Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Türkçe - Edebiyat
facebook bağlan


Bilimkurgu Edebiyatından Örnekler - Koyun Paradoksu

Türkçe - Edebiyat kategorisinde açılmış olan Bilimkurgu Edebiyatından Örnekler - Koyun Paradoksu konusu , Bilimkurgu Edebiyatından Örnekler - Koyun Paradoksu Kapının üzerine dikkatle bakınca küçük vida izlerini ve isim plakasından geriye kalan dikdörtgen gölgeyi fark etmişti. Koridorun loş ortamında merakla diğer kapılara da baktı. ...


Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By DeRDeST

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 18.05.2015, 23:59   #1 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
tick Bilimkurgu Edebiyatından Örnekler - Koyun Paradoksu



Bilimkurgu Edebiyatından Örnekler - Koyun Paradoksu



Kapının üzerine dikkatle bakınca küçük vida izlerini ve isim plakasından geriye kalan dikdörtgen gölgeyi fark etmişti. Koridorun loş ortamında merakla diğer kapılara da baktı. Hepsi aynı durumdaydılar. İsimler yok olmuşlardı. Dairelerden en ufak bir ses de gelmiyordu. Kalbi çarparak üçüncü kata çıktı. Daha merdivenleri bitirmeden, defalarca geldiği ve sevgiyle karşılandığı kapıyı gördü. Gözlerine yaşlar birikerek yaklaştı, açmak için değil, sadece dokunmak için hafifçe itince, kapı ince bir gıcırtıyla açılıverdi. Açıkcası bunu hiç beklemiyordu. Bir an eşikte kalakaldı. Garsi Amca'ya her gelişinde böyle bir tereddüd geçirirdi. Çünkü yaşlı birinin evine girmesi, onunla dost olması yasaktı. Sonra da "boşver" deyip kapıyı çalardı. Hiç bilmediği bir şeyle karşılaşacakmış gibi yavaş adımlarla daireye girdi. Mobilyalar yerli yerindeydiler. Demirbaş olduklarından, bir yere gitmeleri söz konusu değildi. Ama duvarlardaki resimlerden eser yoktu. Garsi Amca'nın gençliğinde çekilmiş büyük boy fotoğrafın yerini hemen tanıdı. Sonra elbise dolabına baktı. Askılarla boştu. Dolabın içinde bir şey dikkatini çekti. Eğilip aldı. Küçük kırmızı bir gömlek düğmesiydi. Garsi Amca'nın devamlı giydiği gömleği hatırladı. Acıyla gülümsedi.
Mutfağa gitti. Ocağın yanındaki duvara sıçramış kahve lekelerini gördü. Garsi Amca çok fazla kahve içiyordu. Bu lekeler de onun yaşamından kalmışlardı. Gidip pencereden Planeterya'nın ortasını süsleyen Deniz'e baktı. Yelkenliler gene her zamanki gibi süzülüyorlardı. Hiç biri Garsi Amca'nın gittiğinden haberdar değillerdi, apartmandaki diğer insanların yokluklarını da bilmiyorlardı, zaten pek umursayacaklarını da sanmıyordu. İhtiyarlar mahallesine gelenler baştan kayıp sayılırlardı. Onlarla kimse görüşmez, kimse dostluk etmezdi. Deniz'in çevresindeki bembeyaz evlerde de yaşam aynı temposunda akıp gidiyordu. Hiç bir şey aslında değişmemiş gibi duruyordu. İhtiyarlar diğer sektöre gönderilmişti. Yakında yerlerine biraz daha gençler gelecekti. Cama burnunu yasladı. Zaten kirli olan camda burnunun izini gördü. İçi birden ürperdi. Çocukken bakımevinde de hep böyle yapar ve ikinci annelerden azar işitirdi. Sonra, artık on sekiz yaşında olduğunu ve bakım evinden çıkalı beş seneyi geçtiğini sevinerek hatırladı. Annelerin ne birincisi, ne de ikincileri vardı onun için. İçi ezilerek yüzünü odaya döndü. İkinci sektörde yaşamın çok farklı olduğunu söylüyorlardı. Orada iklim bile bambaşkaymış. Planeterya'daki gibi yazın aşırı sıcaklara, kışın dondurucu soğuklara orada rastlanmıyormuş. İnsanlar bütün yaşam boyu verdikleri emeklerinin karşılığını orada alıyorlar, keyif içinde yaşamlarının son günlerini geçiriyorlarmış. Garsi Amca'nın daha rahat edeceğini bilmek Timur'un üzülmesine engel olamıyordu.
Apartman dairesini ziyaretinin üzerinden on gün geçmesine karşın Timur, Garsi Amca'nın yokluğuna bir türlü alışamıyordu. Çevresinde keyifle hamburgerlerini tıkınan arkadaşlarına baktı. Hepsi kendiyle aynı yaş gurubundandılar. Çoğunu da bakımevinden beri tanıyordu. Zaten diğer yaş guruplarından dostlar edinmek hoş karşılanan bir davranış değildi. Bu düşüncelere iyice daldığı bir anda, ilerde kalabalığın içinde Siriya'yı fark etti. Genç kız elindeki tepsiyi düşürmemek için büyük bir çaba sarf ediyordu. Uzun kola bardağı bir kaç kez tehlikeli bir şekilde sağa sola yattıysa da hiç bir şeyi dökmeden masalarına kadar geldi. Timur kendi yanının boş olduğunu sevinçle fark etmişti. Ama karşısında oturan Arzar'ın yanı da boştu. İki delikanlı bir an için iki erkek ala geyik gibi bakıştılar. Siriya da boş yerleri fark etmişti. Kısa bir duraksamadan sonra Timur'un yanına süzülüverdi.
- Ne haber Timur?
Genç kız çok güzeldi. Timur içinin erimesine engel olamıyordu. Güçlükle, "İyilik ne olsun?" diyebildi. Siriya abartılı bir şekilde eğilip, Timur'un tepsisine baktı. Uzun saçları hafifçe delikanlının yüzüne değmişti. Kalbinin duracağını sandı.
- Seni gidi seni!.. Gene sebzeburger yedin değil mi?
Timur bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama başaramıyordu. Kız elini dostça veya ablaca veya kimbilir nece? Delikanlının omzuna koymuştu... Timur tepeden tırnağa titrediğini hissediyordu. Arzar ise dik dik bakıyordu... Siriya ikinci anneymiş gibi, şakadan kulağını çekti.
- Ne zaman et yemeğe başlayacaksın?
- Hiç bir zaman?
- Neden?
Kız, ikiz köfteli hamburgerinden kocaman bir ısırık aldı. Biraz önce öpmek için dayanılmaz istek duyduğu dudaklarının kenarından mayonez taşıvermişti. Timur, kızın eliyle dudaklarını kabaca silmesini seyretti. Kaybettiğini sandığı sesini iyice kazandığını görüyordu.
- Çünkü Siriya, koyunlar da senin benim gibi canlılar. Her ne kadar bizim alıştıklarımıza pek benzemeseler de, onların da ruhları ve kişilikleri var. Bunları bize ifade edemiyor olmaları onları öldürmemizi gerektirmiyor.
Kızın dudağından sızan mayonez şimdi de ketçapla destekleniyordu. Zarif elleri de fena halde hamburgere batmıştı. Peçetesini aradı bulamadı. Arzar çevik bir hareketle kendi peçetesini uzattı. Herif güneşte kalmış salatalık gibi sırıtıyordu. Kız Arzar'ın yüzüne bile bakmadan başıyla teşekkür ederken, yanıt vermek için ağzındaki lokmanın bitmesini bekliyordu.
- Ama beslenmemiz gerekli... Bu nedenle de koyunları yemek durumundayız.
- Evet, beslenmemiz gerekli ama cinayetler işleyerek değil. Kendilerini her mevsim yenileyen bitkileri yiyerek çok güzel beslenebiliriz. Çok güzel dost olabileceğimiz başka canlıları katletmemiz gerekmiyor.
Siria umursamaz bir şekilde omuzlarını silkti.
- Timur şu on milyon kişinin yaşadığı Planeterya'da senden başka et yemeyen biri daha var mı?
Masadaki diğer gençler dikkatle konuşmayı dinliyorlardı. Arzar bile biraz önceki rekabetin geriliminden sıyrılmış, ilgiyle bakıyordu.
- Evet var.
Siria çok şaşırmıştı.
- İnanmıyorum.
- İster inan ister inanma ama var.
- Timur, onunla hemen tanışmak istiyorum.
Timur neşeyle ayağa kalkıvermişti. Elini Siria'ya uzattı.
- O zaman, hemen gel benimle.
Daha Arzar ne olduğunu anlamadan kalabalık hamburgercinin dışına çıkmışlardı bile. Timur bir yere yetişecekmiş gibi hızla yürüyor, genç kız peşinden gelebilmek için büyük çaba sarf ediyordu.
- Timur! Ne olur söyle, nerde bu insan?.. Nereye gidiyoruz böyle?
Deniz'in kıyısına kadar gidip durdular. Siria hem meraklanmış hem de çok eğleniyordu.
- Hadi artık, çabuk söyle.
Timur uzaklara bakıyordu.
- Onunla tanışman olanaksız Siria, çünkü o şimdi ikinci sektörde.
Kız şaşırmıştı. Duyduklarına bir türlü anlam veremiyordu. Timur Garsi Amca'yı, nasıl tanıştıklarını, son bir yılki görüşmelerini anlattı. Kumsala oturdular. Kızın neşesi yerini sessizliğe bırakmıştı.
- Timur, neden bir yaşlıyla arkadaş olmak istedin?
Timur bunun yanıtını çok düşünmüştü.
- Şu anda hangi yıldayız.
Siriya bu sorunun konuyla nasıl bir bağlantısı olduğunu anlayamamıştı. Gene de yanıt verdi.
- Köpek yılındayız... Yani, Sazan balığının Köpek yılı... İyi de Timur bunu sen de biliyorsun.
- Biliyorum... Geçen yıl Kurbağa yılıydı, ondan önceki Martı yılı. Köpek yılının daha önceki gelişini bile hatırlıyorum. O zaman altı yaşındaydım.
- Ben de hatırlıyorum. Ama Sazan'ın değil, Güvercinin Köpek yılıydı.
- Ne fark eder ki on iki hayvan ismi, her birinde on iki başka hayvan ismi. Toplam 144 yıl. Sonra her şey yeni baştan.
Siriya hiç bir şey anlamıyordu.
- Eh! Timur, yıllar böyle sayılır... Başka nasıl olabilir ki? Ayrıca 144 yıl o kadar uzun bir süre ki, kimse hepsini bilemez.
- Siriya, bizden önce burada kimlerin yaşadığını hiç merak etmiyor musun? 144 yıl önce veya 288 yıl önce şu anda durduğumuz yerde kimler oturuyordu? Ya da çok daha eski yıllarda buraları nasıldı?
Siriya bu kez ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı. O da herkes gibi Birinci annesini ve üç değişik ikinci anneyi hatırlıyordu. Eski diyebileceği, daha önceki yaşamları hatırlatacak bir tek onları biliyordu. Ama onların dışında hep kendi yaş gurubuyla birlikte olmuştu. Ürperdiğini hissetti.
- Timur, neden yaşlılar ikinci sektöre gönderiliyorlar?
Timur çok uzun zamandır bu sorunun yanıtı düşünüyordu.
- Sanırım ölümün üzüntüsünü bizlere göstermemek için.
- Bizden uzakta ölmeleri için mi?
- Evet. Düşünsene senin kedin öldüğünde ne kadar çok üzülmüştün.
Siriya kedisini hatırlayınca gözleri dolmuştu. Bir kedinin kaybı bu kadar çok üzüyorsa, gerçek insan dostaların ki kimbilir ne kadar üzücü olurdu. Timur içgüdüsel olarak kıza yaklaştı. Ağlamasına dayanamıyordu. Kollarını boynuna doladı. Şaşırtıcı bir şekilde genç kız da ona sokulmuştu. Bir an dudakları buluşuverdi. Timur ağzında mayonezin tadını hissetti, daha sıkı sarıldı. Başı dönüyordu. Zaman sanki durmuş, havada asılıp kalmıştı. Siriya yavaşça uzaklaştı, yere bakıyordu. Timur, kızın tepkisini merak edip titremekte olduğunu fark etti.
- Timur, Garsi Amca dediğin kişinin neden iki adı var?
Timur gülümsedi. Böyle çağrılmayı Garsi Amca istemişti. Amca çok eski çağlardan kalma bir sözcükmüş. Aslında babanın kardeşine bu ad verilirmiş, ve insanlar o zamanlar yaşlılar gençler ve küçük bebekler hep birlikte yaşarlarmış. Nasıl da hayretler içinde kalarak dinlemişti bunları. Geçen yıllarla ilgili çok şey biliyor ve Timur'a elinden geldiğince çok şey anlatmaya çalışıyordu. Hatta bir keresinde, Timur yaşlandığı zaman bütün bunları hevesli bir gence aktarması gerektiğini söylemişti.
Birbirlerine daha fazla sarıldılar, Timur bir yandan uzun süredir çok sevdiği insana sarılmanın keyfini çıkarıyor, bir yandan da Garsi Amca'yı bir daha nasıl görebileceğini düşünüyordu.
- Siriya, İkinci Sektöre gideceğim.
Genç kız bu söze fazla şaşırmamıştı.
- Timur, bunu senden bekliyordum, ancak o yerin nerde olduğunu bilmiyoruz ki? Nasıl bulacaksın?
- Kuzey ormanlarının ötesinde bir yerde olmalı.
Planterya'nın diğer üç tarafı sonsuz bir çölle çevrili olduğuna göre, bu en mantıklı olasılıktı.
- Ama oraya gitmek yasak.
Timur yasak olduğunu biliyordu. Ama Garsi Amca'yı bir kez daha görmek için inanılmaz bir istek duyuyordu. Ayrıca yakalanırsa kendisine ne yapacaklardı ki? Omuzlarını silkti. Ayağa kalktılar. Sanki sessiz bir anlaşma yapılmış gibi, Timur'un dairesine doğru yürümeye başladılar. Siriya artık alaycı bir şekilde bakmıyordu. Gözlerinde nerdeyse hayranlığın izleri vardı.

Haldün Aydıngün

Papatya beğendi.
DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
DeRDeST, Papatya
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 20:47