Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Türkçe - Edebiyat
facebook bağlan


Toplumsal Biçimlere Göre Halk Öykülerinin Oluşum Süreci

Türkçe - Edebiyat kategorisinde açılmış olan Toplumsal Biçimlere Göre Halk Öykülerinin Oluşum Süreci konusu , Toplumsal Biçimlere Göre Halk Öykülerinin Oluşum Süreci Halk öyküleri toplumların sosyal konumlarına göre değişik yapılanma evrelerine tanık olmuştur. Bunun için halk öyküleri yalnızca yazınsal bir ürünü oluşturmaz. Halk öyküleri yazınsal ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.02.2015, 20:17   #1 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
tick Toplumsal Biçimlere Göre Halk Öykülerinin Oluşum Süreci



Toplumsal Biçimlere Göre Halk Öykülerinin Oluşum Süreci

Halk öyküleri toplumların sosyal konumlarına göre değişik yapılanma evrelerine tanık olmuştur. Bunun için halk öyküleri yalnızca yazınsal bir ürünü oluşturmaz. Halk öyküleri yazınsal bir ürün olmanın yanında sosyal bir konuma sahiptir. Dünya milletlerini tarih hassasiyetlerine göre: Mitolojik, yazınsal, sözlü birikime dayalı ve tabiat toplumları olarak dörde ayırabiliriz. Bu dört toplum türünde de halk öykülerinin oluşum ve işlevlerinde farklılıklar vardır.

Mitolojik toplumlar

Mitolojik dönemi uzun süren ve bu dönemden günümüze yazılı ürünler bırakabilen toplumlardır. Bu tür toplumlar yerleşik yaşama erken dönemlerde geçmiş ve halk ürünlerinde tanrı motifini baskın bir hale getirmiştir. Genelde Hint-Avrupa halkları, özeldeyse Avrupa toplumlarının birçoğu bu kategoriye girer. Farslar ve Sanskrit halklar ise farklı kültür çevrelerinin yoğun tesirine maruz kaldığından; daha çok Semitik kavimleri etkileyen yazınsal kategoride değerlendirilir. Ancak Fars sahasında yazılmış Şehname gibi eserler; eski Pers söylencelerini hikâyeleştirmesi bakımından mitolojik toplum edebiyatıyla örtüşür. Bu kategorinin en bariz örneği ise Yunanlardır. Mitolojik toplumlarda halk öykülerinin gelişim sürecinde mitolojik dönemlerden kalma ögeler çok kuvvetlidir. Din değişimi gibi önemli bir toplumsal değişim bile mitolojik altyapıdan beslenmeyi engelleyemez. Farklı tür kültürlerdeki birçok halk hikâyesi, güncel inanç şekilleri temelinde kurgulanıp geçmiş dönemlerden yalnızca arkaik kültürel kalıtlar taşırken; mitolojik kültürün baskınlığı geçmişten gelen karakterlerin güncellenerek sürekli işlenmesi sonucunu doğurur. Bunun için Arap, Türk ve Fars gibi toplumlarda halk hikâyeleri daha çok aşk hikâyelerine dayanırken; Avrupa kültüründe Athena ve Thor gibi aslında destan dönemine ait karamanlar ön plana çıkmıştır. Örneğin bugün anakara adı olarak kullanılan Europa ismi dahi Yunan mitolojisine dayanır.

Halk hikâyesinin destansı dönemler ve çağdaş dönemler arasında bir bağ olduğu kuramına göre hareket ettiğimizde; bugün dahi Avrupa edebiyat dairelerinde özellikle Yunan mitolojisi ögelerinin ağırlıklı olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Hatta bu ağırlık, Avrupa edebiyatının temelini oluşturmakla kalmaz; birçok bağımsız medeniyeti de etkisi altına alır. Örneğin Türkiye sahasında Nev Yunanilik akımı ortaya çıkmıştır.

Yazınsal toplumlar

Mitolojik devirlerinin ardından Budizm evresiyle birlikte semavi bir inanışın kayda geçirildiği toplumlardır. En bariz örnekleri Semitik dil ailesine üye olan toplumlar ve Çin gibi Uzak Doğu halklarıdır. Bu toplumlarda ticaretin geçmişinin çok eskilere dayanması ve özellikle Yahudi tüccarların yaptıkları ticaret neticesinde büyük bir maddi zenginliğe ulaşmasıyla; yazı ve yazın gelişmiştir. Zaten dünyada yazıyı ilk kullanan toplum bir Orta Doğu kavmi olan Sümerlerdir. Yazıyla birlikte halk inançlarının ve edinimlerinin kayda geçirilmesiyle; toplumsal bir sınıfın öğretilerini kavramlaştırabileceği bir kehanet sentezi kurulabilmesinin önü açılmıştır. Böylece bu kavimlerde olan önemli olaylar, edebî eserlere yansımıştır. Örneğin aslen Arap halk hikâyeleri olan Leyla ile Mecnun gibi eserler; Arap kültüründe yazının gelişkinliğinden istifade ederek mesnevi formatına bürünmüş ve diğer toplumları da etkilemiştir. Hatta Arap kültüründe yazı kullanımı o kadar yaygındır ki; halk tarafından benimsenen şiirlerin Kabe'nin duvarlarına asıldığı bilinmektedir. Görüldüğü gibi yazınsal toplumlarda halk hikâyelerinin bir metin gövdesine ulaşması diğer toplumlara göre çok daha hızlıdır.

Uzak Doğu toplumlarında, atalara saygı ve disiplin esası son derece gelişmiş olduğundan, toplumsal normların hikâyeleştirilmiş şekilleri, halk hikâyesi olarak karşımıza çıkar ve bunlar bir nevi ata kültünü oluşturan toplumsal kurallar ve kehanetler olarak kendini gösterir.

Sözlü birikime dayalı toplumlar

İnanç konusunda mistisizm ve totem tapınmalarının; destan döneminde görüldüğü, genellikle göçebe bir hayat tarzını benimsemiş toplum türüdür. Bu tür toplumlarda ata kültü son derece önemli olup, ruh ve kutsal doğa figürleri son derece elzemdir. Bu tür animizme yakın toplumların en bariz örnekleri Moğollar ve Türklerdir. Bu toplumlar yazı ile geç dönemlerde tanışıp, daha ziyade sözlü ürün konusunda ileri bir düzeye gelmiş olsalar da; güçlü bir mitolojiye sahiplerdir. Ancak göçebe kültürler genellikle, yerleşik kültürlerle tanıştıklarında; kendi yapılarını revize ederek din dahil bu yeni atmosferin içine girmiştir. Örneğin Türkler, 751 Talas Savaşı'ndan sonra Arabistan doğumlu bir yerleşik yaşam dini olan İslamiyet'i kabul etmeye başlamıştır. Bu dönemin ardından; Türk geleneğinde var olan yapılar İslamiyet etkisinde İslami eserlerde kullanılmış; Türk kahramanları İslami edebiyata dair kişilerin vücudunda hayat bulmuştur. Örneğin; Ferhat ile Şirin gibi aşık tipleri, Arap ve Fars eserlerinden okunarak halk ağzında türevlendirilmiş ve bir halk hikâyesine dönüştürülmüştür. Bu oluşum sürecinde; 40 sayısının kutsallığı gibi Türklere özgü kavramlar da bu hikâyelerde İslami çizginin içerisine yerleştirilmiştir.

Bu tür toplumlarda halk öykülerinin oluşmasındaki ikinci aktörler ozanlardır. Ozanların toplumca rağbet gören olayları konu alan şiirleri zamanla dilden dile dolaşarak, tamamen öz kültüre ait halk hikayelerine dönüşmüştür. Örneğin Genç Osman Destanı bu sürecin yaşandığı eserlerden biridir. Ayrıca bu tür toplumlarda rastlanan halk hikâyeleri hem mensur hem de manzum ögeler içermektedir.

Tabiat toplumları

Bu tip toplum türü; tamamen doğa değişkenlerine göre yaşayan ve destan dönemini geçemeyen toplumlardır. Bu toplumlarda halk öyküleri ilk türevinde, yani destan olarak bulunur. Bu öyküler, toplumsal normları koruma görevini görür. Çağdaş dünya ile kuvvetli bağları olmayan bazı Güney Amerika, Afrika ve okyanus adalarındaki halklar bu tür topluluklardır.

DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
DeRDeST
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 11:27