Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Türkçe - Edebiyat
facebook bağlan


Sözcük Türleri

Türkçe - Edebiyat kategorisinde açılmış olan Sözcük Türleri konusu , SÖZCÜK TÜRLERİ Ad soylu söcükler Ad (isim) Sıfat (önad) Zamir (adıl) zarf (belirteç) Edat (ilgeç) Bağlaç Ünlem Eylem soylu sözcükler Eylem (fiil) Eylemsi Yardımcı eylem Bileşik eylem Ek eylem Ad ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 31.10.2012, 14:28   #1 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Sözcük Türleri



SÖZCÜK TÜRLERİ

Ad soylu söcükler

Ad (isim)

Sıfat (önad)

Zamir (adıl)

zarf (belirteç)

Edat (ilgeç)

Bağlaç

Ünlem


Eylem soylu sözcükler

Eylem (fiil)

Eylemsi

Yardımcı eylem

Bileşik eylem

Ek eylem



Ad soylu sözcükler dörde ayrılır

1.Asıl sözcükler……ad eylem
2.Uydu sözcükler…..sıfat zamir
3.Gölge söcük………zamir
4.Anlamsız söcükler…….edat bağlaç ünlem


İsim: Varlılara seslendiğimiz sözcüklerdir.

Zamir: Varlıkların isimleri yerine kullandığımız sözcüklerdir.

Sıfat: Varlıkların niteliklerinin belirten sözcüklerdir.

Eylem: Varlıkların hareketlerini belirttiğimiz sözcüklerdir.

Zarf: Eylemleri çevreleyen sözcüklerdir.

Ünlem: Duyguları seslendiren sözcüklerdir.

Edat bağlaç: Dil birliklerinde görevli sözcüklerdir.

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
Jaqen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:40   #2 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Thumbs up Cevap: Sözcük Türleri

…Sözcük Türleri…
Ad, Adil, Bağlaç, Belirteç, Edat, Eylemsi, Fiil, Fiilimsi, ilgeç, isim, Konu Anlatimi, Onad, Sifat, Sözcük Türleri, Türk Dili, Türkçe, Ünlem, Zamir, Zarf


Sözcük Türleri

A. AD SOYLU SÖZCÜKLER
1.) İsim (Ad)
- İsim Çekim Ekleri

2.) Sıfat (Önad)
3.) Zarf (Belirteç)
4.) Zamir (Adıl)

B. EDAT SOYLU SÖZCÜKLER
1.) Edat (İlgeç)
2.) Bağlaçlar
3.) Ünlem

C. FİİLLER
1.) Fiiller
- Ekfiil (Ekeylem)
- Birleşik Fiiller
- Fiilimsiler
- Birleşik Zamanlı Fiiller
- Fiilerde Anlam (Zaman) Kayması

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:43   #3 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

İsim (Ad)

Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir. İsimlerle, karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Bunlar daima birbirlerini çağrıştırır. Örneğin “kitap” sözü aklımızda hemen varlık olarak “kitap” nesnesini canlandırır. Ya da bir kitabı gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir. Kavramlar için ise bu kadar belirgin bir ilişkinin varlığını söyleyemeyiz. Örneğin “dert” dendiğinde aklımızda bir nesne canlanmaz; ancak bunun insanı sıkıntıya sokan bir durum olduğu zihnimizde belirir.

İsim değişik yönlerden incelenir.

* Varlıklara Verilişlerine Göre;

a. Cins İsmi: Aynı türden varlıkları karşılayan isimlerdir. Bu varlıkların benzerleri etrafta çoktur: ağaç, top, kitap vs.

b. Özel İsim: Tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan isimlerdir.

Yer adları (Samsun, Uludağ…)

Kişi adları (Ahmet, Mustafa…)

Ülke adları (Pakistan, Şili)

Kitap, dergi, gazete adları (Yaban, Tanin…)

Kurum adları (Marmara Üniversitesi, Kızılay)

Dil adları (Türkçe, İngilizce…)

Din ve mezhep adları (İslamiyet, Ortodoks…)

Hayvanlara verilen adlar (Boncuk, Tekir…)



Bir isim, her zaman cins ismi olmayacağı gibi her zaman özel isim de olmaz.

“Mevsimlerden baharı severim.” derken “bahar” cins ismidir. Ancak;

“Bugün Bahar sınıfta yoktu.” cümlesinde bu isim bir kişi adı olmuş ve özel isim haline gelmiş. Elbette bunun tersi de olabilir.

“Uzaydan Dünya’nın resmini çekmişler.”

cümlesinde “Dünya” özel bir isimdir. Çünkü bir gezegeni karşılar. Ancak;


“Dün, seni, dünyayı dolaştım, bulamadım.” cümlesinde “dünya” çok yer gezmek anlamında mecaz bir anlama gelmiş ve cins ismi olmuştur.

Not : Özel isimlerin baş harfleri daima büyük harfle yazılır.

* Karşıladığı Varlığın Sayısına Göre;

a. Tekil İsim: Sayıca tek bir varlığı karşılayan isimlerdir: Kalem, silgi, ev…

b. Çoğul İsim: Sayıca birden çok varlığı karşılayan isimlerdir. İsimlere (-ler, -lar) eki getirilerek yapılır: Ağaçlar, evler, kitaplar…

c. Topluluk İsmi: Çoğul eki almadan birçok varlığı karşılayan isimlerdir: Toplum, halk, millet, ordu, bölük, sürü…


Topluluk isimleri de çoğul eki alabilir. Bu durumda grupların çoğulu bildirilmiş olur. Örneğin “Dünya milletlerinin yakınlaşması gerekir.” derken kendi içinde bir grup oluşturan “millet” sözüyle birden fazla grup anlatılmış olur.


İsimleri ayrıca somut ve soyut oluşlarına göre de gruplandırabiliriz. Ancak daha önce soyut, somut anlamı açıkladığımızdan, burada ayrıca üzerinde durmayacağız. Somut anlamlı olan “masa” sözcüğünün somut; soyut anlamlı olan “neşe” sözcüğünün soyut isim olduğunu bilmeliyiz.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:45   #4 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

İsim Çekim Ekleri

İsim soylu sözcüklere gelerek onlara cümlede görev ve anlam kazandıran eklerdir. Sadece isimlerle ilgili olmayıp zamir, sıfat ve zarflarla da ilgili olduğundan isim soylu sözcüklerin sonunda işledik. Bu ekleri şöyle gösterebiliriz.

1. Çokluk eki
2. Hal ekleri
3. Eşitlik eki
4. İyelik eki
5. İlgi eki

A. ÇOKLUK EKİ

Asıl işlevi isimlerin sayı bakımından çokluğunu bildirmektir.

Kalemler , çantalar , defterler alındı.

B. HAL EKLERİ

İsim soylu sözcüklere gelerek onların yüklemle ya da diğer sözcüklerle ilgilerini sağlayan eklerdir. Bunları şu şekilde inceleyebiliriz.

1. – i hal eki (yükleme hali)

“Ev – i gördüm.”

“Odun – u yardım.” cümlelerinde kullanılan eklerdir. Fiilin neyi etkilediğini gösterir. Fiile sorulan “kimi, neyi” sorularına cevap verir.

2. – e hal eki (yönelme hali)


“Eve gitti.” cümlesinde yer bildirir.

“Yaza gelecekler.” cümlesinde zaman bildirir; zarf yapar.

“Beş bin liraya aldım.” cümlesinde miktar bildirerek zarf yapar.

“Başbaşa resim çektirmişler.” cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış.

Bu ek “ben” ve “sen” şahıs zamirlerine geldiğinde, zamirlerin yapısını değiştirir ve onları “bana”, “sana” şekline çevirir.

Bu eki,

“Haberi duyunca koşa koşa olay yerine geldi.”

“Elindeki taşları oraya buraya rastgele atıyordu.”

“Saat üçü beş geçe istasyonda buluşacağız.” cümlelerinde altı çizili eklerle karıştırmayalım. “-e” hal eki fiillerin kök ya da gövdelerine eklenmez.

3. – de hal eki (bulunma hali)

“Evde bekliyor.” cümlesinde yer bildirir.

“Ayakta bekliyor.” cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış.

“3′te gelecek.” cümlesinde zaman bildirerek zarf yapmış.

“Onlar gözde insanlar.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmiş ve sıfat yapmış. Elbette bu durumda yapım eki olmuş.

“Buralarda saz boyunda otlar biter.” cümlesinde sıfat yapmış ancak yapım eki olmamış.

4. – den hali (çıkma durumu)


“Evden çıktı.” cümlesinde yer bildirmiş.

“Akşamdan gidelim.” cümlesinde zaman bildirmiş.

“Sıradan insanlardı onlar.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirerek sıfat yapmış ve yapım eki olmuş.

“Senden iyi arkadaş bulamam.” cümlesinde karşılaştırma bildirmiş.

“Sıkıntıdan tırnaklarını yerdi.” cümlesinde neden bildirmiş.

“Her taraf kağıttan uçaklarla doluydu.” cümlesinde bir şeyin neyden yapıldığını göstermiş.

“Birden ayağa fırladı.” cümlesinde durum bildirmiş. Bu tür örnekler çoğaltılabilir. Önemli olan, eklerin cümle içindeki anlamını kavramaktır.

5. Yalın hâli: Bu hâl eksizdir.

ÖRN: Ahmet, ev…


C. EŞİTLİK EKİ

İsim soylu sözcüklere gelip onlara değişik anlamlar katan ve anlama bağlı olarak onları sıfat, zarf yapan – ce , -ca (-çe, -ça) ekleridir.

Böyle çocukça davranmamalısın. (benzerlik)

Sınıfça geziye gittik. (topluluk)

Bence bu kazak daha güzel. (kanaat)

Çocuğu iyice dövmüşler. (pekiştirme)

Onca işim arasında seni mi düşüneyim? (derecelendirme)

Bu ve buna benzer anlamlar katan eşitlik eki ayrıca sözcüğün görevini de değiştirir. Birinci cümledeki “çocukça” sözü zarftır. Ancak bu sözcük eşitlik eki almadan çocuk ismini karşılar. Ek alınca türü değişmiştir.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:47   #5 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Sıfat (Önad)

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir.

Sıfatlar ancak varlıklarla ortaya çıkar. Bu nedenle tek başlarına kullanılamaz. Sıfat olarak kullanılan çoğu sözcük bazen bir kavramın karşılığıdır. Örneğin “mavi”, bir renk ismidir, “iki”, bir sayı ismidir. Ancak bu sözcükler isimlerin özelliklerini bildirecek duruma gelirse sıfat olur. Yani;

“Mavi gözlerine bayıldım.” cümlesinde “mavi” göz isminin rengini bildirdiğinden sıfattır. Ya da “iki” sözü; “İki kalemi vardı.” cümlesinde kalemlerin sayısını bildirdiğinden sıfat olmuştur.

Ancak sıfatın mutlaka isimden önce gelmesi gerekmez. Bazen bir ismin niteliğini bildirmesine rağmen isimden önce gelmediği de olur.

Bu genel bilgilerden sonra, şimdi de sıfatların çeşitlerini görelim.

a. Niteleme sıfatları

Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır. Bunlar varlığın nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

“Kurumuş yapraklar yere döküldü.” cümlesindeki altı çizili sözcük, yaprağın nasıl olduğunu yani niteliğini bildiriyor. İsme “Nasıl yapraklar?” diye sorarsak cevap olarak “kurumuş” sözünün geldiğini görürüz.

b. Belirtme sıfatları

Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır. Kendi arasında dört gruba ayrılır.

İşaret Sıfatı: Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlardır. Söyleyen kişinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığına göre değişir.

“Bu evi biz aldık.” cümlesinde evin yakın olduğu;

“Şu evi biz aldık.” cümlesinde biraz uzak;

“O evi biz aldık.” cümlesinde çok uzak ya da, sözü edilen bir evin olduğu anlaşılır. Bu cümlelerde altı çizili sözcükler işaret sıfatıdır. Bu tür sıfatlar isme “hangi” sorusunun sorulmasıyla bulunur. “Hangi ev?”, “ “Bu ev” gibi…

Bazı işaret sıfatları ise yer bildirir. Bunlar çoğu zaman “-ki” ekini alarak kullanılır.

Buradaki evi biz aldık.

Şuradaki evi biz aldık.

Oradaki evi biz aldık.

cümlelerinde bulunan altı çizili sözcükler yer bildiren işaret sıfatlarıdır. Bunların dışında; öteki sokak, beriki ağaç gibi yer bildiren sıfatlar da vardır.

Sayı Sıfatları : İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlardır. Birkaç türü vardır.

Sınıfta yedi öğrenci vardı.

Asıl sayı

sıfatı

Yedinci öğrenci gelsin.

Sıra sayı

sıfatı

Yedişer kişi geldi.

Üleştirme

sayı sıfatı

Yedi de bir ihtimal var.

Kesir sayı

sıfatı

Çeyrek ekmek aldı.

Kesir sayı

sıfatı

Bunların dışında bazı kaynakların topluluk sayı sıfatı diye adlandırdığı, ikiz çocuk gibi sıfatlar da vardır.

Belgisiz Sıfat : İsimlerin nicelik yönüyle belirsizliklerini ifade eden sıfatlardır.

Bazı konularda bilgisi yoktur.

Birtakım yanlış fikirleri vardı.

Hiçbir öğrenci gelmemişti.

Bütün kitapları aldı.

Her yer tertemizdi.

Bir gün bu iyiliğinizi ödeyeceğim.

cümlelerinde altı çizili sözcükler belgisiz sıfatlardır. İsimleri sayıca az çok belli etmişler ancak tam bir özellik bildirmemişlerdir.

Soru Sıfatı : İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soran sıfatlardır. Bu sözcüklerin yerine konan sözcükler de sıfattır.

Nasıl filmleri seversin?

Kaçar lira ayırmamız gerekiyor?

Hangi soruyu çözemedi?

Adlaşmış Sıfat

Bazen kişinin tam olarak bilinmediği ya da niteliğinin vurgulanmak istendiği durumlarda isim söylenmeyip sıfat, ismin yerine geçirilebilir. Bu tür sözcüklere adlaşmış sıfat denir. Adlaşmış sıfatlar niteleme sıfatlarıyla yapılır.

“Korkak insanların kendine güveni yoktur.”

cümlesinde niteleme sıfatı olan “Korkak” sözcüğü,

“Korkakların kendine güveni yoktur.”

cümlesinde “insanlar” isminin düşmesiyle adlaşmış sıfat olmuştur.

Adlaşmış sıfat olan sözcükten sonra bir isim gelirse, anlam karışıklığını önlemek için iki sözcük arasına virgül (,) konur.

İhtiyar, adamlara şöyle bir baktı.

İhtiyar adamlara şöyle bir baktı.

Not : Sıfatla, onun nitelediği isim arasına hiçbir noktalama işareti konmaz.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:50   #6 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Zarf (Belirteç)

İsimlerin varlıkları ya da kavramları karşıladığını, fiillerin ise hareketleri, oluşları karşıladığını belirtmiştik. Varlıkların nasıl belli nitelikleri varsa, fiillerin de belli nitelikleri vardır. İsmin niteliğini bildiren sözcüklere sıfat demiştik. Fiillerin niteliğini bildiren sözcüklere de zarf diyoruz.

“Güzel bir evde oturmak istiyorum.” cümlesinde “güzel” sözcüğü “ev” isminin niteliğini bildiriyor, onun nasıl olduğunu açıklıyor. Öyle ise bu sözcük sıfat görevindedir.

Aynı sözcük;

Bu ev uzaktan daha güzel görünüyordu.” cümlesinde “görünmek” fiilinin nasıl olduğunu bildiriyor. İşte bu durumda “güzel” sözü zarftır.

Kısaca zarflar fiillerle ilgili sözcüklerdir. Bunun dışında, sıfatın, adlaşmış sıfatın veya başka bir zarfın derecesini bildiren zarflar da vardır.

1. Durum Zarfları

Fiilin durumunu yani nasıl yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

O, hızlı koşardı. (Nasıl koşardı?)

Çok tatlı gülümsüyor. (Nasıl gülümsüyor?)

Bu günler zor geçecek. (Nasıl geçecek?)

cümlelerinde altı çizili sözler durum bildiren zarflardır. Bu sözcüklerden sonra isim gelseydi sözcükler sıfat olacaktı.

Zarfın mutlaka fiillerden önce gelmesi şart değildir. Zarfla fiil arasına başka sözcükler girebilir.

“Dışarıdan kesik kesik köpek havlamaları geliyordu.”

cümlesinde “kesik kesik” zarfıyla onun nitelediği fiil arasına başka öğe girmiştir. Elbette bu zarfın özelliğini değiştirmez.

2. Zaman Zarfı

Fiilin ne zaman yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “ne zaman” sorusuna cevap verir.

Tatilden dün dönmüşler.

Akşama bizde toplanıyoruz.

Artık buradan gitmelisin.

cümlelerinde altı çizili sözcükler fiilin zamanını bildirdiklerinden zarf görevindedirler.

3. Yer – Yön Zarfı

Fiilin yöneldiği yeri bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nereye” sorusuna cevap verir ve ek almaz. Bu tür zarfların sayısı bellidir.

“Yukarı çık, ben de geliyorum.” cümlesinde, fiile “Nereye çık?” diye sorarsak, “yukarı” cevabı gelir. Ek de olmadığına göre yer – yön zarfıdır. Eğer cümle “Yukarıya çık.” şeklinde olsaydı, sözcük isim görevinde kullanılmış olacaktı.

Aşağı indi. Öte gitti.

Geri geldi. Beri geldi.

İleri gitti. Dışarı çıktı.

İçeri girdi.

cümlelerinde altı çizili sözcükler yer zarflarıdır.

4. Azlık – Çokluk (Miktar) Zarfları

Zarflar içinde çok değişik özellikler gösteren sözcüklerdir bunlar. Fiilin, sıfatın, zarfın, adlaşmış sıfatın miktarlarını bildirebilen geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu zarflar “ne kadar” sorusuna cevap verir.

“Pastadan biraz alabilir miyim?”

cümlesinde “alabilir miyim” fiiline “Ne kadar” sorusunu sorarsak “biraz” cevabı gelir. İşte fiilin miktarını bildiren bu sözcük zarftır.

Bu tür zarflar sıfata sorulan “ne kadar” sorusuna da cevap verebilir.

Örneğin;

“Çok güzel bir kitaptı.” cümlesinde “kitap” isimdir. “Nasıl kitap?” diye sorarsak “güzel” sıfatı cevap verir. “Ne kadar güzel?” diye sorarsak “çok” cevabı gelir. İşte sıfatın derecesini bildiren “çok” sözcüğü zarftır. Çünkü burada çok olan güzelliktir.

Bu tür zarflar, başka bir zarfın derecesini de bildirebilir. Bu durumda zarfa sorulan “ne kadar” sorusuna cevap verir.

“Çok hızlı koşuyor.” cümlesinde “koşuyor” fiildir. “Nasıl koşuyor?” diye sorarsak “hızlı” zarfını buluruz. “Ne kadar hızlı?” diye sorduğumuzda ise “çok” cevabı gelir. Zarfın derecesini bildiren bu sözcüğe de zarf diyoruz.

Bunlar adlaşmış sıfatların da derecelerini bildirebilir.

“Bu plan en yaşlılar da göz önüne alınarak hazırlandı.”

cümlesinde “yaşlılar” adlaşmış sıfattır. Buna “Ne kadar yaşlı?” diye sorarsak “en yaşlılar” cevabı gelir. Yaşlıların derecesini bildiren “en” sözü zarftır. Örnekleri çoğaltalım.

O, bu derse pek çalışmadı. (Fiilin zarfı)

Pek sağlam bir ayakkabıya benzemiyor. (Sıfatın zarfı)

Pek akıllısın sen de! (Adlaşmış sıfatın zarfı)

“Ne kadar” sorusu elbette sadece zarfı buldurmaz.

“Fazla mal göz çıkarmaz.” cümlesinde altı çizili sözcük “mal” isminin miktarını bildirdiği için sıfattır. Çünkü isimlerin zarfı olmaz.

“Bu kadar çok arabayı nasıl taşıyor bu köprü?” derken “çok” sözü “araba” isminin sıfatı, “bu kadar” sözü de “çok” sıfatının zarfıdır.

Bazen cümlede birden fazla zarfın veya sıfatın olması, aklımızı karıştırabilir.

“Sevimli , sarışın bir çocuk içeri girdi.” cümlesinde “çocuk” isim, “sarışın” sıfat, “sevimli” sıfattan önce geldiği için zarfttır, gibi bir yanlış düşünceye kapılmayalım. Bir sözcüğün, zarfın ya da sıfatın zarfı olması sadece “ne kadar” sorusuna cevap vermesiyle, yani derece bildirmesiyle mümkündür. Bu cümlede ise altı çizili bütün sözcükler ismin sıfatlarıdır.

5. Soru Zarfı

Cümlelerde zarfları bulmak için kullandığımız sorular vardı. Bunların hepsi – nereye hariç – soru zarflarıdır.

Nasıl bu kadar güzel konuşuyor?

Gittiği yerden ne zaman dönecek?

Ne kadar hızlı yüzüyor?

Neden söz vermesine rağmen gelmiyor?

Ne gülüp duruyorsun iki saattir?

cümlelerinde altı çizili sözcüklerin hepsi soru zarfıdır.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 21:53   #7 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Zamir (Adıl)

İsim olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir diyoruz. Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır.

Zamirler değişik bölümlere ayrılır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Şahıs zamirleri
2. Dönüşlülük zamiri
3. İşaret zamirleri
4. Belgisiz zamirler
5. Soru zamirleri

Şimdi bunları tek tek inceleyelim.

1. Şahıs (kişi) Zamirleri

Şahıs isimlerinin yerine geçen zamirlerdir. Dilimizde altı şahıs olduğuna göre altı tane şahıs zamiri var demektir.

Ben biliyorum.
Sen biliyorsun.
O biliyor.
Biz biliyoruz
Siz biliyorsunuz.
Onlar biliyorlar.

2. Dönüşlülük Zamiri

Bu zamir “kendi” sözcüğüdür. Şahıs isimlerinin yerine geçebileceği gibi hayvan isimlerinin ya da cansız varlıkların isimlerinin yerine de geçebilir. Çoğu zaman ek alarak kullanılır.

Kendim Kendimiz

Kendin Kendiniz

Kendi Kendileri

Bu sözcüklerdeki altı çizili ekler dönüşlülük zamirinin hangi şahsı ifade ettiğini gösterir.

Dönüşlülük zamirinin en önemli özelliği, diğer zamirlerle beraber kullanılabilmesidir. Böyle durumlarda zamir, pekiştirme anlamı taşır.

“Bu soruyu ben kendim çözdüm.”

cümlesinde hem “ben” hem “kendim” zamirleri kullanılmış; böylece “ben” zamirinin anlamı kuvvetlenmiş.

3. İşaret Zamirleri

İsimleri, yerlerini işaret ederek karşılayan zamirlerdir. Bunlar işaret sıfatının zamirleşmesiyle oluşmuştur.

Bu geldi. Bunlar alındı.

Şu satıldı. Şunlar çağırdı.

O gidecek. Onlar beğenildi.

cümlelerinde altı çizili sözcükler işaret zamirleridir. Burada üçüncü tekil şahıs için kullanılan “o” zamiriyle, işaret zamiri olan “o” zamirini karıştırmayalım. Şahıs zamirleri sadece şahıslarda kullanılır.

“O, ders çalışıyor.” cümlesinde şahıs zamiri olan “o” sözü “O, demirden yapılmış.” cümlesinde insan olamayacağından işaret zamiri olmuştur.

Ancak işaret zamirleri insanlar için de kullanılabilir.

“Bu benim kardeşim, şu da onun arkadaşı.”

cümlesinde altı çizili zamirler işaret zamiri oldukları halde şahıs isimlerinin yerlerine geçmiş. Bu durumda “o” işaret zamirinin de insanı karşılayacağı düşünülebilir. Örneğin sınıfta işaret ederek,

“Bu, tembel; şu, biraz çalışkan; o, sınıfın en iyisi.”

dersek “o” işaret zamiridir. Çünkü “o” şahıs zamiri sözü edilen kişinin yanımızda olmadığı yani bizim onu görmediğimiz durumlarda kullanılır.

Bunların dışında işaret bildiren başka zamirler de vardır. Ancak bunların yapısı biraz farklıdır.

Burası eskiden boştu.
Şurası sizin ev miydi?
Orası pek hoşuma gitmedi.
Buraları bize aitti.
Şuraları temizleyin.
Oraları unuttum bile ben.

cümlelerinde altı çizili sözcükler de işaret zamirleridir. Bunların dışında,

“Bu kitap benim, öteki senin.”

cümlesindeki altı çizili zamir gibi daha birkaç işaret zamiri de vardır.

4. Belgisiz Zamirler

İsimleri, tam olarak belli olmayan bir nicelik yönünden belirten belgisiz sıfatlar, isimler düşünce onları karşılar ve belgisiz zamir olur.

“Bazı insanlar çalışkandır.” cümlesinde altı çizili sıfat;

“Bazıları çalışkandır.” cümlesinde zamir olur. Çünkü “insanlar” isminin yerine geçer. Bunu birkaç örnekte daha gösterelim.

Birçok öğrenci bu konuyu bilmez.

sıfat

Birçoğu bu konuyu bilmez.

zamir

Hiçbir kalemi beğenmedim.

sıfat

Hiçbirini beğenmedim.

zamir

Birkaç yaşlı parkta oturuyordu.

sıfat

Birkaçı parkta oturuyordu.

zamir


Sıfat olarak kullanılmayan belgisiz zamirler de vardır:

Herkes senin burada olduğunu sanıyordu.

Kimse ben haber vermeden içeri girmesin.

Hepsi de çok ucuz fiyata satılmış.

Bu cümlelerdeki altı çizili sözcükler sadece zamir olarak kullanılabilir.

5. Soru Zamirleri

İsimlerin yerlerine soru yoluyla geçen sözcüklerdir. Bu sözcüklerin yerine, sorduğu isimler getirilebilir.

“Bu çiçeği sana arkadaşından başka kim getirir?”

cümlesinde altı çizili söz, çiçeği getiren kişinin isminin yerine kullanılmıştır. Bu kişinin ismini “kim” zamirinin yerine koyabiliriz.

Çarşıdan ne aldın?
Nerede oturuyorsunuz?
Hangisi önce geldi?
Kaçı bizimle gelecek?

Zamirler, kendileri gibi ismin yerine geçen adlaşmış sıfatlarla karıştırılmamalıdır. Bunların ikisi de ismin yerine geçiyor. Ancak zamirler isimlerin herhangi bir niteliğini bildirmediği halde adlaşmış sıfatlar ismi niteliğiyle beraber karşılar.

Bu kadın dün de gelmişti.

Yaşlı kadın dün de gelmişti.

Bu cümlelerde altı çizili sözlerin ikisi de sıfattır. Birincisi işaret sıfatı, ikincisi ise niteleme sıfatıdır. Bu sıfatların belirttiği “kadın” isimleri cümleden çıkarılırsa,

“Bu dün de gelmişti.”

“Yaşlı dün de gelmişti.”

şekline gelen cümlelerde altı çizili sözler ismin yerine geçmişlerdir. Bu sözcüklerin anlamlarına baktığımızda “bu” sözcüğünün, yerine geçtiği ismin niteliğini bildirmediğini, “yaşlı” sözcüğünün ise bildirdiğini görüyoruz. Öyleyse birincisi zamir, ikincisi adlaşmış sıfattır.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 22:13   #8 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Edat (İlgeç)

Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:

Gibi:

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.
  • Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat)
  • Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat)
  • Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf)
  • Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf)
  • Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
  • Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.)
  • Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda)
  • Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda)
  • Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)
  • Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde)
  • Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında)
  • Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında)
  • Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin)
  • Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
  • Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma)
  • O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)

İçin:

“-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.
  • Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s)
  • Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s)
  • Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s)
  • İşe girmek için ehliyet almış (a.s)

Görelik anlamında görüş bildirir:
  • Sen benim için dünyanın en güzel kızısın.
  • Bu çalışmalar onun için boş bir uğraştı.

Karşılığında, karşılık olarak:

*Bu elbise için çok para harcadım.

*Ev için size yüz bin lira veririm

Uğruna, yoluna:

* Vatan için nice şehitler verdik.

* Bu eylemi tüm insanlık için yapıyoruz.

Hakkında:

* Veliler bizim okul için ne söylüyorlar?

* Eleştirmenler, filminiz için olumlu konuşuyor.

Aitlik, özgülük:
  • Bu pastayı sizin için ayırdım.
  • Bahçeye oğlum için salıncak kurdum.

Oranla:
  • O şapka senin için çok büyük.

Süre bildirir:
  • Kitabı bir hafta için aldım.
  • Birkaç gün için İstanbul’a gideceğim.

İle (-la, -le ):

Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar.
  • Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç)
  • Uçakla İzmir’e gitmişti (araç)
  • Konsere arkadaşımla gittim. (birliktelik)
  • Çocuk, yolda babasıyla yürüyordu. (birliktelik)
  • Öfkeyle kalkan zararla oturur. (durum )
  • Gökyüzü, hasretle kucaklasın doğayı. (durum)
  • Sınav heyecanıyla kalemimi unuttum. (sebep)
  • Kaza korkusuyla araba kullanamıyor ( sebep)

Kadar:

Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar.
  • Adana, cennet kadar güzel bir yerdir. (benzerlik)
  • Siirt, bu yaz cehennem kadar sıcaktı. (benzerlik)
  • Bir peri kadar güzel bir kızdı. (benzerlik)
  • Sen de onun kadar çalışsaydın sınavı kazanırdın.(karşılaştırma)
  • Babası kadar iyi şarkı söylüyor. (karşılaştırma)

Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe:
  • Bin kadar asker cepheye gidiyordu. (yaklaşık)
  • Pazardan iki kilo kadar pirinç almış. (yaklaşık)
  • Bu ev akşama kadar temizlenecek. (zamanda sınırlama)
  • Cumaya kadar ödevimi bitirmeliyim. (zamanda sınırlama)
  • Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (zamanda sınırlama)
  • Eve kadar yürümem gerekiyor. (mesafe sınırı)

Mesafe sınırı:
  • Yapılacak dünya kadar işim var.
  • Avuç içi kadar bir evde yaşıyorlar.

Gibi anlamında kullanılabilir:
  • Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum.

Karşı:

Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.
  • Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön)
  • Duvara karşı on adım yürü. (yön)
  • Sabaha karşı çok şiddetli yağmur yağdı. (zaman)

Karşılık olarak , yönelik anlamı katar:
  • Bu sözüne karşı ben ne diyebilirim ki şimdi. (karşılık olarak)
  • Resme karşı ilgin ne zaman başladı?( -e yönelik)

UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur.
  • Karşı evin penceresi açık kalmış. (sıfat)
  • Önce karşı sahaya çıktı. (sıfat)
  • Karşıya geçmeden önce sağına ve soluna bak.(isim)

Göre:

Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar:
  • Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor. (görüş)
  • Anneme göre bu yıl sınavı kesin kazanırmışım. (görüş)
  • Bulunduğun ortama konuşacaksın. ( uygun)
  • Zevkime göre bir elbise arıyorum. (uygun)

Karşılaştırma ilgisi kurar:
  • Burası eski evimize göre daha büyük.
  • Yaşıtlarına göre çok hızlı koşuyorsun.

Üzere:

Koşul ve amaç ilgisi kurar.
  • Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul)
  • Konuşmak üzere kürsüye çıktı. (amaç)

Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar:
  • Hemen eve dönelim, akşam olmak üzere. (yaklaşık)
  • Zil çalmak üzere. ( yaklaşık)
  • Her şey planlandığı üzere yapılacak. (şeklinde)

Doğru:

Yön ve zaman ilgisi kurar.

  • Eve doğru yürüyorum. (yön)
  • Akşama doğru misafir gelecek. (zaman)

İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur:
  • Eğri oturup doğru konuşalım. (zarf)
  • Bu zamanda doğru insanı bulmak zordur. (sıfat)
  • Tahtaya bir doğru çizdi. (isim)

Sanki:

Benzetme, sitem ilgisi kurar.
  • Gökyüzü sanki yaramaz bir çocuk. (benzetme)
  • Sanki verdiğim her işi yapıyorsun. (sitem)
  • Sanki selam verdin de almadık. (sitem)

Diğer edatlar:
  • İşten sonra bize uğrayacak.
  • Bu işi ancak sen yaparsın.
  • Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek.
  • Sabahtan beri dışarıyı izliyor.
  • Bu mutlu olaya sadece yıldızlar şahittir.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 22:18   #9 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Bağlaçlar

Cümleleri veya aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlayarak aralarında anlam ilgisi kuran sözcüklere denir.

“İLE” – “VE” BAĞLAÇLARI

Aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlar.

—Evin ve bahçenin kapısı açıktı.(Tamlayan)
—Bu radyo Adana’da ve Mersin’de yayın yapıyor.(D.T)
—Akşam arkadaşıma gideceğim ve her şeyi anlatacağım.
—Cehennemle cenneti bu dünyada yaşadık.(Nesne)
—Evle okul arasında mekik dokuyor.(Tamlayan)
—Annesiyle babası yarın bize gelecek.(Özne)

Uyarı: Biri bağlaç diğeri edat olan iki çeşit “ile” vardır.Bir cümlede “ile”nin yerine “ve”yi getirebiliyorsak bağlaç, getiremiyorsak edattır.

—“Bazen yandık bazen menekşelerle söyleştik.(Edat)
—“Kazaklarla ceketi parayla aldım.(B-E)


“DE” BAĞLACI

*Eşitlik, gibilik anlamı katar.

—O filmi ben de seyrettim.
—Bence Aslı da bu işten anlamıyor.

*Abartma anlamı katar.

—Çocuğun okuduğu şiir de şiirdi hani.
—Aldıkları araba da araba yani.

*Küçümseme anlamı katar.

—Sen sınavı kazanacaksın da ben göreceğim.
—Sanki bu işten anlıyorsun da konuşuyorsun.
—Büyüyecek de adam olacak da bize bakacak.

*Sitem anlamı katar.

—Okula kadar geldin de bir selam vermedin.
—İzmir’e kadar geldin de yanıma uğramadın.
*Şaşma,inat,sebep, korkutma anlamı katar.
—Kardeşin de mi bizimle gelecek?(Şaşma)
—Ufaklık, kalemi vermem de vermem,diyor.(İnat)
—Ailesiyle kavga etti de evi terk etti.(Sebep)
—Dışarı çık da göreyim.

*Ama, fakat anlamında kullanılır.

—Pansiyona kaydını yaptı da yerleşmedi.
—Bize gelmiş de fazla kalmamış.”

Uyarı: Türkçede biri bağlaç diğeri hal eki olan iki çeşit “de” vardır. “De”yi cümleden çıkardığımızda cümlenin yapısı bozulursa ektir bitişik yazılır, bozulmazsa bağlaçtır ayrı yazılır.

—Bakkalda sebze de satılıyormuş.
—Ayşe de okulda kalmış.


“AMA” , “FAKAT” BAĞLACI

*Karşıt anlamlı iki cümleyi birbirine bağlar.

—Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı.
—Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu.

*Koşul, pekiştirme anlamı katar.

—Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin.
—Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa.
—Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın.
—Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var.
—Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı.

“ANCAK” ,“YALNIZ” BAĞLACI

*Ama, fakat anlamında kullanılıyorsa bağlaç,
* Bir tek,sadece anlamında kullanılıyorsa edat,
* Önündeki ismi niteliyorsa sıfat,
* Fiili niteliyorsa zarftır.

—Geziye yalnız bizim sınıf katıldı. (edat)
—Bu adam evde yalnız yaşıyor. (zarf)
—Yalnız insanlar hayata karamsar bakarlar. (sıfat)
—Onunla konuşurum yalnız fikrim yine de değişmez.(bağ)
—Bu işin üstesinden ancak sen gelirsin. (edat)
—Yoğun trafikte işe ancak yetişebildim. (zarf)
—Bütün gün evde yalnızdım. (adaşmış sıfat)
—Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.(b.)

“Kİ” BAĞLACI

*Özneyi pekiştirir.

—Ben ki yedi iklimin padişahıyım.
—Sen ki Fransa eyaletinin valisisin.

*Neden-sonuç vardır.

—Günü kötü geçmiş ki çok kızgın görünüyor.
—Sana değer veriyorum ki seninle konuşuyorum.

*Kuşku,yakınma,şaşma,amaç-sonuç, tahmin

—Beni tanımıyorsun ki…(Yakınma)
—Kafamı bir kaldırdım ki onu karşımda gördüm.(Şaşma,)
—Arabayı o çizmiş olabilir mi ki?(Kuşku)
—Sana iş buldum ki kimseye muhtaç olmayasın.(A-S)
—Geç saatlere kadar çalışmış olmalı ki sabah uyanamamış. (tahmin)

“HEM…HEM” BAĞLACI

Karşılaştırılan iki unsurun hepsi anlamını vermektedir.Eş görevli sözcükleri bağlar.

—Hem arabayı hem evi üzerine alacakmış.(Nesne)
—Hem ucuz hem kaliteli ayakkabı satıyor.(Sıfat)
—Hem çalışıyor hem üniversite okuyor.(Cümle)

NE…NE BAĞLACI

Cümleyi anlamca olumsuz yapar.Karşılaştırılan iki unsurun hiçbiri anlamını verir.

*Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne bir kol.(Özne)
*Adam kızını ne arıyor ne soruyor. (yüklem)
*Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (cümle)
*Bu konu ne seni ne beni ilgilendirir. (nesneyi)

NOT: İki karşıt sıfatı birbirine bağlarsa “ikisinin arası, ortası” anlamı verir.
· Kız ne zayıf ne şişman biriydi.
· Konuşan adam ne uzun ne kısaydı.
YA YA BAĞLACI:

Karşılaştırılan unsurlardan birini ifade etmek için kullanılır.
· Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. (cümleleri)
· Aynayı ya Ayşe ya Özlem kırmıştır. (özne)
· Ya salonun ya mutfağın penceresi kırıldı. (tamlayan)
· Takıma ya beni ya onu alacaksın (nesneyi)
DİĞER BAĞLAÇLAR

—Ogün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)
—Bu maçı kazanacağız hatta şampiyonolacağız.(pekiştirme)
—Mademki söz verdin, sözünü tutacaksın.
—Bu mağazada elbiseler çok güzel üstelik çok ucuz.
—Sanki dağları sen yarattın.
—Meğer bütün evi o dağıtmış.
—Eğer kardeşine uğrarsan selamımı söyle.
—Çok geç kaldılar; yoksa kaza yaptılar.
—Ders çalışmıyor; üstelik yaramazlık yapıyor.
—Önce bunlardan yani çok iyi bildiğiniz sorulardan başlayın.
—Bizde yahut sizde çalışabiliriz.
—İster yazarsın ister yazmazsın.

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.12.2014, 22:19   #10 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sözcük Türleri

Ünlem

Ünlemler, insanlığın kullandığı en ilkel sözcüklerdir. Bunların da edat ve bağlaçlar gibi belli bir anlamları yoktur. Öyleyken, tek başlarına kullanıldıklarında bile cümle değeri taşırlar. Ama çoğunlukla, kendilerini açıklayan bir cümlenin başında ya da sonunda yer alarak söz konusu cümleye belli bir duygu anlamı katarlar.

Ünlem türündeki sözcüklerle, genellikle, belli durumlar karşısında gösterdiğimiz anlık tepkilerimizi dile getiririz : “Şaşırma, korkma, uyarı, sevinme, üzülme, istemeye istemeye kabul etme, bıkkınlık, rahatlama, isteklendirme, aşırı beğenme, aşırı beğenmeme, onaylama, sesleniş, ayıplama, alay, küçümseme, özlem, anımsama, acıma, yakınma” yalnızca ünlem kullanarak dile getirebileceğimiz anlamların bazılarıdır.

Ünlemleri ses ve sözcük halinde olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz ;

Ses halinde olan ünlemler : Ses halinde olan ünlemlerin başlıcaları şunlardır : A!(aaa!), e!(ee!), O! (Ooo!), Of!(Off…!), Uf!, Ah!, Ha!, Hay!, Tu!, Tü!, Eh!, Ay!, Ya!, Oh!, Tüh!, Üf!…

Örnek : O! Nereye böyle? (şaşma, şakınlık)
Ooo! Hoş geldin Ayşeciğim. (Beklenmezlikle birlikte sevinme)
Vah zavallı adam!… (Acıma)
Haa..! Unutmuşum yahu! (Hatırlama)
Ah, şu insanlık! (Kızma, hoş görmeyiş)
Eh, hayırlısı neyse o olsun! (Kabullenme)
Eee…, Fazla uzun ettin! (Bıkkınlık)

Sözcük halinde olan ünlemler : Sözcük halinde olan ünlemlerin başlıcaları şunlardır : Aman!, Aman tanrım!, Eyvah!, Haydi!, Bravo!, Yazık!, Sakın!, Yaşa!, Allah!, Yarabbi!, Hoppala!, Hop!, Yuh!… Örnek : Eyvah, cüzdanım yok! (şaşkınlık, korku)

Aman, bırak gitsin! (Bıkkınlık, usanç)
Bravo! Bravo! Büyük başarı. (Takdir etme, övme)
Hoppala, bir de bu çıktı. (Beklenmezlik)
Sakın o odanın kapısını açmayın! (Uyarı)
Yazık pek de gençmiş! (Üzüntü)
Tanrım, bana yardım et! (Yakarış)

Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
DeLi.Cocuk, Flora, Şafak
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 00:29