Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Tarih - İnkılap Tarihi
facebook bağlan


Osmanlı Devletinde Şehzade

Tarih - İnkılap Tarihi kategorisinde açılmış olan Osmanlı Devletinde Şehzade konusu , Şehzade Osmanlı pâdişâh sülâlesinin erkek evlâtları. Aslı “şah oğlu pâdişâh oğlu” demek olan şehzâdedir. Pâdişah çocuklarına Sultan Çelebi Mehmed zamânına kadar çelebi denilmiş sonra şehzâde tâbiri kullanılmaya başlanmıştır. Pâdişah kızlarına ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 28.12.2013, 18:41   #1 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Osmanlı Devletinde Şehzade



Şehzade



Osmanlı pâdişâh sülâlesinin erkek evlâtları. Aslı “şah oğlu pâdişâh oğlu” demek olan şehzâdedir. Pâdişah çocuklarına Sultan Çelebi Mehmed zamânına kadar çelebi denilmiş sonra şehzâde tâbiri kullanılmaya başlanmıştır. Pâdişah kızlarına isminden sonra kullanılmak üzere sultan ünvânı verilirdi.
Şehzâde veya sultan doğduğunda sarayda özel merâsimler yapılırdı. Durum toplar atılmak sûretiyle İstanbul halkına ilân edilirdi. Aynı zamanda memleketin her tarafına fermanlar gönderilerek oralarda da toplar atılır şenlikler yapılırdı. Şehzâde ve sultan doğumları ferman geldikten sonra her mahallin şer’î mahkeme sicillerine kaydolunurdu. Pâdişâhların ilk oğulları olduğunda yapılan donanma günü fazla olurdu. Sultan Birinci Abdülhamîd Han (1774-1789) ikinci oğlunun doğumunda şenlik yapılmasına müsâde etmemiş ve “...dervişân tekkelerine nezirler ve sadakalar verilip mektep hocalarına paşa kapısına gelince hil’at giydirilip kafalarına sarık parası ve mâsumlara çil para ve pilâv zerde...” verilmesini istemiştir.

Osmanlı şehzâdesi beş altı yaşına gelince kendisine bir hoca tâyin edilerek merasimle okumaya başlardı. Bu derse başlamaya Bed-i besmele denirdi. Şehzâde ilk olarak Elif-bayı şeyhülislâmdan okurdu. Merâsim sonunda şeyhülislâm duâ ederdi.

Şehzâde sünnetleri büyük şenliklerle yapılır fakir fukarâ günlerce karınlarını doyurur dağıtılan bahşişleri alırlardı. Sünnet olan ve on üç on dört yaşına giren şehzâdelere ayrı bir dâire verilirdi. Annesi kızkardeşlerinin hâricinde başka bir kadınla görüşmesine müsâde edilmezdi.

Şehzâdeler babalarının sağlığında eğitimlerinin yanında ata binmek ok atmak avlanmak gürz kullanmak gibi spor hareketlerinde ve silâh kullanmakta egzersiz yaparlardı. Babalarının ölümünden sonra sarayda kendilerine tahsis edilen yerde otururlar ve ilimle meşgul olurlardı. Sırası gelen saltanata geçerdi.

Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde şehzâde sancakları vardı. Şehzâdeler delikanlılık çağına geldiklerinde yanlarında onlara devlet idâresini öğretecek eyâlet vâliliği yapmış lala tâyin edilmek sûretiyle bu sancaklara gönderilirdi.

Sultan İkinci Selim Handan îtibâren yetişkin şehzâdelerin sancaklara çıkarılma usûlleri terk edilerek bunlardan yalnız büyük ve pâdişâhlığa aday şehzâdeye sancak verilmesi kararlaştırılmış ve Manisa sancağı veliahd şehzâde sancağı olmuştur.

Sultan Üçüncü Mehmed Han (1595-1603) zamânından îtibâren büyük şehzâdelerin de sancağa çıkmaları kânunu tamâmen kaldırılmış fakat veliahd şehzâdelere Anadolu’da ismen sancak verilmiş bunun bir vekille idâre edilmesi gibi bir usûl konmuştu. Daha sonra bu usûl de tamâmen kaldırılmıştır.

Yetişkin şehzâdelerin sancağa çıkarılmayıp yalnız büyük şehzâdenin sancak beyi olmasının kabûlüne şehzâde Bâyezîd ile Selim arasındaki mücâdele; büyük şehzâdenin sancağa çıkarılmak usûlünün kaldırılmasına da Üçüncü Mehmed’in oğlu olan ve babası tarafından öldürülen şehzâde Mahmûd hâdisesi sebep olmuştur.

Şehzâde sancaklarının çoğu Anadolu Beyliklerinden zaptedilen sancaklardı. Anadolu’daki şehzâde sancakları Balıkesir Kütahya Manisa Isparta Antalya Konya Aydın Amasya Sivas Kastamonu Trabzon ve Kırım’da Kefe şehirleridir. Daha sonradan sâdece Amasya Manisa Kütahya ve Konya diğer şehirlere tercih edilmiş ve en son olarak yalnız Manisa şehzâde sancağı olarak kalmıştır.

Osmanlı şehzâdelerinin muayyen hasları vardı. İkinci Bâyezîd’in şehzâdelerinden her birinin senelik 1.200.000 akçelik hasları vardı ki bu miktar Fâtih Kânunnâmesi’ndeki vezir-i âzamın hassı kadardı.

Şehzâdelerin maiyetlerinde dîvân-ı hümâyundaki vazife sâhipleri gibi dîvân hey’eti ve pâdişâh maiyeti gibi lalaları kapı halkı sulak peyk ve sâirleri vardı.

Sancak beyliğinde bulunan şehzâdeler eskiden beri Anadolu’daki bu şehirleri kültür ve ilim muhiti hâline getirmişlerdir. Osmanlı şehzâdeleri nâmına bir hayli eser yapılmış ve kaleme alınmıştır.

Devlet işlerine ve devlet idâresine tecrübe sâhibi olmak için sancaklara gönderilen şehzâdelerin sancaklarda iyi bir şekilde yetiştirilmeleri kendilerinin hükümdarlıkları zamânındaki başarılarında önemli rolleri olmuştur.

Şehzâdelerin fırsat buldukça saltanat iddiası ile meydana çıktıkları ve başarılı olamayıp yakalananların öldürüldükleri ve bir kısmının da memleket dışına kaçtıkları görülmektedir. Saltanat hırsı dışardan ve içerden tahrik can kaygısı bu mücâdelelerin başlıca sebeplerindendir. Bilhassa saltanata geçen hükümdarın devlet nizâmının sarsılmaması ve devletin bölünüp parçalanıp yok olma tehlikesiyle karşılaşmaması için kardeşlerini öldürmelerinin câiz olacağı Fâtih Kânunnâmesi’nde belirtilmiştir. Şehzâdelerin öldürülmesi meselesi devlet nizâmını ve devletin geleceğini ilgilendirdiği için üzerinde önemle durulmuştur. Devletin bütünlüğünü sarsacak herhangi bir olay karşısında herkese yapılabilecek katıl hâdisesi şehzâdelere de çekinmeden yapılırdı. Şehzâdelerin bilhassa saltanatı ele geçirmek için yaptıkları isyanlardan Osmanlılarla sınır komşusu olan devletler istifâde etmişler ve muhâlefete geçen şehzâdelere maddî ve manevî yardımlarda bulunmak sûretiyle devleti çökertmek istemişlerdir.

Diğer Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı Pâdişâhları da Türk ordusunun bizzat başkumandanı olup oğulları da gerektiğinde bu ordunun sağ veya sol kolundaki kuvvetleri idâre ederlerdi. Bu sûretle sancaklarda idârî işlerle uğraşan şehzâdeler askerî sahada da yetişerek hükümdar oldukları zaman tecrübeli bir kumandan sıfatıyla devlet reisliğine geçerlerdi.

Kânûnî sefere gittiğinde şehzâdelerini bâzan yanında ***ürür ve bâzan da Rumeli’nin muhâfazası için Edirne’de oturturdu. Kânûnî’nin vefâtından sonra Osmanlı şehzâdelerinin kumandanlık hizmetleri de sona ermiş ve şehzâdeler 1595 târihine kadar Manisa sancağında vazife yapmışlardır. Osmanlı Devleti ve hânedanlığa son verilince şehzâdelik de kalkmış oldu.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
Ahmosis, Asi Ruh, Narsinha
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 10:28