Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Televizyon Dünyası > Yabancı Diziler Tanıtımları
facebook bağlan


The Knick | İlk İzlenim

Yabancı Diziler Tanıtımları kategorisinde açılmış olan The Knick | İlk İzlenim konusu , The Knick | İlk İzlenim Diziler bakımından kış sezonuna göre hayli yavan geçen yaz mevsiminde, kaliteli yapımlar karşımıza sınırlı sayıda çıkıyor maalesef. Hal böyle olunca, yazın dizi özlemimizi gidermek için ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 05.09.2014, 10:01   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart The Knick | İlk İzlenim



The Knick | İlk İzlenim


Diziler bakımından kış sezonuna göre hayli yavan geçen yaz mevsiminde, kaliteli yapımlar karşımıza sınırlı sayıda çıkıyor maalesef. Hal böyle olunca, yazın dizi özlemimizi gidermek için izleyeceğimiz dizileri de büyük merak içinde bekler oluyoruz. Bu yazın da merakla beklenen dizisi, yapımcı ve oyuncu kadrosunun yanında konusu ile de öne çıkan The Knick oldu dersem abartmış olmam. İlk dört bölümünü geride bıraktığımız dizi için, bir izlenim yazısı yazmanın da zamanı gelmişti artık.

Yazın son ayında, 8 Ağustos’da Cinemax kanalında yayınlanmaya başlayan dizi, 1900′lerin Amerika’sında geçiyor. New York’da The Knickerbocker Hastanesi’nde geçen olaylar, dizinin “Ameliyat eskiden bir bilim değildi” sloganı ile seyirciye sunuluyor.Dizi, tıbbın ve olanaklarının günümüz şartlarından bir hayli uzak olduğu yıllarda, mevcut şartları zorlayarak yeni tedaviler geliştirmeye çalışan hastane ekibi ekseninde geçen konusu ile, ilk bakışta sadece medikal dizi olduğu izlenimi verebilir. Ancak dizinin geçtiği dönemin sosyal, politik ve hatta zaman zaman ekonomik şartlarına da göndermeler yapılması ile, bir dönem dizisi çizgisini de çok rahat yakalıyor.

Knickerbocker Hastanesi, zengin armatör Captain August Robertson (Grainger Hines) tarafından finanse edilen, dönemin özel hastanelerinden biridir. Her medikal dizide olduğu üzere, Knickerbocker’da da, hastane idaresi ve doktor kadrosu arasında, maddi konularda problemler yaşanmaktadır. Buna ek olarak, hastanenin bir de kadavra bulma sorunu vardır. Dönem, tıpta yeni keşifler yapma devri olduğu ve cerrahlar ilk çalışmalarını kadavraları kullanmaları sebebiyle, şehirde kadavra bulmak da bir hayli zordur. Bu durum rakip hastaneler ile kadavra kapma yarışına sebep olmaktadır.


Dizi, bir hayli iddialı sezaryen sahnesi ile başlıyor. Hastenin cerrahi bölüm şefi Dr. Christenson (Matt Frewer), yardımcısı Dr. John W. Thackery (Clive Owen) ve ekibi, normal doğum ile doğması mümkün olmayan bebeği, sezaryen ile anne karnından almaya çalışırlarken, anne hayatını kaybeder. Bu olay sonrasında sürekli aynı başarısızlıkları yaşamaya tahammülü kalmayan Dr. Christenson odasında intihar eder. Onun intiharı ile açılan cerrahi bölümünün başına, hastane kurulu tarafından Dr. John W. Thackery (Clive Owen)‘nin atanmasına karar verilir.


Dr. John W. Thackery, hastanenin en önemli doktorlarından biridir. Parlak bir cerrah olan ve tıp bilimini döneminin çok daha ilerilerine taşımak için uğraşan Dr.Thackery, aynı zamanda uyuşturucu problemleri yaşamaktadır. Geçmişi ile ilgili problemleri olduğu her halinden belli olan, ancak şu ana kadar başından geçenler ile alakalı herhangi bir detaya vakıf olamadığımız doktor, özel hayatı ile hastane hayatı arasında bocalamamak için uyuşturucuyu kendine bir kurtarıcı olarak görmektedir. Son derece asabi, kaba, çalışılması oldukça zor birisi olarak izlediğimiz Dr.Thackery, cerrahi şefliğine atanınca, yardımcılığına Harvard’da okumuş, önemli hastanelerde staj yapmış, mesleğinde hayli başarılı, ancak Afro-Amerikan olan Algernon Edwards (André Holland) getirilir. Ancak diyorum, çünkü söz konusu dönem Amerika’da ırkçılığın hızla yükseldiği bir dönemdir. Bir zencinin bırakın hastanede doktor olmasına, beyazlar ile aynı hastanede tedavi olmasına bile olanak yoktur. Dr.Thackery yardımcısı olarak, kendi ekibinden Dr. Everett Gallinger (Eric Johnson)‘ın getirilmesini talep etmektedir. Lakin, bu durumu hastane kurulu ısrarla reddetmektedir.


Dizide öne çıkan diğer roller ise; genç asistan doktor Dr. Bertram Chickering Jr. (Michael Angarano), hastanenin yönetim kurulunda bulunan ve klinik patronunun kızı olan Cornelia Robertson (Juliet Rylance), ambülans ile sokak sokak gezip hasta ve kadavra avına çıkan ambülans şoförü Tom Cleary (Chris Sullivan), hastanenin idari işlerinden sorumlu Jeremy Bobb (Herman Barrow) ve sessiz,sakin hemşire Lucy Elkins (Eve Hewson).


Dizide şu ana kadar, ana karakterler de dahil olmak üzere kimsenin detaylı karakter analizini yapabilmek mümkün olmadı. Kişilerin hayatlarından çok, dönemin sosyal durumuna ışık tutan dizi, toplumdaki zıtlıklardan yola çıkarak, 1900′lerin Amerikası için bir belgesel niteliği taşıyor. Dizi, din ve bilim arasındaki çatışmadan, kadının erkek karşısında nasıl ezildiğine, siyah-beyaz ırk ayrımcılığından, muhafazakarlık ile yenilikçilik konularına kadar, söz konusu dönemin bütün sosyolojik durumlarını tek tek gözler önüne seriyor. Sağlık konusunda ise, tifo salgınının Amerika’nın belası olduğu konusu atlanmadan hikaye içinde karşımıza çıkıyor.

Dizinin yapımcı ve oyuncu kadrosu ile öne çıktığına yazının en başında değinmiş ancak detayları vermemiştim. Dizinin yapımcısı Steven Soderbergh. Ünlü yönetmen Soderbergh‘in, son dönemde medikal konulu filmlere beyaz perdede yakaladığı başarıyı (Side Effects ve Contagion) The Knick ile TV ekranlarında da devam ettireceği belli oluyor. Dizinin senaryosu ise Jack Amiel ve Michael Begler ait.

Dizinin müziklerinden de bahsetmeden geçmek olmayacak. Dizinin müziklerinin bestesi Cliff Martinez‘ e ait. Müziklerde, dönem dizisine göre oldukça modern bir sound kullanılmış. Dizinin soundtrack albümü 19 Ağustos’da piyasaya çıktı bile. Dizi, Cliff Martinez ile Steven Soderbergh‘ in birlikle çalıştıkları ilk yapım değil. İkili daha önce, Traffic, Solaris ve Contagion filmlerinde birlikte çalıştılar.



Birdizihaber

__________________
"Dünyanın en güzel şarkısısın sen."
Bir ömür boyu eşlik etmek istediğim.


Sonra hayat bize öyle birini gönderir ki
önceden kaybettiğimiz her şey için mutlu oluruz.




LifeisBeauty isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
LifeisBeauty
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 00:08