdiği yeni haklarla Osmanlı tebaası içindeki gayrimüslimlerin durumu Müslümanlara nazaran çok daha iyi bir duruma geldi. Avrupa’nın himaye siyaseti sayesinde büyük ekonomik güce ve siyasî haklara da kavuşuyorlardı. Artık resmen millet terimiyle tanımlanan dinî cemaatlerin gelişme ve genişleme imkânları artmış bulunuyordu. Öte yandan Avrupa devletlerinin Osmanlı hükümetini böyle bir fermanı ilana mecbur bırakması kendilerine siyasî ekonomik hukukî ve kültürel alanlarda yeni çıkarlar sağlamayı hedef alıyordu. İngiltere Kırım Savaşı ile Rusların sıcak denizlere inmesini önlemiş Fransa da Akdeniz ticaretini emniyete almış ayrıca Katoliklerin hâmiliğini üzerine almıştı. Rusya ise savaşta kaybettiğini bu fermanla masa başında kazanmıştı. Ayrıca Âlî Paşa'nın bu fermanın Paris Antlaşması maddeleri içinde yer almasını istemesi batılı devletlerin iç işlerimize müdahalesine imkân verdi.

Islahat Fermanı Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu gibi sessizlikle karşılanmamış ve çeşitli yönlerden eleştirilmiştir. En büyük eleştiriyi Fransız elçisi; “Devlet-i âliyyenin bu kadar fedakârlık edeceğini me’mûl etmez idik (ummazdık). Canning (İngiliz elçisi) ne dediyse vükelâ-yı devlet-i âliyye (Osmanlı devlet adamları) kabul etti. Eğer biraz dayanılmış olsaydı ben bazı mertebe kendilerine yardım ederdim” diyerek olmaması gereken bir gafleti dile getirmiştir. Cevdet Paşa da; “Bu Islahat Fermanı’ndan dolayı millet-i İslâmiyye dilgîr (gönlü yaralı) olarak vükelâyı hâzırayı fasl ve mezemmet eder (kötüler) oldular” diyerek fermanın nasıl karşılandığını ifade etmektedir. Hariciye Nazırı Fuad Paşa ise aksine bu belgenin anlaşmaya konulması ile yabancı müdahalenin önleneceğini savunmuştur.

Islahat Fermanı’nda gayrimüslim vatandaşların lehine olduğu kadar onları tedirgin eden hükümler de bulunmaktaydı. Askerlik mükellefiyeti Fatih devrinden beri bahşedilen dinî imtiyazlarla muafiyetlerin yeni şartlar dahilinde tetkiki papazların öteden beri cemaatlerinden almakta oldukları haraç ve keyfî aidatın ilgasıyla aylığa bağlanmaları ve bütün ruhanî reislerin sadakat yeminiyle mükellef tutulması gibi esaslar onlara çok ağır gelen hükümlerdi. Bu yüzden Müslümanlar kadar gayrimüslimler de (Tanzimat Fermanı’nda olduğu gibi) Islahat Fermanı'nın aleyhinde bulunmuşlardır. Devlet içerisinde bu şekilde karşılanan Islahat Fermanı uygulamada da birçok güçlüklerle karşılaştı. Bunlar Osmanlı Devletinin yapısı Avrupa’nın siyaset cemiyet ve ekonomi alanında geçirdiği gelişme ve Paris Antlaşmasına imza koyan devletlerin işlerine karışmalarından doğuyordu. Bu sebeple de bazı hükümleri kâğıt üzerinde kaldı.

Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanan Tanzimat Fermanı ile onun yetiştirmesi Âlî Paşa tarafından hazırlanan Islahat Fermanı arasındaki fark hazırlık safhasında kendisini gösterir. Tanzimat Fermanı hazırlanırken açık bir yabancı tesiri görülmezken Islahat Fermanı Âlî Paşa ile İstanbul’daki Fransız ve İngiliz elçileri arasında kararlaştırılmıştır. Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu yayınlandıktan sonra yabancı elçilere sadece bilgi edinmeleri için bildirildiği halde Islahat Fermanı Paris Konferansına katılan devletlere Paris Antlaşmasının bir maddesinde işaret edilmek için gönderilmişti. Bu durum Osmanlı Devletinin iç ve dış siyasetinde bir yabancı müdahalesine yer vermişti.

Bazı batı tarzı kuruluşların ülkeye girmesi ile cemiyetteki kuruluş ve anlayış farklılaşması İslâmî müesseselerin yanında batı taklitçisi bir anlayış ve batı taklidi kuruluşların tesisine sebep olmuştur. Tanzimat ve Islahat Fermanları devletin çöküşünü engelleme yolunda hiçbir fayda sağlamamış aksine ülkedeki tebaa ve cemiyetler arasında yeni ve daha büyük problemlerin çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Meselâ Suriye’de büyük bir galeyan başladı. Arkasından 1858’de Cidde’de Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında çatışma çıktı. Fransız ve İngiliz konsolosları öldürüldü. Bunun üzerine İngiliz ve Fransız donanmaları Osmanlı Devletine sormadan şehri bombaladılar. Faillerden on kişiyi yakalayarak idam ettiler. Cidde bir Osmanlı toprağı idi. Bağımsız bir devletin topraklarında işlenen bir suçun failini ancak o devletin cezalandırması milletlerarası bir kaide teamül olduğu halde batılı devletlerin buna aldırdıkları bile yoktu. Nihayet Lübnan’da da büyük bir isyan patlak verdi. Uzun mücadelelerden sonra 9 Haziran 1861’de Lübnan Nizamnamesi imzalandı. Buna göre; Hıristiyan bir valinin başkanlığında Lübnan muhtar eyalet hâline getirildi. Böylece Islahat Fermanı batılı devletlerin istediği şekilde meyveler vermeye başladı.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Asi Ruh
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 21:11