Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Türkçe - Edebiyat
facebook bağlan


Türklük Ve Kaşgarlı Mahmut

Türkçe - Edebiyat kategorisinde açılmış olan Türklük Ve Kaşgarlı Mahmut konusu , Türklük Ve Kaşgarlı Mahmut Türkiye, anlaşmazlıklar ülkesi olmaya devam ediyor. Ne garip tesadüf, biz AB ve ABD’nin dayatmaları ile Türklüğe hakareti suç olmaktan çıkarırken, UNESCO, “Türklük Bilgisi” kitabının yazarı olan ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.12.2013, 22:35   #1 (permalink)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Türklük Ve Kaşgarlı Mahmut



Türklük Ve Kaşgarlı Mahmut


Türkiye, anlaşmazlıklar ülkesi olmaya devam ediyor. Ne garip tesadüf, biz AB ve ABD’nin dayatmaları ile Türklüğe hakareti suç olmaktan çıkarırken, UNESCO, “Türklük Bilgisi” kitabının yazarı olan Kaşgarlı Mahmut’un bininci doğum yıldönümünde dünyaca anılmasını kararlaştırıyor ve bütün ülkelerde Divan-ı Lügati’t-Türk’ün tanıtım, etkinlik ve toplantılarını sürdürüyor.Bu girişi, yayıncımız Cumhur Küçükkahveci’nin “Yılmaz Amca, Ege ve İzmir konularında yaz” demesini hatırlayarak yaptım.

Türk değil miyiz, Türkçe yazıp konuşmuyor muyuz? Smyrna’ı İzmir, İkonium’u Konya, Konstantinopl’u İstanbul yapmış bir milletin çocukları değil miyiz, tabii ki Türkçemizin kökünü, gelişmesini bilip bilinçleneceğiz. Selçuklular, Çaka Bey, Umur Bey, Aydınoğulları buraları fethedip dağına, yaylasına, kentine, köyüne Türkçe isimler verirken Balkanlar’a, Avrupa’ya Türkçe türküler söyleyerek gidiyorlardı. İşte bu cihan hâkimi milletin dili Türkçe idi ve Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar elli milyon kilometre karelik üç kıta üzerinde konuşuluyordu. Dün ne idiyse bugün de Türkçe, İngilizce, İspanyolca ve Çince’den sonra konuşulan dördüncü büyük dildir. Bu önemde bir dilin kaynak ve ilk yazılı eserini bilip, anmak, öğrenmekte herhalde UNUSCO’dan önce bize düşer.
Türkçe’nin ilk sözlüğünü, Türk kültürünün ilk ansiklopedisini yazan Kaşgarlı Mahmut, 1008 tarihinde Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinin 45 km güney batısındaki Opal kasabasında doğmuştur. Nasıl Yunus Emre’nin sevenleri tarafından kırka varan merkadı olduğu ileri sürülürse, Kaşgarlı Mahmut’a da Kırgızistan Cumhuriyet’inden diğer Türk Cumhuriyetleri’ne kadar birçok yerdeki şehir sahip çıkar. O, Karahanlı hükümdarlar soyundan Emir Hüseyin Bey’in oğludur. Karahanlı hakanı Yağan Tekin’in torunudur. Bu Karahanlı hükümdarı, kendi isteğiyle tahtı Baba Emir Hüseyin’e bırakmak ister. Fakat hanımı, oğlu İbrahim’i tahta çıkarınca baba – oğul, Karahanlı diyarından uzaklaşırlar. Böylece Kaşgarlı Mahmut, ülke ülke gezer ve Türkistan’ın her yerini tanımış olur. Saciye ve Hamidiye Medreseleri’nde tahsilini tamamlar, Türklerin yeni yurdu Anadolu’ya gelir, Bağdat’a döner. On beş yıl boyunca Türklerin yaşadığı bütün illeri gezmiş, görüp dinlediklerini yazmıştır.
Bir ömür boyu Türkelleri’nde köyler, dağlar, yaylalar, ovalar, çöller, obalar görüp oralardaki Türk dili, örf ve adetlerini araştırıp, incelemiş ve yazmıştır. Ana dili Türkçe’nin Hakaniye (Karahanlı) şivesi yanında Kıpçak, Argu, Çiğil, Kepenek, Türkmen, Kırgız lehçelerini de biliyordu. İslam dinine de vakıftı. Arapça, Farsça öğrenmiş Seyhun- Ceyhun arası kadar Bağdat Kerkük arasındaki Selçuklu beldelerini de görmüştü. Melik Şah devrinde Kaşgarlılar Bağdat’a göçmeye başlamış, sultanın Karahanlı hanımı Terken Hatun’dan ilgi ve yardım görmüşlerdir.
Kaşgarlı Mahmut, 1057’de Kaşgar’dan Bağdat’a gelirken eserinin hazırlıklarına başlamıştı. Bunları düzenleyip 1072’de yazmaya başladı. Divan-ı Lügati’t- Türk’ü 1077’de tamamlandı ve Halife Ebul Kasım Abdullah’a sundu.
O, ansiklopedisini hazırladığı 1068 yılında dil ve folklor üzerine çalışma yaptığı sırada, henüz Avrupa’da “Ansiklopedi” lafı yoktu. Ancak, 1559’da yayınlanacaktı . Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı eserin özgün adı “Divan-ı Lügati’t- Türk” idi, yani Türk Divanı=Türkçe Sözlük, yeni tanımıyla “Türklük Bilgisi” kitabı. Bu, bir ilk Türkçe sözlüktür. Oysa batıda ilk İngilizce ve Fransızca Lügatlar, 1480’den sonra çıkmıştır. Onun eseri bu çığırın öncüsü olmuştur. Kaşgarlı Mahmut’un ikinci bir eseri “Kitabu Cevahirü’n Nahv Fi Lügati’t- Türk” ise kayıptır. Aynı onun gibi Divan-ı Lügati’t- Türk de 1910’a kadar bilinmiyordu. Bu eski yazı eseri bulma şerefi, Diyarbakırlı bir Türk olan Ali Emiri Efendi’ye nasip oldu. Bu edip, İstanbul Sahaflar Çarşısı’nın müdavimiydi. Tozlu raflar arasından çıkarıp aldığı yıpranmış eserin bu kadar kıymetli olduğunu bilmiyordu. Evde açıp, okumaya başlayınca Kaşgarlı’nın aranan eseri olduğunu anladı. Bu sırrı, sosyolog ve Türkçü Ziya Gökalp’a ve Talat Paşa’ya açtı. Bu değerli edip ve devlet adamlarımız heyecanla bu Türklük Bilgisi kitabının yayınlanmasına ön ayak olmuşlardır. Eserin yazarı Kaşgarlı Mahmut kadar, onu gün ışığına çıkaran Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi’de büyük bir edip ve Türklük sevdalısı idi.
Bu Diyarbakır’ın Türkçü evladı, eserin Divan-ı Lügati’t- Türk olduğunu anlayınca sevincini şöyle anlatır: “Bu kitabı aldım eve geldim. Kaşgarlı’nın eseri olduğunu anlayınca yemeyi, içmeyi unuttum. Sahaf Burhan, 33 liraya satmıştı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığındaki elmaslara, zümrütlere değişmem.”
Bu Türklük sevgisi, Ali Emiri kadar, o kitabı görüp okumak, yayınlayıp millete mal etmek isteyen Ziya Gökalp de Sadrazam Talat Paşa’da, Kilisli Rıfat Efendi’de ve Fuat Köprülü’de de vardı. Talat Paşa, yayın izni için Ali Emiri Efendi’ye 300 Lira hediye gönderdi. O, geri çevirdi. Fakat milletin bu Türklük Bilgisi’nden faydalanması için Kilisli Rıfat’ın eliyle yayınlanmasına izin verdi. Eserin değerlendirilmesini o zamanın Türkçe ve Türklüğün ışık merkezi olan Diyarbakır’ın güzide evladı Ali Emiri Efendi şöyle dile getiriyor: “Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka revnak kazanacak. Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır.”
Eseri Macar İlimler Akademisi, on bin altına almak istemiş ise de Ali Emiri Efendi reddetmiş. Fatih’teki Millet Kütüphanesi’ne hediye etmiştir. Bizim 1910’da eserin ilk tıpkı basımını yapmamızdan 18 yıl sonra Macarlar, 1928’de bu eserin tıpkı basımını yayınladılar. Cumhuriyet Devri’nde de Besim Atalay’ın çalışması sonucu eserin birinci cildi 1939’da, ikinci cildi 1941’de basıldı. Bugün, Kaşgarlı Mahmut’un doğup, büyüdüğü eserini hazırladığı Doğu Türkistan 40 milyon Türk’ün (Uygur, Kazak) komünist baskı altında yaşadığı Çin sömürgesi ( Sinjan) “Sinkiang=Yeni Toprak” olarak anılmaktadır. Tibetliler gibi zaman zaman onlar da bağımsızlık için İstiklal mücadelesi yapmakta, seslerini çıkarmaktadırlar.
Çin’in bütün baskılarına rağmen Doğu Türkistan’daki Uygur ve Kazak Türkleri aynı zamanda bağımsızlık simgesi olan Divan-ı Lügati’t- Türk’ü basmak için birçok kere teşebbüse geçmişler, Çin emperyalistleri tarafından zulüm görmüşler, hatta bu Türklük eserini yayınlayanlar öldürülmüştür. Nihayet gelişen dünya şartları altında, Çin yönetimi Uygur Türklerinin gönlünü kazanabilmek, yeni kurulan Türk Cumhuriyetleri’ne yaklaşabilmek için bu değerli eserin 1981’de yayınlanmasına izin vermiştir. Daha sonra bu eserin İngilizce, Çince ve Farsça baskıları da yapılmıştır.
Kaşgarlı Mahmut, bu eseri yazdığında iki büyük Türk Devleti, Orta Doğu ve Orta Asya’ya hâkimdir. Halife Selçuklular ve Karahanlılar’ın himayesindedir. Türkler yeni Müslüman olmuştur, bu sebeple Arap ve Fars etkisi yoğundur. Kaşgarlı Mahmut, Türklerin siyasi hâkimiyeti yanında, dil ve edebi alanda da etkili olması ve Araplara Türkçe’yi öğretmek için bu eseri yazmıştır. O aynı zamanda Türkçe’nin Arapça ile yarışacak kadar zengin, her düşünceyi anlatacak elverişlilikte olduğunu da ortaya koymuştur. Kaşgarlı, çok iyi silah kullanan bir asker olduğu kadar Türk dilini de çok iyi bilen ve yurt sevgisinin anahtarı olduğunu belirten bir ediptir. Türkçe’nin gramer özelliklerini çarpıcı misallerle, tarihi derinliklerden gelen örnekleriyle anlatır.
Kaşgarlı Mahmut, bir dil âlimidir, ilk sözlükçüdür, ansiklopedicidir, tarih ve coğrafya yanında mitolojiye de önem veren bir ediptir. Ama o her şeyin üstünde bir Türk aşığıdır. Türk’ün güç ve kudretini atasözleri, hadisler ve dörtlüklerle ortaya koymuştur. Eserindeki 7 bin 500 sözcüğe eklediği sav=atasözü, sagu=ağıt, koşuk=şiir, destan parçaları, o, yıllarca gezip oba oba toplamasa bu günlere erişemezdi.
Birçok tarihçi onun eserini temel kaynak olarak almıştır. Prof. Dr. Osman Turan da Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi eserinde ondan nakiller yapar. Onun naklettiği şu önemli sözler Divan’dan alınmıştır: “Yüce tanrı benim bir ordum var ki onlara Türk adını verdim. Onları doğuda birleştirdi. Bir millete kızarsam cezalandırma görevini onlara veririm.”
“Türkçe öğreniniz, çünkü Türklerin uzun bir saltanatı vardır.”
“And içerek söylüyorum, Buharalı, Nişaburlu imamlardan işittim, ikisi de senetle bildiriyorlar ki Yalvacımız (Peygamberimiz) : “Oğuz Türklerinin karışıklıkta ortaya çıkacağını, egemenliklerinin uzun süreceğini, onun için Türkçe öğrenmenin gerekli olduğunu” söylediler.”
“Tanrı onları birleştirmiş, yükseltmiş, onlara Türk adını vermiş, herkesten üstün kılmıştır…”
“Türk, herkesi kötülerin şerrinden korumuştur. Onlara hedef olmaktan korunmak için gönüllerini alıp dilleriyle konuşmalıdır.”
“Türkler güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyüklük, saygı, söze sadakatli, sade, övünmez, yiğit, mert meziyetlidir.”
Divan’da böyle değerli sözler kadar meseller, hikmetler, sırlar, efsaneler, tarih, coğrafya (eserde yazar, dünya haritasını çizmiş daire şeklinde yönlerle Türk ülkelerini göstermiş) ve halk bilgisi de (folklor) yer alır. Kaşgarlı Mahmut, Türkoloji’nin temeli olan Türklük bilgisini ortaya koymuştur.
Türkçe yazılı metinler önce Yenisey ve Orkun abideleriyle VII-VIII ve IX yüzyıllarda ortaya çıkmış, kitap olarak da ilk örneğini Divan-ı Lügati’t- Türk’le vermiştir. Aynı XI. yüzyılda aynı bölgede Yusuf Has Hacip de ilk siyaset kitabı olacak Kutadgu Bilig’i yazmıştır. (Kutluluk veren devleti yönetme bilgileri kitabı).
Kaşgarlı Mahmut, 1080’de Kaşgar’a döndü. Mahmudiye Medresesi’nde hocalık yaptı. Öğrencilerine, “Ben Türkleri en açık anlatan, en iyi kargı kullanan cengaveri olduğum halde Türklerin bütün illerini, obalarını, çöllerini karış karış gezip dolaştım. Gördüm ki yüce Tanrı devlet güneşini Türklerin burçlarından doğdurmuş…” der. Atatürk’ün de, fikir hocası Ziya Gökalp aracılığıyla ondan çok şey öğrendiği ve tekrar ettiği Türklüğü yücelten vecizelerinde görülür. XI. yüzyılda öğrencilerine Türk milletinin zenginliğini anlatan bir Kaşgarlı Hoca ile profesör (!) olmuş. XXI. yüzyılın bedhahının “Türk milletinin içi boştur” sözü cehalet ve ihanetin Türkiye’de derinlik ve tehlikesini göstermeye yeter. Bu cüreti ilimden değil, emperyal AB ve ABD’den aldıkları muhakkaktır. Kaşgarlı’yı bilmeyenler ve Türklük bilgisinden mahrum olanlar, ancak bu düşmanca girdabının içine düşebilirler. Atatürk, onun için dememiş midir: “Türk çocuğu tarihini ve kültürünü bildikçe daha büyük işler yağmak için güç ve güven bulacaktır.”
Kaşgarlı ile aynı Türklük şuuru ve inancı içindeki Atatürk’ün 23 Nisan armağanını Milli Hakimiyet titizliğini ve 19 Mayıs gençliğine olan güvenini şu “Türklüğe” önem veren sözleri ile hatırlayalım:
“Eğer ben de bazı üstünlükler görüyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız.”
“Taş kırılır, tunç erir, ama Türklük ebedidir.”
“Türklük benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.”
Atatürk’ün Divan’daki Türklük bilinci ve siyaseti ile dolu olduğunu şu sözü de göstermektedir: “İstanbul’da çıkan bir gazeteyi Kaşgar’daki Türk’te anlayacaktır.”
Kaşgarlı Mahmut’la Atatürk’ün Türkçe ve Türkçülüğünü belirttikten sonra tekrar dilimizin temeli olan XI. yüzyıldaki Divan-ı Lügati’t- Türk’teki özgün şiirlere dönebilir ve Türkçemizin gelişimini bu izlerle karşılaştırabiliriz.
“Alper Tunga öldü mi, Issız acun kaldı mi, Ödlek öcin aldı mi, İmdi yürek yırtılır.”
“Beş parmaksız dat olmaz, Arpasız at koşamaz, Arkasız alp çeri bozmaz (arkası olmayan düşmanı yenemez), Alplarla vuruşma, beğlerle duruşma (sürtüşme)”
“Türlü çiçek yarıldı (açıldı)
Barçın yatkım kerildi (ipek yatağım serildi)
Uçmak yeri körüldü (cennet yeri görüldü)
Tumluğ yana kelgesüz (soğuk yine gelmez)”
Kaşgarlı’nın milli bilinçle derleme yaptığını söyleyen İ. Kafesoğlu, Z. V. Togan, F. Köprülü, R, R, Arat ve Nihal Atsız onu Türkçeciliğin ve Türkçülüğün sevdalısı, önderi olarak görürler. Bu fikri, onun yetmiş yaşına kadar Türklük için çalıştığını belirten şu şiiri gösterir: “Könglüm içün örtedi (içten yandı), Yetmiş yaşın kartadı, Keçmiş üdhük irtedi (yetmiş yaşa gelsek te geçmiş yaralar tırmalar), Tün kün keçüp irtelür (Gece gündüz geçse de, o gün aranır)”.
Kaşgar’ın 35 km uzağında Azak Köyü’nde yatan ilk Türk Dili Bilgini ve Türkoloji= Türkbiliminin öncüsü olan Kaşgarlı Mahmut’a, Atatürk’ün Türklük sevgisi ile rahmet diliyoruz.

__________________


#Somalı
Devturk isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Devturk, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 02:57