Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Türkçe - Edebiyat
facebook bağlan


Genç kalemler ve yeni lisan hareketi

Türkçe - Edebiyat kategorisinde açılmış olan Genç kalemler ve yeni lisan hareketi konusu , Genç Kalemler ve Yeni Lisan Hareketi Türkçü düşüncenin devirler boyu en belirli özelliği, Türkçe konusunda gösterilen hassasiyet olmuştur. Gerek Türkistan’da, gerek Anadolu’da, Türkçenin yabancı dillerin, yani Arapça ile Farsçanın kuvvetli ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.09.2013, 11:36   #1 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Genç kalemler ve yeni lisan hareketi



Genç Kalemler ve Yeni Lisan Hareketi



Türkçü düşüncenin devirler boyu en belirli özelliği, Türkçe konusunda gösterilen hassasiyet olmuştur. Gerek Türkistan’da, gerek Anadolu’da, Türkçenin yabancı dillerin, yani Arapça ile Farsçanın kuvvetli etkisinden kurtulması için görüşler ileri sürülmüş, bu yolda örnekler verilmiştir.
19. yüzyıl sonunda ilmî ve edebî bir hareket olarak ortaya çıkan Türkçülük akımında da, yine dil meselesi ön plânda gözükmektedir. Şinasi, Ziya Paşa, Ahmed Vefik Paşa bu yolda çeşitli makaleler yayınlamışlardır. Mehmet Emin (Yurdakul) Beyin şiirleri ise âdeta yeni bir çığır açmıştır. Ancak, bütün bu gelişmeler sistemli safhaya İkinci Meşrutiyetten sonra ulaşabilmiştir. Dilde sadelleşme hareketinin bu dönemdeki adı “Yeni Lisan” olmuş, bu hareketin sözcülüğünü ise Selânik’te yayımlanan “Genç Kalemler” dergisi yapmıştır.
Hâmid ve Hüsnü adlarındaki iki genç, Selânik’te Hüsn ve Şiir adıyla bir dergi yayımlıyorlardı. Bu derginin başyazılarını, kendilerinden daha yaşlı ve adı artık duyulmaya başlamış olan Ali Cânib kaleme alıyordu. Ali Cânib, derginin adını beğenmiyordu. Bir gün, genç arkadaşlarına “Ben bu Hüsn ve Şiir unvanını beğenmiyorum. Bunu değiştirelim. Hep hüsn ve şiirden mi bahsedeceğiz? Hiç ilmî makale yazmayacak mıyız?” dedi. Karar verdiler ve derginin adını Genç Kalemler olarak değiştirdiler.
Hüsn ve Şiir, sekiz sayı yayımlanmıştı. Genç Kalemler, onun devamı olduğu için ilk sayısı 9 numarayı taşıyordu. Başlığının altında Fransızca olarak da Guaindj Kalemlair (Genç Kalemler) yazılıydı. Onun da altında edebî, ilmî risale olduğu belirtiliyordu. Bu sayıda “Sevgili karilerimize” başlığı ile okuyuculara hitaben bir yazı yayımlanmıştı. Bu yazıda şöyle deniliyordu:


“Bugün birinci nüshasını okuduğunuz Genç Kalemler, evvelce yayınlanan Hüsn ve Şiir’in gelişmiş şeklinden başka bir şey değildir. Evet, gazetemizin yazı kurulu evvelce tanıdığınız gençlerdir. Onlar düşündüler ki, Hüsn ve Şiir namı yalnız uzmanlığa dair maddelere aittir. Halbuki maksatlları yalnız bu değildir. Hüsn ve Şiir’in geniş anlamından başka fikir mahsûlleri gazetelerinde geniş bir yer alıyordu. Bu bakımdan risalenin ismini değiştirdiler, ona Genç Kalemler dediler.”

Genç Kalemler’in ilk sayısında, dil konusunda tutulacak yeni yolla ilgili bir bahis bulunmamaktadır. Yeni Lisan hareketi, Ali Cânib’in Ömer Seyfeddin ve Ziya Gökalp’la tanışıp birlikte harekete başlamalarından sonra meydana çıkacaktır.
Ali Cânib, Selânik’e, sürgün edilen babasıyla birlikte 1902’de gelmişti. Ziya Gökalp ise, Diyarbakırlıydı. Genç yaşlarında bir süre İstanbul’da kalmış, fakat rejimin gazabına uğrayarak Diyarbakır’a dönmüştü. İlmî çalışmalarına orada devam etmiş, çevresine çok sayıda genç aydını toplamıştı. 1909’da toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresine katılmak üzere, Diyarbakır delegesi olarak Selânik’e gelmiş, genel merkez üyeliğine seçilmişti. Ömer Seyfeddin ise subaydı. 1908’e kadar İzmir’de görev yapmış, bu tarihte Rumeli’ye tayin edilmişti. Bulgaristan sınırında üsteğmen olarak bulunuyordu.
Ömer Seyfeddin, Fransızcadan tercüme ettiği bir hikâyeyi dergilerden birinde Perviz imzasıyla yayınlayınca, bu hikâyenin İslâmî âdâba aykırı olduğu iddiasıyla hücumlara uğramıştı. Ali Cânib de, hiç tanımadığı “Perviz”i Genç Kalemler’de savunan bir yazı yazmıştı. Bunun üzerine Ömer Seyfeddin bir mektup yazarak, hak ve hakikatı savunduğu için Ali Cânib’e teşekkür etmişti. İki yazar arasındaki dostluk bu şekilde uzaktan uzağa başlamıştı.
Ali Cânib’in Ziya Gökalp’la tanışması da, bir dostu aracılığı ile ve Turan manzumesi vesilesiyle gerçekleşmişti. Genç Kalemler’in imtiyaz sahibi olan Nesimî Sârım, İttihat ve Terakki genel merkezinde kâtipti. Bir gün Ali Cânib’e çizgili bir kâğıt parçası üzerine yazılmış bir manzume getirmişti. “Bu manzume, merkez-i umumîye yeni seçilen Ziya Gökalp Beyin. Genç Kalemler’de yayınlanmak üzere aldım. Ama kendi adıyla çıkmasını istemiyor” demişti.
Gerçekten manzumenin altında Tevfik Sedat imzası yer alıyordu. Şiiri birlikte okudular. Şekil bakımından mükemmel, mânâ bakımından ise olağanüstü buldular. Gözlerinin önünde âdeta yeni bir ufuk açılmıştı.
“Turan” şiiri, Genç Kalemler’in 22 Şubat 1910’da yayımlanan 6. sayısında çıktı.
Birkaç gün sonra, Eden tiyatrosunda bir müsamere veriliyordu. Ali Cânib de oradaydı. Bir ara yanına Nesimî Sârım geldi. “Ziya Gökalp Bey şurada, locada oturuyor. Seninle tanışmak istiyor” dedi.
Birlikte gittiler. Ziya Gökalp, paltosuna sarınmış, locasında oturuyordu. Hiç sesini çıkarmadan elini uzattı. Oturdular. Uzun bir sessizlik. Nesimî Sârım bir şeyler söyleyip sessizliği bozmaya çalıştı. Gökalp yine konuşmuyordu. Ali Cânib sıkılmış ve geldiğine pişman olmuştu.
Ayrıldıkları zaman Nesimî Sârım, Ali Cânib’i yatıştırmaya çalıştı. Onun hep böyle olduğunu, sıkılganlığı sebebiyle suskun kaldığını, alıştıktan sonra ise rahatça konuştuğunu anlattı. “Görüştükçe anlayacaksın” dedi.
Ali Cânib, Ziya Gökalp’la tanışmasından bir ay önce Ömer Seyfeddin’den bir mektup almıştı. 15 Ocak 1910 tarihini taşıyan bu mektupta Ömer Seyfeddin şöyle yazıyordu:

“Sevgili Cânib Bey,
Cevabınızı almadan işte ben yazıyorum. Size bir teklifim var. Kanaatlerinize pek yakın olduğu için hemen kabul edeceksiniz sanıyorum. Bakınız ne. Biraz izah edeyim... Bizim lisanımız -her zaman düşündüğümüz gibi- berbat, perişan, fenne , mantığa muhalif bir lisandır... Bu lisanı zaman ve vukuflu bir çalışma tasfiye eder. Ben işte edebiyattan vazgeçtikten sonra tetebbu edeceğim fenlere, ilimlere çalışırken bu tasfiyeye yardım edeceğim. Çalışmamın esasını teşkil edecek noktalar pek basit: Arapça ve Farsça terkiplerin hiç lüzumu yoktur. Bunlar ancak süs içindir. Kimin gösterecek, teşhir edecek fikri yoksa onları çok kullanır. Eğer terkipler terk olunursa tasfiyede büyük bir adım atılmış olmaz mı?
Bunu yalnızca başaramam. Geliniz Cânib Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim. Ah büyük fikir, çalışmak, sebat ister.”

Genç Kalemler, 1911 yılı Nisanındaki sayısıyla başlayan ikinci ciltten itibaren büyük boy yayınlanmaya başladı. Ali Cânib, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin, derginin boyunu, kendi maaşlarından katkıda bulunarak büyütmeye karar vermişlerdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yardımı da buna eklenince, Genç Kalemler, yeni şekli ve daha geniş hacmiyle yayına devam etme imkânı bulabildi.
Kısa bir süre önce Ömer Seyfeddin, uzunca bir mektupla birlikte “Yeni Lisan” adını taşıyan makalesini göndermişti. Bu makale, Genç Kalemler’in büyük boy olarak çıkan ilk sayısında (8 Nisan 1911) -imza yerinde (?) işareti bulunduğu hâlde- yayımlandı.
Bu yazıda, İstanbul Türkçesinin en tabiî dil olduğu ileri sürülüyor, beş asırdan beri konuşulan Arapça ve Frasça kelimelerin atılması değil, Arapça ve Farsça edatların kullanılmaması, tamlamaların mutlaka Türkçe kurallarla yapılması isteniyordu. “Dünyanın en mükemmel, en basit, en sade ve en tabiî bir sarfı olduğu bütün lisan âlimlerince iddia ve beyan olunan Türkçe sarfımızı tanımalı, onun üzerine ifsad edici bir leke gibi düşen ecnebî kaideleri atmalıyız” ifadesinden de anlaşılacağı gibi. Yeni Lisan’daki ilk görüşler, kelimelerden çok dilbilgisi kurallarının Türkçeleştirilmesini öngörüyordu.
Millî bir edebiyat vücuda getirmek için öncelikle dilde millîleşmenin gerekli olduğu, bu yazıda ana fikir olarak ileri sürülmekteydi.
“Yeni Lisan” makalesi, o günün edebî ve fikrî çevrelerinde bomba gibi patladı. Bir sonraki sayıda ise, yine aynı başlık ve aynı imza ile ikinci bir yazı yayımlandı. Bu yazıyı Ali Cânib ve Ziya Gökalp birlikte kaleme almışlardı. Ali Cânib’in yazdığı kısımda, Yeni Lisanın, Türkler için yalnızca bir edebiyat meselesi olmayıp, her şeyden evvel bir hayat meselesi olduğu belirtiliyordu. Ziya Gökalp ise Yeni Lisanın okullarda uygulanması konusunu ele alımıştı.
Yeni Lisan yazısının yayımlanmasından hemen sonra şiddetli tepkiler görüldü. Buna karşıık, Genç Kalemler’in yazarları “Yeni Lisan ve Bir İstimzac” adını taşıyan bir kitapçık yayımladılar. Bu kitapçık, satış maksadıyla değil, dönemin tanınmış yazarlarına gönderilmek üzere hazırlanmıştı. Türk dili konusundaki yeni düşünceler ve görüşler de aynı kitapçıkta toplu olarak açıklanıyordu. Böylece Yeni Lisan Programı meydana getirilmişti. Bu program, daha sonra Genç Kalemler’in II. cilt 7. sayısında da yayımlanacaktı.
Yeni Lisan makale serisi dört ayrı yazı olarak yayımlandığı sırada, itirazlar ve hücumlar da başlamıştı. M. Nermi ve Kâzım Nami (Duru), Genç Kalemler’in safında yer alan imzalardı. Buna karşılık, Şehabeddin Süleyman, Yakub Kadri (Karaosmanoğlu), Cenab Şahabeddin, Süleyman Nazif dildeki bu yeni harekete karşı çıkıyorlardı. İzmir’den Mehmed Necib (Türkçü) ve Mehmed Şükrü beyler de tartışmanın içinde yer alıyorlardı. Genç Kalemler’deki Yeni Lisan yazıları, yurdun çeşitli kültür merkezlerinde gittikçe genişleyen ilgi dalgacıkları meydana getiriyordu.
Yeni Lisan’a itirazlar başlıca şu noktalarda toplanıyordu:

  • Dilimizdeki tamlamaların, özellikle sıfat tamlamalarının kaldırılması Osmanlı dilini tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir.
  • Biz Çağatay olalım ve Çağatayca söyleyelim. Bu, kabil olmayacaktır.
  • Yeni Lisan bir ilim dili olabilir, ama bir sanat dili olamaz.
  • Avam diliyle havas dili bir olamaz. Çünkü avam havastan anlamaz (Halk aydınları anlamaz).
  • Dile müdahale olmaz. Dil, ancak tabiî bir gelişme ile sadeliğe doğru yol alabilir.
Buna karşılık, Yeni Lisan hareketi, gittikçe genişleyen bir yazar kadrosu tarafından sonuna kadar savunuldu. On beş günde bir yayımlanan Genç Kalemler, 4. cildin sonunda (1912) kapandı. Selânik kaybedildi. Subaylıktan ayrılan Ömer Seyfeddin de, Ali Cânib ve Ziya Gökalp’la İstanbul’a geldi.
Genç Kalemler’in uzun vadeli etkileri de görüldü:

  • Ziya Gökalp “Turan” adlı manzumesini bu dergide yayımladı. “Turan” Türk milliyetçiliğinde yeni bir çağın müjdecisi oldu.
  • Ziya Bey, “Turan” manzumesini Tevfik Sedat imzası ile yayınlamıştı. Daha sonra, Ali Cânib’in müdahalesiyle Gökalp adını kullanmaya başladı. Bu ad, onun âdeta soyadı gibi gerçek adı hâline geldi.
  • Yeni Lisan hareketi Türkçenin sadeleşmesinde önemli bir dönemeç oldu. Genç Kalemler, bu akımın öncüsü olarak anıldı.
  • Genç Kalemler, sadece dil konusunda değil, daha geniş olarak milliyetçilik düşüncesinin de ciddî şekilde ele alındığı bir yayın organı oldu.
  • Yeni Lisan hareketinin ilkeleri, Ziya Gökalp’ın daha sonra kaleme aldığı Türkçülüğün Esasları kitabındaki Lisanî Türkçülük bahsinin temelini oluşturdu.

__________________
Teşekkür Etmek için Beğen Butonuna Tıklayınız.
FifiVePirtik isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 11:36   #2 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Genç kalemler ve yeni lisan hareketi

Genç Kalemler, 1910-1912 yıllarında Selanik'te yayınlanan milliyetçi fikir dergisiydi.

8 sayı çıkan "Hüsün ve Şiir" dergisinin isminin "Genç Kalemler" olarak değiştirilmesiyle yayın hayatına girmiştir. İmtiyaz sahibi ve sorumlu müdürü Nesimi Sarım Bey, başyazarı ise Ali Canip (Yöntem) Bey'dir. Dört cilt halinde toplam 33 sayı çıkmıştır. Balkan Savaşı'nın başlamasının ardından Selanik'in Kasım 1912'de Osmanlı Devleti'nin elinden çıkmasıyla yayını son bulmuştur.

Genç Kalemler daha çok, ikinci cildin Nisan 1911 tarihli ilk sayısında başlatılan "Yeni Lisan" hareketiyle tanınır. Yeni Lisan hareketinin manifestosu olarak kabul edilen ilk makale, Ömer Seyfettin tarafından kaleme alınmış ve büyük bir "?" imzasıyla yayımlanmıştır. Bu, dilde sadeleşme hareketinin özünü, Türkçeden yabancı kaidelerin çıkarılması ve yazı dili ile konuşma dili arasındaki ayrımın ortadan kaldırılması oluşturur. Genç Kalemler dilde birliği ve dilde ulusallaşmayı savunmuştur. Genç Kalemler ayrıca 20. Yüzyıl Türk Edebiyatı'na damgasını vuracak olan "Milli Edebiyat" akımının da öncülüğünü yapmıştır. Dergide bir yandan ulusal dil ve edebiyat anlayışının kuramsal çerçevesi çizilirken, diğer yandan bu kuramsal çerçeveye uygun olarak, savunulan görüşler hayata geçirilmiştir. Özellikle Ömer Seyfettin'in hikâyeleri ("Bahar ve Kelebekler", "Pamuk İpliği", "İrtica Haberi", "Bomba" vs.) bunun en nitelikli örnekleridir. Genç Kalemler'in başlattığı dil ve edebiyat hareketi, dönemin özellikle İstanbul aydınları tarafından tepkiyle karşılanmış ve aydınlar arasında sert tartışmaların yaşanmasına neden olmuştur.

Yeni Lisan hareketinin ve Genç Kalemler dergisinin çekirdeğini Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp oluşturur. Bunlar dışında derginin önemli yazarları arasında Mustafa Nermi, Kâzım Nami (Duru), Aka Gündüz (gerçek adı Enis Avni'dir), Mehmet Ali Tevfik (Yükselen), Subhi Edhem, Âkil Koyuncu ve Rasim Haşmet Beyler vardır.

Dergi ikinci cildiyle beraber İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin maddi-manevi desteğini görmüş, II. Meşrutiyet dönemi Türkçülük (Türk Milliyetçiliği) akımının en önemli yayınlarından biri olmuştur. Aynı zamanda Türk Halkçılığı'nın ilk sözcülerindendir. Dergi ekibinin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki Cemiyeti ile organik bir ilişki içindedir.

Genç Kalemler, o sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumi üyesi olan Ziya Gökalp'in çevresinde gelişen "Yeni Hayat" hareketinin de merkezinde yer almış bir dergidir. Ziya Gökalp, "Gökalp" adını Genç Kalemler döneminde aldığı gibi, bu dergide çıkan şiirleri (örneğin "Turan", "Altın Yurt" vs.) ve teorik makaleleri (örneğin "Yeni Hayat ve Yeni Kıymetler" vs.)ile Türk düşünce hayatında önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Türkçülüğün ideoloğu konumuna gelişi de Genç Kalemler dönemindedir.

Selanik kaybedilip Genç Kalemler kapandıktan sonra dergi yazarlarının önemli bir kısmı İstanbul'a gelmiş ve Türk Ocağı-Türk Yurdu çevresine katılmıştır.

__________________
Teşekkür Etmek için Beğen Butonuna Tıklayınız.
FifiVePirtik isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
FifiVePirtik
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 23:00