Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Forumaski Güncel > Tebrikler - Kutlamalar
facebook bağlan


Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Tebrikler - Kutlamalar kategorisinde açılmış olan Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015 konusu , Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015 Bu gece, peygamberimizin bütün insanligi temsilen Cenab-i Hakkin yüksek huzurana kabulü anlamina gelen Miraç Gecesidir. Hicri Recep AYinin 27 gecesinin tanik oldugu ...


Like Tree56Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14.05.2015, 16:29   #1 (permalink)
Ada
Siyahı da Gökkuşağından Dışlamadılar mı?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
yeni Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015



Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi

15.05.2015



Bu gece, peygamberimizin bütün insanligi temsilen
Cenab-i Hakkin yüksek huzurana kabulü anlamina gelen Miraç Gecesidir.
Hicri Recep AYinin 27 gecesinin tanik oldugu bu 'Büyük Bulusma' bizlere
insanin ilahi rizaya ve destege ulastigi akil ve idraki zorlayan nice üst dereceelre
ulasabilesecegini gösterdigi gibi, mana aleminde
yükselip ilahi rahmet ve huzura erismenin öncelikle gönül ve ruh temizliginden, ahlaki
erdemlere yükselisten her seyin sahibi olan Yüce Allah'a baglilik ve boyun egmeden geçtigini
hatirlatmaktadir. Bu gecede farz kilinan ve bizzat Peygamberimizin tarafindan mü'minlein miraci olarak nitelendiren namaz da, iç dünyamizdaki yükselisi ve arinmayi ifade eder.


Miraç Kandili Nedir : Arapça'da merdiven, yukari çikmak, yükselmek anlamlarini dile getirir. Islam'da [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] ' in göge yükselerek Allah'in huzuruna kabul edilmesi olayi. Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir.




Miraç Kandili , Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi.

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yaninda Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah'in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a sirk kosmayanlarin Cennet'e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.

Mirac Gecesinin ertesi günü , Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Siddîk" lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere "O söylüyorsa süphesiz dogrudur" cevabini vermisti.

Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas'in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir. Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac'in yalniz ruhla mi, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hem de bedenle gerçeklesmistir.

Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

Isra suresi 1.ayet mealiyle bitirmek istiyorum. “Ayetlerimizden bir kismini göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alip çevresini mübarek kildigimiz Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah’in sani ne yücedir. Süphesiz ki O her seyi hakkiyla isiten, her seyi hakkiyla görendir.”(3)Isra 17/1


Mübarek Kandil Gecelerini Nasil Degerlendirmeliyiz

Kur'an-i Kerim okuyarak,
Peygamberimiz ( a.s.m)'in mübarek duasi olan Cevsen-ül Kebiri okuyarak,
Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkinda sohbet ederek,
Allah rizasi için namaz kilarak,
Hayatimizin geçmis günleri ve yillari hakkinda muhasebe yaparak,
Günahlarimizin bagislanmasi için Allah'tan af dileyerek,
Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,
Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,
Hastalari, yaslilari ziyaret ederek; yoksullari, öksüz ve yetimleri sevindirerek,
Es, dost ve yakinlarimizla tebrikleserek,
Dargin ve küskünleri baristirarak, degerlendirebiliriz.



'1 gün erken açtım konuyu sabredemedim Arkadaşlar sağlıcakla kalın '

Nixie, MayıS, Amazonn ve 4 diğer kişi beğendi
__________________
.




Ey ruhumda dolaşan deli taylar!
Ey gönlümü yakan kor alevler..
Söyleyin bana!
Bu mücadelenin sonunda ne var?











.






Sevdim Seni bir Kere ...!
Ada isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 14.05.2015, 17:34   #2 (permalink)

Gözlerin Aklımda Kaldı

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Mirac Kandiliniz Mübarek Olsun Arkadaşlar.
Hayırlı bir ramazan geçirmek adımıyla..

MayıS, Amazonn ve Papatya beğendi
MineL isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 10:24   #3 (permalink)
Ada
Siyahı da Gökkuşağından Dışlamadılar mı?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Sevgili Peygamberimiz, (sallallahu aleyhi vessellem) bütün engellemelere rağmen, gördüğü her kabileye, İslâmiyeti anlatıyor...

Kendisini himaye edip, insanlara Allah'u Teâlânın emirlerini tebliğ etmesinde yardımcı olmalarını istiyor...

Böylece herkesin dünya ve ahiret huzuruna kavuşmalarını arzu ediyor.

Fakat insanlar, ne Müslüman oluyorlar, ne de himaye etmeye yanaşıyorlardı. Ayrıca hakaret, zulüm, işkence ve alay edip, yalanlıyorlardı. Alemlerin efendisinin günleri, çok yorgun, aç, susuz, üzüntülü ve pek hüzünlü geçiyordu.

Gündüzleri böyle geçiyor, gece geç vakitlere kadar bu hal devam ediyordu.

Mekkeli müşrikler, gelen insanların Müslüman olmasını engelledikleri gibi, Habib-i Ekrem efendimize zulüm etmekten geri durmuyorlardı.

Artık Resulullah efendimiz için gidilecek bir yer yoktu. Her taraf düşman idi. O gece doğruca amcası Ebu Talib'in kızı Ümm-i Hani'nin, Ebu Talib Mahallesi'nde bulunan evine geldi. Ümm-i Hani, o zaman henüz iman etmemişti. "Kimdir o" deyince, Resulullah efendimiz; "Amcan oğlu Muhammed'im... Kabul edersen, misafir geldim" buyurdu.

Ümm-i Hani; "Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun. Yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz, bir şeyler hazırlardım. Şimdi 7recek bir şeyim yok" dedi.

Resulullah efendimiz, "Yiyecek, içecek istemem. Hiç biri gözümde yok. Rabbime ibadet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir" buyurdu.

Ümm-i Hani, sevgili Peygamberimizi içeri alıp; bir hasır, leğen ve ibrek verdi. Gelen misafire ikram etmek, onu düşmandan korumak, Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. Bir evdeki misafire zarar gelmesi, ev sahibi için büyük yüz karası olurdu.

Ümm-i Hani; "Bunun Mekke'de düşmanları çok. Hatta öldürmek isteyenler var. Şerefimi korumak için, sabaha kadar O'nu gözeteyim" diye düşündü. Babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı.

Resulullah, o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelip, saadete kavuşmaları için duaya başladı. Çok yorgun, aç ve üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.

O anda Allah'u teâlâ, Cebrail aleyhisselama; "Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka hiç bir şey düşünmüyor Git, Habibimi getir!

Cennetimi, Cehennemimi göster. O'na ve O'nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün. O'na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O'nu incitenlere hazırladığım azabları görsün O'nu ben teselli edeceğim. O'nun nazik kalbinin yaralarını ben saracağım" buyurdu.

Cebrail aleyhisselam, Resulullahın yanına gelince, O'nu mışıl mışıl uyur buldu. Uyandırmağa kıyamadı. İnsan şeklinde idi. Mübarek ayağının altını öptü. Kalbi, kanı olmadığı için, soğuk dudakları Resulullahı uyandırdı.

Cebrail aleyhisselamı hemen tanıdı ve; "Ey Cebrail kardeşim! Böyle vakitsiz niçin geldin. Yoksa bir hata mı ettim. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?" buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu.

Cebrail aleyhisselam; "Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın habibi, ey peygamberlerin efendisi, iyilikler menbaı, üstünlükler kaynağı olan şerefli ve büyük Peygamber! Rabbin sana selam ediyor ve seni kendisine çağırıyor. Lütfen kalk gidelim" dedi.

Miraç yolculuğu böylece başlamış oldu...



"Ey Habibim! Sen üzülme!"

Mirac, Efendimizin yükseklikler alemine uruc etmesi.. Derece derece ötelerin sırlarına ermesi... Bu emirle gelen, Cebrail aleyhisselam, Sevgili Peygamberimizi Miraca hazırlamaya başladı. Önce, abdest aldırdı. Mübarek başına nurdan bir imame koydu. Üzerine nurdan bir elbise giydirdi. Mübarek beline yakuttan bir kemer taktı. Mübarek eline dört yüz inci ile süslü zümrütten bir asa verdi. Her inci, Zühre yıldızı gibi parlardı. Mübarek ayağına yeşil zümrütten nalin giydirdi. Sonra el ele tutuşup Kabe'ye geldiler.

Burada Cebrail aleyhisselam, sevgili Peygamberimizin mübarek göğsünü yardı. Kalbini çıkardı. Zemzem suyu ile yıkadı. Sonra hikmet ve iman dolu bir tas getirip içine boşalttı ve göğsünü kapattı.

Sonra Cebrail aleyhisselam, Cennet'ten getirdiği Burak adındaki beyaz hayvanı işaret ederek;

- Ya Resulallah! Buna bin! Bütün melekler yolunu bekliyorlar, dedi.

Bu sırada Peygamber efendimize bir hüzün çöktü ve tefekküre daldı.

O anda Allah'u teâlâ, Cebrail aleyhisselama;

- Ey Cebrail! Sual eyle! Habibim niçin mahzun duruyor? diye sual edince, Efendimiz cevap verdi:

- Ben bu kadar izzet ve ikram gördüm. Hatırıma geldi ki, kıyamet günü zayıf olan ümmetimin hali nasıl olur? Elli bin yıl, Arasat meydanında yaya olarak bunca günahlarını nasıl çekerler ve otuz bin yıllık yol olan Sıratı nasıl geçerler?

Ferman-ı ilahi geldi ki;

- Ey Habibim! Hatırını hoş tut. Senin ümmetine elli bin yıllık vakti bir an gibi ederim. Üzülme! buyurdu.

Peygamber efendimiz, Burak'a bindi. Burak çok hızlı gidiyor, bir adımda gözün gördüğü yerin ötesine ulaşıyordu. Yolculuk esnasında Cebrail aleyhisselam sevgili Peygamberimize bazı konak yerlerinde inip namaz kılmasını söyledi. Alemlerin efendisi bunun üzerine tam üç defa inerek namaz kıldı.

Cebrail aleyhisselam da namaz kıldığı yerleri bilip bilmediğini sordu.

Cevabını kendisi vererek; ilk indiği yerin Medine olduğunu ve bu şehre hicret edeceğini haber verdi.

Öteki yerlerin de sıra ile hazret-i Musa'nın Allah'u teâlâ ile cihetsiz ve bilinmeyen bir şekilde konuştuğu Tur-i Sina olduğunu, son olarak da İsa aleyhisselamın doğduğu Beyt-i Lahm'da namaz kıldığını haber verdi. Sonra Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya geldiler.

Mescid-i Aksa'da, Cebrail aleyhisselam bir kayayı parmağı ile delerek Burak'ı bağladı. Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde toplanmışlardı. Cemaatle namaz için; Âdem, Nuh ve İbrahim peygamberlere "aleyhimüsselam" imam olmaları sıra ile söylendi. Özür dileyerek kabul etmediler. Hazret-i Cebrail;"Sen varken başkası imam olamaz" diyerek Habibullah'ı ileri sürdü.

Peygamber efendimiz, peygamberlere imam olup, iki rekat namaz kıldırdılar.

(Mirac, Peygamberimizin Medine'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Miladi 621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur.



Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyahatleri geceleyin vuku' bulduğu için, gece yolculuğu manasında "İsra" denmiş, bu mübarek kelime aynı olayı anlatan ayetle başlayan "İsra" suresinin de adı olmuştur.)

"Bu gelen ne güzel yolcu"

Sevgili Peygamberimiz, Mirac olayının Kudüs'ten sonrasını şöyle anlatır:

Cebrail aleyhisselam bana bir kap içinde Cennet şurubu, bir kap da süt getirdi.
Sütü aldım.

Daha sonra iki bardak daha sundular. Biri su, bir bal; ikisinden de içtim. Hazret-i Cebrail; "Bal ümmetinin kıyamete kadar devam edeceğine, su da, ümmetinin günahlarından temizlenmesine işarettir" dedi.

Sonra beraberce göğe yükseldik. Cebrail aleyhisselam birinci kat göğün kapısını çaldı.

Sordular:

- Sen kimsin?



- Ben Cebrail'im



- Peki yanındaki kim?



- O da Muhammed'dir.



- O'na göğe çıkmak için vahy ve Mirac daveti gönderildi mi?



- Evet, gönderildi.



"Merhaba gelen zata!

Bu gelen, ne güzel yolcu!"dediler ve hemen kapı açıldı ve kendimi Âdem'in "aleyhisselam" karşısında buldum. Bana "Merhaba" dedi ve dua etti...



Burada çok melek gördüm. Hepsi kıyamda huşu ve hudu ile durmuşlar "Subbuhün kuddusün Rabb-ül-melaiketi ver-ruh" zikriyle meşguldüler. Cebrail'e sordum:

- Bu meleklerin ibadeti bu mudur?

- Evet. Bunlar yaratılalıdan beri, ta kıyamete kadar kıyam üzere olurlar.

Hak teâlâdan diledim ki, bu ibadeti ümmetime nasip etsin. Duamı kabul etti. Namazda olan kıyam odur.

Orada bir cemaate uğradım. Melekler, onların başlarını ezerler, tekrar eski halini alır. Yine döverler, yine eskisi gibi olurdu. "Bunlar kimlerdir?" dedim. "Cuma'yı ve cemaati terk edenlerdir. Rüku ve secdeleri tamam yapmayanlardır" dedi.

Bir cemaat gördüm. Aç ve çıplak idiler. "Bunlar kimlerdir?" dedim. "Fakirlere merhamet etmiyenler ve zekat vermiyenlerdir" dedi.

Bir cemaate uğradım. Önlerine nefis yemekler koymuşlar. Bir yanda da leş duruyor. O nefis yemekleri bırakmış, leşi yerlerdi. "Bunlar kimlerdir?" dedim. "Bunlar, helali terk edip, harama meyl edenlerdir. Helal malları varken, haram yiyen kimselerdir" dedi.

Arkasındaki yükün çokluğundan, harekete mecali kalmamış olan bir takım kimseler gördüm. O haliyle halka seslenip, üzerine biraz daha yük koymalarını istiyorlardı. "Bunlar kimlerdir?" dedim. "Bu kimseler, emanete hıyanet edenlerdir. İnsanların hakkını almış iken, yine zulmedenlerdir" dedi.

Kendi etlerini kesip yiyen bir grup insana uğradık. "Bunlar kimlerdir?" dedim. Cebrail aleyhisselam; "Bunlar gıybet edenler ve söz taşıyanlardır" dedi.

Bir grup insana rastladık, dilleri kafalarından çekilmiş, şekilleri değiştirilip hınzır (domuz) suretine tebdil olmuş olarak azab olunurlar.

Cebrail aleyhisselam; "Bunlar yalan yere şahidlik yapanlardır" dedi.

Bir kısım kadınlara rastladık. Yüzleri siyah, gözleri göktü. Ateşten elbiseler giydirmişler. Melekler onlara ateşten gürzlerle vururlar. "Bunlar kimlerdir?" dedim. Hazret-i Cibril; "Bunlar zina edenler ve kocalarını inciten kadınlardır" dedi.

Bir cemaat daha gördüm. Ateş, onları yakar, tekrar dirilirler, tekrar yakardı. "Bunlar kimlerdir?" dedim. "Bunlar babalarına asi olanlardır" dedi.

 bir takım adamlar gördüm karınları şişmiş kocaman ev gibi olmuş. akvaryum gibi karınlarındaki görünüyor. içleri yılan, akrep dolu.
 Dahasıda var: Her sabah akşam firavunun adamları cehenneme götürülüp getiriliyorlar o firavun ve adamlarının yolunun üzerine oturmuşlar,
 Firavun ve adamları öyle hırsla geliyorlarki bunlarda ezilmeyelim diye kalkmaya çalışıyorlar ama karınları okadar doluki kalkamıyorlar ve sabah akşam eziliyorlar.
"Bunlar kimlerdir?" dedim. Hazret-i Cibril; "Bunlar faiz yiyenlerdir" dedi.



 Ayette buyruluyor ki: Faiz yiyenler kabirlerinden kalkarken şeytan çarpmış gibi kalkacaklar. 

İkinci kat göğe çıktık. Cebrail aleyhisselam kapıyı çaldı. Kapı açıldığında, kendimi; teyze çocukları İsa ile Yahya bin Zekeriyya'nın (aleyhimesselam) yanında buldum. Bana; "Merhaba" dediler. Ve duada bulundular...

Meleklerden bir cemaate rastladım. Saf bağlayıp durmuşlar, cümlesi rükuda idi. Kendilerine mahsus bir tesbihleri vardı. Devamlı olarak rükuda dururlar, başlarını kaldırıp, yukarı bakmazlar. Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir. Hak teâlâdan iste de ümmetine nasib olsun" dedi. Dua ettim. Kabul buyurup, namazda rükuu ihsan eyledi.

Sonra üçüncü kat göğe çıktık. Aynı sual ve cevaptan sonra, kapı açıldı ve kendimi Yusuf aleyhisselamın yanında buldum.

Baktım ki kendisine güzelliğin yarısı verilmiş. Bana, "Merhaba" dedi ve dua etti...

Çok melek gördüm. Saf halinde, cümlesi secdede idiler. Yaratılalıdan beri secdede olup, kendilerine mahsus tesbih ile tesbih ederler. Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir. Allah'u teâlâdan iste ki, bu ameli ümmetine müyesser eylesin" dedi. Hak teâlâdan diledim. Kabul edip namazda size nasib eyledi.

Dördüncü kat göğe eriştim. Saf gümüşten yapılmış, nurdan bir kapısı var. Nurdan bir kilit vurmuşlar Kilidin üzerinde, "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" yazılı idi. Sual ve cevaptan sonra kendimi, İdris aleyhisselamın yanında buldum. Bana "Merhaba" dedi ve duada bulundu. Allah'u teâlâ, onun hakkında (mealen); "Biz onu yüksek bir mekana ref'ettik" buyurmuştur. (Meryem suresi: 57)

Bir melek gördüm. Bir kürsi üzerine oturmuş, gamlı ve üzüntülü idi. Etrafında o kadar çok melek vardı ki, sayısını ancak cenab-ı Hak bilir. Sağında nurani melekler gördüm. Yeşiller giymişler, çok güzel kokuları var. Her birinin güzelliğinden yüzlerine bakılamaz. Sol tarafında ağızlarında ateşler saçan melekler vardı.

Önlerinde ateşten mızrak ve kamçılar var. Öyle gözleri var ki, bakmağa takat getirilmez. Taht üzerinde oturan meleğin, başından ayağına kadar gözleri var.

Daima önündeki deftere bakar, bir an gözünü ondan ayırmazdı. Önünde bir ağaç vardı. Kah sağ eliyle ondan bir şey alıp sağındaki nurani meleklere teslim eder, kah sol eliyle bir şey alıp solundaki zulmani meleklere verirdi. Bu meleğe nazar edince, kalbime bir korku geldi. Hazret-i Cebrail'e; "Bu melek kimdir?" dedim. "Azrail'dir. Bunun yüzünü görmeğe kimsenin takati yetmez" dedi.

Yanına varıp; "Ey Azrail! Bu, ahir zaman peygamberidir ve Allah'u teâlânın habibi, sevgilisidir" dedi. Azrail aleyhisselam kalkıp bana tazim etti; "Merhaba! Hak teâlâ senden daha şerefli bir kimse yaratmadı. Ümmetin de, cümle ümmetlerden üstündür. Ben senin ümmetine, baba ve analarından daha çok acırım" dedi."Senden bir ricam vardır.

Ümmetim zayıftır. Onlara yumuşak davranasın. Ruhlarını yumuşaklıkla alasın" dedim. "Seni en son peygamber olarak gönderen ve kendine habib kılan Allah'u teâlânın hakkı için, Allah'u teâlâ gece ve gündüzde 70kere; "Ümmet-i Muhammed'in ruhlarını yumuşaklıkla ve kolaylıkla al ve işlerini lütf ile gör" diye emreder. Bunun için ben de senin ümmetine, ana ve babalarından daha çok şefkat ederim, dedi.

Beşinci kat göğe çıktık, orada Harun aleyhisselamla karşılaştık. Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu.

Beşinci kat gök meleklerinin ibadetlerini gördüm. Cümlesi ayakta duruyor ve ayaklarının parmaklarına nazar ediyor, asla başka yere bakmıyor, yüksek sesle tesbih ediyorlardı. Hazret-i Cebrail'den "Bu meleklerin ibadeti böyle midir?" diye sordum. "Evet, Hak teâlâdan dile de, bu ibadeti ümmetine nasib eylesin" dedi. Dua ettim.

Cenab-ı Hak ihsan etti.

Sonra altıncı kat göğe çıktık. Orada Musa aleyhisselam ile karşılaştık. Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu. Sonra 7nci kat göğe yükseldik, aynı soru-cevaptan sonra İbrahim aleyhisselamı Beyt-i Mamur'a arkasını dayamış olarak buldum. O Beyt-i Mamur ki, her gün oraya 70 bin melek giriyor bir daha sıraları gelmiyor. İbrahim aleyhisselama selam verdim. Selamımı aldı. "Merhaba salih peygamber, salih oğlum" dedi. Sonra;

"Ya Muhammed! Cennet'in yeri gayet latif ve toprağı temizdir. Ümmetine söyle, oraya çok ağaç diksinler" dedi. "Cennet'e ağaç nasıl dikilir?" dedim. "La havle vela kuvvete illa billah" ve "Sübhanellahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber" tesbihini okuyarak, dedi.

Cebrail aleyhisselam sonra beni, Sidret-ül-Münteha'ya götürdü. Sanki onun yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri de kuleler gibi idi. O, Allah'u teâlânın emirlerinden herhangi birisiyle karşılaştığında, öylesine değişiyordu ve güzelleşiyordu ki, Allah'u teâlânın yaratmış olduğu mahlukatından, hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz.



Cebrail aleyhisselam, Sidret-ül-Münteha'nın ilerisine iletti ve bana veda eyledi. Dedim ki: "Ey Cebrail! Beni yalnız mı bırakıyorsun?" Cebrail aleyhisselam ıstıraba düştü. Hak teâlânın heybetinden titremeğe başladı ve; "Eğer bir adım daha atarsam, Allah'u teâlânın azametinden helak olurum. Bütün vücudum yanar, yok olur" dedi.

Alemlerin efendisi, buraya kadar Cebrail aleyhisselam ile gelmişti. Cebrail aleyhisselam, burada kendisini; yaratılmış olduğu suret üzere kanatlarını açmış, her bir kanadından inciler, yakutlar saçılır bir halde Resulullah'a gösterdi. Sonra ziyası güneşten daha parlak, Refref adında yeşil bir Cennet yaygısı geldi. Durmadan Allah'u teâlânın zikriyle meşgul oluyor, bulunduğu alemi tesbih sadası dolduruyordu.

Peygamber efendimize selam verdi. Resulullah efendimiz Refref'in üzerine oturdu. Bir anda çok yükseklere çıktılar, hicab denilen 70 bin perdeden geçtiler. Her hicab arası çok uzak idi. Her perdede vazifeli melekler vardı. Refref, Peygamber efendimizi birer birer o perdelerden geçirdi. Böylece; Kürsi, Arş ve ruh alemlerini aştılar.

Habib-i ekrem efendimiz, her bir perdeden geçerken; "Korkma ya Muhammed! Yaklaş, yaklaş!" diye emredildiğini duyuyordu. Bilinmeyen, anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde, Allah'u teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı.

Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak rü'yet hasıl oldu yani Allah'u teâlâyı gördü. Gözsüz, kulaksız, vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiç bir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuştu...

"Ümmetimi isterim"

İmam-ı Rabbani hazretleri, Efendimizin Miracını şöyle anlatır:

"resulullah aleyhissalatü vesselam, Mirac gecesinde, Rabbini, dünyada görmedi, Ahırette gördü. Çünkü, Resul aleyhisselam o gece, zaman ve mekan çevresinden dışarı çıktı. Ezeli ve ebedi bir an buldu. Başlangıcı ve sonu, bir nokta olarak gördü. Cennet'e gideceklerin, binlerce sene sonra, Cennet'e gidişlerini ve Cennet'te oluşlarını o gece gördü. İşte o makamdaki görmek, dünyada görmek değildir. Ahıret görmesi ile görmektir."

Peygamber Efendimize; "Rabbini sena eyle!" buyrulduğunda, O hemen; "Ettehiyyatü lillahi vessalevatü vettayyibat" (yani, bütün lisanlar ile olan medhler, övgüler ve senalar, beden ile olan hizmetler ve taatler, mal ile olan iyilikler ve ihsanlar Allah'u teâlâ için olsun) dedi.

Önce Allah'u teâlâ, Habibine gözsüz, kulaksız, vasıtasız, mekansız olarak; "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh...

(Ey Resulüm! Selamım, bereketim ve rahmetim senin üzerine olsun)" buyurarak, selam verdi.

Peygamber efendimiz; "Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin... (Ya Rabbi! Bize ve salih kullarına da selam olsun)" diye cevap verdiler.

Bunu işiten melekler, hep bir ağızdan; "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh... (Gözümle görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allah'u teâlâdan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve resulüdür)" dediler.

Allah'u teâlâ buyurdu ki: "Ey Habibim! Benim misafirimsin. İste benden ne istersen!.." Resulullah efendimiz; "Ümmetimi isterim ya Rabbi" dedi.

Hak teâlâ, bu suali 700 defa tekrarladı. Resulullah efendimiz hepsinde; "Ümmetimi isterim" diye cevap verdi.

Allah'u teâlâ; "Hep ümmetini istersin" buyurunca, O; "Ey Rabbim! Dileyen benim, veren sensin. Cümle ümmetimi bana bağışla" diye taleb etti.

Cenab-ı Hak; "Eğer ümmetinin hepsini şimdi sana bağışlarsam, benim rahmetim ve senin izzetin zahir olmaz. Bir kısmını şimdi sana bağışladım. İki kısmını tehir ettim. Kıyamet günü sen dileyesin, ben bağışlıyayım. Ta ki, benim rahmetim ve senin izzetin (şerefin) belli olsun" buyurdu.

Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde buyurdular ki:

"O gece (Mirac gecesi), Allah'u teâlâdan cümle ümmetimin hesabını bana ısmarlamasını istedim. Hak teâlâ buyurdu ki:

"Ya Muhammed! Bundan muradın odur ki, hiç kimse, ümmetinin kabahatlerine muttali olmasın. Benim muradım odur ki, sen şefkatli peygambersin, yabancılara olduğu gibi, senden dahi kabahatleri ve çirkin işleri örtülü olsun.



Ya Muhammed! Sen onların yol göstericisisin. Ben onların rabbiyim. Sen onları yeni gördün. Ben evvelden ebede onlara nazar ettim ve nazar ederim.

Ya Muhammed! Eğer senin ümmetin ile söyleşmeği sevmeseydim, kıyamet günü onları hesaba çekmezdim. Büyük ve küçük hiç bir günahlarını sormazdım."

Ya Habibim! Ben, senden ekrem (kıymetli, üstün, şerefli) kimse yaratmadım.

Ya Habibim! Her kim benim birliğimi kabul ederse ve bana ortak koşmaz ise Cennet onlarındır. Böyle olan ümmetine Cehennem'i haram ettim Ümmetine karşı rahmetim, gadabımı aşmıştır.

Ya Habibim! Benim katımda cümle kalktan ekremsin, şereflisin. Kıyamet günü sana o kadar ikramlar yaparım ki, cümle alem hayret eder.

Ey Habibim! Sen Cennet'e girmeyince, diğer enbiya giremez. Senin ümmetin girmeyince, gayri ümmet giremez.



Ya Habibim! İster misin ki, senin ve ümmetin için neler hazırladım göresin?"

"İsterim ya Rabbi!" dedim. İsrafil'e hitab edip; "Ey İsrafil! Kulum ve eminim ve resulüm Cebrail'e de ki, Habibimi Cennet'e iletip, Habibim ve ümmeti için Cennet'te neler hazırladım ise göstersin. Ta ki, mübarek hatırı endişeden halas ola" buyurdu."

Peygamberimizin Cennette gördükleri...

Alemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimiz, İsrafil aleyhisselam ile birlikte Cebrail aleyhisselamın yanına geldiler. Allah'u teâlânın emrini yerine getirmek için Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimizi Cennet'e götürdü.



Melekler, ellerinde nur dolu tabaklarla bekliyorlardı. Cebrail aleyhisselam;

"Ya Resulallah! Bunlar, Âdem aleyhisselamdan seksen bin yıl önce yaratıldı. Bu makamda, tabaktakileri sana ve ümmetine saçmak için sabırsızlanırlar. Kıyamet günü Hazretin ve ümmetin, Allah'u teâlânın emriyle Cennet'in eşiğine ayak basınca, bu melekler tabaklardaki cevahiri üzerinize saçacaklardır" dedi.

Cennet'te vazifeli olan Rıdvan ismindeki melek, onları karşıladı. Peygamber efendimize müjdeler verdi ve; "Hak teâlâ, ikisini senin ümmetine, birini de diğer ümmetlere vermek için Cennet'i üç kısım etti" dedi ve Cennet'in her tarafını gezdirdi.

Habib-i ekrem efendimiz buyurdular ki:

"Cennet ortasında bir ırmak gördüm. Arş'ın yukarısında akar. Bir yerden su, süt ve bal çıkar. Asla birbirine karışmaz. O ırmağın kenarı zebercedden idi.

İçindeki taşlar cevahir, balçığı anber, otları za'feran idi Etrafına gümüş bardaklar koymuşlar, sayıları gökteki yıldızlardan ziyade idi. Çevresinde kuşlar olup, boyunları deve boynu gibi idi. Her kim onların etinden yese ve o ırmaktan içse, Hak teâlânın rızasına mazhar olur.

Cebrail'e; "Bu ırmak nedir?" diye sordum. "Kevser'dir. Hak teâlâ, onu sana vermiştir. Sekiz Cennette olan bostanlara bu Kevserden akar" dedi.

Irmağın kenarında çadırlar gördüm. Cümlesi inci ve yakuttan idi. O çadırlarda huriler gördüm. Yüzleri güneş gibi parlar idi. Derlerdi ki:

"Biz sevinçli ve neş'eliyiz. Bize hiç üzüntü gelmez. Biz gençleriz, hiç yaşlanmayız. Biz iyi huyluyuz, hiç kızmayız. Biz hep böyleyiz, hiç ölmeyiz."

Saadet köşklerine ve ağaçlarına erişip, onların nağme ve sedaları her yeri kaplar. Öyle hoş sesleri vardı ki, o nağmeler dünyaya gelseydi, ölüm ve mihnet dünyada olmazdı.

Cebrail "Bunların yüzlerini görmek ister misin?" dedi. "İsterim" dedim.

Bir çadırın kapısını açtı. Baktım. Öyle güzel suretler gördüm ki, eğer bütün ömrümce onların güzelliğini anlatsam, bitiremem. Yüzleri sütten beyaz, yanakları yakuttan kırmızı ve güneşten parlaktı.

Derileri ipekten yumuşak ve ay gibi ışıklı, kokuları miskten daha güzeldi.

Saçları gayet siyah, kimi örülmüş, kimi toplanmış, kimi salıverilmiş, otursa, etrafında çadır gibi olur, kalksa, ayağına kadar uzanırdı. Her birinin önünde bir hizmetçi dururdu.

Peygamber efendimiz buyurdu ki:

"Sekiz Cennet'in bağ ve bostanını ve türlü nimetlerini gördüm. Cehennem'i ve derecelerini de görsem diye hatırıma geldi."

Cebrail elimi tutup, Cehennem'in en büyük meleği Malik'e götürdü:

"Ey Malik! Muhammed aleyhisselam, asilerin Cehennem'deki yerlerini görmek ister O'na Cehennem'i göster" dedi

Malik, Cehennem'in tabakalarını açtı. 7 tabakanın hepsini gördüm.

Efendimiz, Cehennemdekilerin halini görünce çok üzüldü.

Merhametinden çok ağladı. Bütün melekler de ağlaştılar.

Alemlerin efendisi Cehennemdekilerin halini görünce ağlamaya başladı. Allah'u teâlâya yalvardı. Ümmetinin zayıflığını ve böyle azaba takat getiremeyeceklerini söyleyerek, o kadar çok ağladı ki, Cebrail aleyhisselam ve cümle melekler de beraber ağlaştılar.

Allah'u teâlâdan hitap geldi ki:

"Ey Habibim! Senin hürmetin ve kıymetin benim katımda büyüktür, duan kabul olunmuştur. Hatırını hoş tut. Seni, muradına eriştiririm. Sana öyle bir makam veririm ki, pek çok sayıda asileri, senin şefaatin ile bağışlarım. Ta ki, sen yeter diyene kadar."

Peygamber efendimiz gördüklerini anlatmaya devam ederek buyurdu ki:

"Daha sonra, Semavattan geçip, Musa'nın (aleyhisselam) bulunduğu makama geldim.

Bana; "Hak teâlâ, sana ve ümmetine ne farz eyledi" dedi. Ben de; "Her gün ve gece için elli vakit namaz kılınmasını bana farz kıldı" dedim.

"Rabbine dön, biraz hafifletmesini dile. Çünkü ümmetin bunun altından kalkamaz", dedi.

Bunun üzerine, Rabbime döndüm ve dedim ki: "Ya Rabbi! Ümmetimden bu emri biraz hafif eyle." Bunun üzerine elli vakitten sadece beş vakit indirdi.

Musa'ya (aleyhisselam) döndüm ve beş vakit indirdi dedim. Dedi ki: "Rabbine dön! Biraz daha hafifletmesini dile. Çünkü ümmetin bunun altından da kalkamaz." Böylece Musa (aleyhisselam) ile Rabbimin arasında gidip geldim ve nihayet Allah'u teâlâ şöyle buyurdu:

"Bu namazı beş vakte indirdim. Her namaz için 10 sevab vardır. Bu bakımdan sonunda yine elli namaz olur. Zira her kim bir sevabı kastedip de yapamazsa, onun için bir sevab yazılır. Fakat yaparsa, bire karşılık tam 10 sevab yazılır. Fakat bir günaha kasdedip de yapmazsa, hiç bir şey yazılmaz. Yaparsa, ancak o bir günah olarak kayda geçer."



Allah'ü teâlâ böylece, sevgili Peygamberimizin çektiği sıkıntılarla yaralanan mübarek kalbini, teselli eyledi. Hiç bir mahlukuna vermediği, kimsenin bilemiyeceği, anlayamıyacağı nimetleri, O'na ihsan eyledi.

Alemlerin efendisi, sonra bir anda Kudüs'e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hani'nin evine geldiler. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi.

Hicretten bir yıl önce, Receb ayının 27'sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mucizeye Mirac denir. Resulullah, miraca, ruh ve bedeni ile uyanık bir halde çıktı. Mirac gecesinde O'na nice ilahi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı.

Ayrıca Bakara suresinin son iki ayet-i kerimesi ihsan edildi. Mirac; Kur'an-ı kerimde, İsra ve Necm suresi ile bazı hadis-i şeriflerde bildirilmektedir.

Mirac hadisesinin Kudüs'e kadar olan kısmı ayet-i kerime ile sabit olduğundan buna inanmayan dinden çıkar. Hadis-i şeriflerle bildirilen göklere yükselmesi kısma inanmayan bid'at ehli yani sapık,bozuk itikatlı olur. 
---------
Dinle miracını o şahın ayan,
Âşıksan aşk ateşine durma yan!

Pazartesi gecesi gerçek haber,
Leyle-i kadirdi o gece meğer.

O mübarek bahtı, o kadri yüce,
Ümmühanin evine vardı gece.

Orda iken nagehan o yüzü ak,
Cebrail Cennete git dedi Hak.

Bir sırmalı taç ve bir hulle kemer,
Hem dahi al bir burak-ı muteber.

Habibime ilet de, ona binsin!
Arşımı seyreylesin, beni görsün!

Cebrail cennete olunca revan,
Gördü ki, kırk Burak otluyor o an.

İçlerinden bir Burak ağlar katı,
Yiyip, içmez, kalmamış hiç takati.

Gözlerinden yaşlar eylemiş revan,
Ciğerini dertle etmiş perişan.

Dedi Cebrail, niçin ağlıyorsun?
Hüzünle ciğerini dağlıyorsun?

Arkadaşların yiyip içip gezer,
Sen inliyorsun, canını ne üzer?

Dedi, kırk bin yıl vardır ki ya emin,
Aşktır bana yemek ve içmek hemin,

Nagehan bir ses işitti kulağım,
O zamandan bilemem sağı solum.

Nedense yüksek sesle bağırdılar,
Ya Muhammed diyerek çağırdılar.

O andan beri bilemem, n'olmuşam,
O adın ismine âşık olmuşam.

Yüreğim içinde eridi yağım,
Âşık oldu görmeden bu kulağım.

Cenneti başıma bu aşk, dar eder,
Gece gündüz işlerimi zâr eder.



Gerçi cennet içinde duruyorum,
Hep cehennem azabı görüyorum.

Hazret-i Cebrail der ki, ey Burak,
Ağlama hep, verdi muradını Hak.

Bir kimsede, aşkın nişanı olur,
Akıbet maşuk, er geç onu görür.

Gel beri maşukuna götüreyim,
Yarana merhem vurup bitireyim.

Aldı Cebrail Burak'ı o zaman,
Resulullaha ulaştırdı o an.

Hak selam etti sana ey Mustafa,
Ki mübarek hatırın bulsun safa.

Buyurdu gelsin misafirim olsun,
Arşımı seyreylesin, beni görsün!

Bu gece zahir olur esrar-ı Hak,
Gösterecektir sana didar-ı Hak.

Zemzemle doldu bütün âlem o an,
Arşa varır dediler Fahr-i Cihan.



Hem sekiz cennet kapısı açtılar,
Âlemin üstüne rahmet saçtılar.

Gel gidelim Hazrete, ya Mustafa!
Şu anda bekliyor eshab-ı safa!

Sana cennetten getirdim bir Burak,
Davet-i Rahmandır edesin idrak.

Çekti o anda Burak'ı Cebrail,
Önüne düştü ona oldu delil.

Göz açıp kapamadan Kudüs'e vardı,
Etrafını bütün nebiler sardı.

Enbiya ervahı karşı geldiler,
Mustafa'ya izzet ikram kıldılar.

Geçerek mihraba O hayr-ül-enam,
Enbiya ervahına oldu imam.

Gece durmadı yola oldu revan,
Bütün göklerden geçip etti seyran.

Her birinde türlü hikmetler gördü,
Cebrail'le varıp Sidre'ye erdi.

Cebrail'in durağıdır o makam,
Yerle gök ta ki tutalıdan nizam.



Gelip Cebrail makamında durdu
Rahmeten lil-âlemin ona sordu:

Bilemem, bu yolları ben nideyim,
Burada garibim, nere gideyim?

Cebrail dedi, sen ki Habibsin,
Sanma bu yerlerde öyle garipsin,

Burada bitti benim seyrangâhım,
İlerisinden dahi yok âgâhım.

Eğer geçsem zerre kadar ileri,
Yanarım hemen ey Hakkın serveri.

Dedi Cebrail'e o şah-ı cihan:
O halde sen yerinde kal bir zaman.

Söyleşirken Cebrail ile kelam,
Geldi Refref önüne, verdi selam.

Aldı o şah-ı cihanı o zaman,
Sidre'ye giderek getirdi heman.

Gördü gök ehli ibadette hepsi,
Her biri bir türlü taatte hepsi.

Hep gök ehli cümle karşı geldiler,
Mustafa'ya izzet ikram kıldılar.

Merhaba ya Muhammed dediler,
Ey şefaat kân-ı Ahmed dediler.

Her biri kutladı miracını,
Dediler giydin saadet tacını.

Yürü artık meydan senin bu gece,
Sultan ile sohbet senin bu gece.



Hepsi ile görüşüp geçti öte,
Varıp erişti O ulu hazrete.

Rabbimiz harfsiz, kelimesiz ve sessiz
Konuştu Mustafa ile şüphesiz

Dedi ki mahbub-u matlubun benim,
Sevdiğin can ile mabudun benim.

Gece gündüz durmayıp istiyordun,
Bir kez görsem cemalini diyordun.

Gel Habibim sana âşık oldum ben,
Cümle halkı sana köle kıldım ben.

Ne muradın var ise kılam reva,
Eyleyem bir derde bin türlü deva.

Mustafa dedi ya Rabbel-âlemin.
Ey affı ve hediyesi çok kerim,

O zayıf ümmetimin hali ne ola,
Hazretine nice onlar yol bula?

Ya İlahi hazretinden hacetim,
Şu dur ki, ola en makbul ümmetim.



Hak tealadan duyuldu bir nida,
Ya Habibim ben sana kıldım atâ.

Ümmetini sana verdim ey Habib,
Cennetimi onlara kıldım nasib.

Ey Habibim nedir, o ki diledin,
Bir avuç toprağa minnet eyledin.

Zatıma ayna edindim zatını,
Beraber yazdım adımla adını.

Ya Habibim anlıyorum ben seni,
Görmeğe hiç doyamazsın sen beni.

Tez varıp davet et kullarımı,
Ta gelip de göreler didarımı.

Göz açıp kapamadan Fahri cihan,
Ümmühanın evine geldi heman.

Her ne gelmişse Mirac'da başına,
Cümlesin haber verdi eshabına.

Dediler ey kıble-i İslam-ı din,
Kutlu olsun sana Mirac-ı güzin.

Hepimiz kullarız, sen ise şahsın,
Gönlümüzde daim parlayan mahsın.

Bize, ümmet olmak devleti yeter,
Müslüman olmanın izzeti yeter...





İstemem dünyanın tacı tahtını,

Affınla tanıdım yüce zatını,

Senki bağışlarsın rabbim diyeni,

Mahşerde kuranla haşreyle beni...


Ne kadar vursam da nefsimi taşa,,

Sabrını vermessen çıkamam başa,

Sen affetmedikçe ibadet boşa,

Bilirim seversin seni seveni,

Mahşerde kuranla haşreyle beni...


Neyleyeyim zatından başka sırdaşı,

Lutfuna kör bakan gözdeki yaşı,

Neyleyeyim aşkınla eğilmez başı,

Sonsuz rahmetinle tanıdım seni,

Mahşerde kuranla haşreyle beni...


Senden geldim yine dönüşüm sana,

şükrümü kabul et verdiğin cana,

Dünyalar bir yana rızan bir yana,

Yüce kuranınla tanıdım seni,

Ya rabbi onunla haşreyle beni...





Esselamu aleyküm Değerli Dostlar,


Sual: Mirac gecesini nasıl değerlendirmelidir?
CEVAP
Mirac gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirmeli. İki hadis-i şerif meali:
(Mirac gecesinde iyi amel eden için yüz yıllık mükâfat vardır.) [İ.Gazali]

(Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali]

Cuma günü tek olarak oruç tutmak, bazı âlimlere göre mekruhtur. Cumartesi günü oruç tutmak ise bütün âlimlere göre mekruh olduğu için, 
bu mübarek gün cumaya rastladığı zaman, orucu perşembe veya cumartesi ile birlikte tutmak iyi olur. 
Cumartesi gününe rastlarsa, Cuma ile cumartesi veya cumartesi ile Pazar günü beraber tutmak gerekir.

Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!

Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]

Mirac'da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac'dan mahrumdur. 
Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. 
Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.
Rabbim bizleri mahrum bırakmasın...
Namaz kılmayan kardeşlerimize de, en kısa sürede namaza başlamayı nasip etsin...
Cuma gecenizi ve yarın ki Mirac kandilinizi tebrik eder, hayırlara vesile olmasını cenab-ı hak'tan niyaz ederim...
Dualarda unutulmamak dileğiyle...


MayıS, Amazonn, Behice ve 3 diğer kişi beğendi
__________________
.




Ey ruhumda dolaşan deli taylar!
Ey gönlümü yakan kor alevler..
Söyleyin bana!
Bu mücadelenin sonunda ne var?











.






Sevdim Seni bir Kere ...!

Konu Ada tarafından (15.05.2015 Saat 10:31 ) değiştirilmiştir.
Ada isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 11:25   #4 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015


MayıS, Amazonn, Behice ve 2 diğer kişi beğendi
__________________


Papatya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 11:48   #5 (permalink)
La Tahzen!
Kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Hayırlı kandiller
Selam ve Dua ile ...

MayıS, Amazonn, Behice ve 2 diğer kişi beğendi
__________________
“вυdα вιr ιмтιнαɴ..” de,ɢeç…
''ηαšïp''
VERA isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 11:52   #6 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Tüm MüsLüman Aleminin Kandili Mübarek oLsun
HayırLı Kandiller bul Dua İle
ALLAH'ın Rahmeti ve Bereketi Üzerimizde oLsun İnş.

MayıS, Amazonn, Behice ve 2 diğer kişi beğendi
__________________
all the best.




[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 12:27   #7 (permalink)
Özel Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Allah razı olsun @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]canım.

Miracını Miraç,Resulullah'ı candan öte bilenin,O'ndan gelene boyun bükenin,dinini din,sözünü baş tacı edenin kandili mübarek olsun...

Nixie, Behice, Papatya ve 1 diğer kişi beğendi
Amazonn isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 12:28   #8 (permalink)
“Geçti artık,göğsümde
kuş barınmaz anladım. ”
(Metin Altıok)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Hayırlı kandiller.

Amazonn, Behice, Papatya ve 1 diğer kişi beğendi
__________________

''Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın.
Zaten en dayanılmaz acı buydu.
Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın..''

(Frida Kahlo)



Nixie isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 12:30   #9 (permalink)
Ada
Siyahı da Gökkuşağından Dışlamadılar mı?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Alıntı:
Amazonn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]canım.

Miracını Miraç,Resulullah'ı candan öte bilenin,O'ndan gelene boyun bükenin,dinini din,sözünü baş tacı edenin kandili mübarek olsun...
senden de razı olsun sultanım sağlıcakla kal

Amazonn beğendi.
__________________
.




Ey ruhumda dolaşan deli taylar!
Ey gönlümü yakan kor alevler..
Söyleyin bana!
Bu mücadelenin sonunda ne var?











.






Sevdim Seni bir Kere ...!
Ada isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 15.05.2015, 14:41   #10 (permalink)
Ekşinseverpollyanna

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Miraç Gecemiz Mübarek Olsun Forum Aşkı Ailesi 15.05.2015

Hayirli kandiller.
Dualarımız kabul olsun insallah.

Nixie, Amazonn, Behice ve 1 diğer kişi beğendi
__________________
Hipnoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 17
Ada, Amazonn, Araz, Behice, hanzala, Hipnoz, MayıS, Mecnun, MineL, Nixie, Ottoman7, Papatya, Perii, VERA, YeşiL6, Yusuf, Şekerpare
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 23:25