Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Müzik Dünyası > Yabancı Şarkı Sözleri
facebook bağlan


Nightwish - Song Of Myself (Türkçe Çeviri)

Yabancı Şarkı Sözleri kategorisinde açılmış olan Nightwish - Song Of Myself (Türkçe Çeviri) konusu , Nightwish - Song Of Myself (Türkçe Çeviri) The nightingale is still locked in the cage Bülbül kafeste kilitli hala The deep breath I took still poisons my lungs Aldığım derin ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 19.08.2013, 18:36   #1 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Nightwish - Song Of Myself (Türkçe Çeviri)



Nightwish - Song Of Myself (Türkçe Çeviri)

The nightingale is still locked in the cage
Bülbül kafeste kilitli hala

The deep breath I took still poisons my lungs
Aldığım derin nefes hala ciğerlerimi zehirliyor

An old oak sheltering me from the blue
Eski bir meşe beni maviden koruyor

Sun bathing on it's dead frozen leaves
O donmuş yapraklarda güneşleniyor


A catnap in the ghost town of my heart
Kalbimin hayalet kasabasında bir şekerleme

She dreams of storytime and the river ghosts
Öykü zamanı ve nehir hayetlerini düşlüyor

Of mermaids, of Whitman's and the rude
Deniz kızlarının, Whitman'ın ve kabanın

Raving harlequins, gigantic toys
Çılgın harlequinler*, devasa oyuncaklar


A song of me a song in need
Benim bir şarkım, muhtaç bir şarkı

Of a courageous symphony
Cesur bir semfoniden

A verse of me a verse in need
Benim bir satırım, muhtaç bir satır

Of a pure-heart singing me to peace
Bana barış için şarkı söyleyen saf bir kalpten


All that great heart lying still and slowly dying
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor hala ve yavaşça ölüyor

All that great heart lying still on an angelwing
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala bir melek kanadında duruyor


All that great heart lying still
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala

In silent suffering
Sessice acı çekiyor

Smiling like a clown until the show has come to an end
Şov bir sona varana kadar, bir palyaço gibi gülüyor

What is left for encore
Tekrar için bırakılan

Is the same old dead boy's song
Eski ölü çocuğun* şarkısı

Sung in silence
Sessizce söylenen

All that great heart lying still and slowly dying
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor hala ve yavaşça ölüyor

All that great heart lying still on an angelwing
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala bir melek kanadında duruyor


A midnight flight into Covington Woods
Covington Woods'a bir geceyarısı uçuşu

A princess and a panther by my side
Yanımda bir prenses ve panterle

These are Territories I live for.
Bunlar uğruna yaşadığım topraklar.

I'd still give my everything to love you more
Seni daha fazla sevebilmek için hala herşeyimi verirdim

A song of me a song in need
Benim bir şarkım, muhtaç bir şarkı

Of a courageous symphony
Cesur bir semfoniden

A verse of me a verse in need
Benim bir satırım, muhtaç bir satır

Of a pure-heart singing me to peace
Bana barış için şarkı söyleyen saf bir kalpten


All that great heart lying still and slowly dying
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor hala ve yavaşça ölüyor

All that great heart lying still on an angelwing
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala bir melek kanadında duruyor


All that great heart lying still
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala

In silent suffering
Sessice acı çekiyor

Smiling like a clown until the show has come to an end
Şov bir sona varana kadar, bir palyaço gibi gülüyor

What is left for encore
Tekrar için bırakılan

Is the same old dead boy's song
Eski ölü çocuğun* şarkısı

Sung in silence
Sessizce söylenen

All that great heart lying still and slowly dying
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor hala ve yavaşça ölüyor

All that great heart lying still on an angelwing
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala bir melek kanadında duruyor

[3. Piano Black]

A silent symphony
Sessiz bir semfoni

A hollow opus #1,2,3
Tek oyuklu opus* #1,2,3


Sometimes the sky is piano black
Bazen gökyüzü piyano siyahı

Piano black over cleansing waters
Arındırıcı suların üzerinde piyano siyahı


Resting pipes, verse of bore
Dinlenen düdükler, sıkıntının satırları

Rusting keys without a door
Bir kapısı olmadan paslanan anahtarlar


Sometimes the within is piano black
Bazen piyano siyahı içindeki

Piano black over cleansing waters
Arındırıcı suların üzerinde piyano siyahı

All that great heart lying still and slowly dying
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor hala ve yavaşça ölüyor

All that great heart lying still on an angelwing
Tüm bu büyük kalp yalan söylüyor, hala bir melek kanadında duruyor

[4. Love]

I see a slow, simple youngster by a busy street,
Yavaş, saf bir genç görüyorum işlek bir sokakta

with a begging bowl in his shaking hand.
Titreyen elinde bir tasla dilenen

Trying to smile but hurting infinitely. Nobody notices.
Gülmeye çalışıyor ama oldukça acıtıyor. Kimse farketmiyor

I do, but walk by.
Ben farkediyorum, ama yürüyorum.


An old man gets naked and kisses a model-doll in his attic
Yaşlı bir adam soyunuyor ve tavanarasında bir oyuncak modeli öpüyor

It's half-light and he's in tears.
Loş ışıkta gözyaşlarına boğuluyor.

When he finally comes his eyes are cascading.
Sonunda geldiğinde gözleri şelale gibi.


I see a beaten dog in a pungent alley. He tries to bite me.
Keskin bir sokakta dövülmüş bir köpek görüyorum. Beni ısırmaya çalışıyor.

All pride has left his wild eyes.
Gururun tek geride bıraktığı, vahşi gözleri.

I wish I had my leg to spare.
Keşke fazladan bir bacağım olsaydı.


A mother visits her son, smiles to him through the bars.
Bir anne oğlunu ziyaret ediyor, parmaklıklara rağmen ona gülümsüyor

She's never loved him more.
Onu hiç daha fazla sevmemişti.


An obese girl enters an elevator with me.
Şişman bir kız benimle bir asansöre giriyor.

All dressed up fancy, a green butterfly on her neck.
Tamamen süslenmiş, boynunda yeşil bir kelebek.

Terribly sweet perfume deafens me.
Korkunç derecede tatlı parfümü beni sağır ediyor.


She's going to dinner alone.
Akşam yemeğine yalnız gidecek.

That makes her even more beautiful.
Bu onu daha da güzel yapıyor.


I see a model's face on a brick wall.
Bir tuğla duvarın üzerinde bir modelin yüzünü görüyorum.

A statue of porcelain perfection beside a violent city kill.
Şiddetli bir şehir katliamının yanında, mükemmel bir porselen hekel.

A city that worships flesh.
Şehvete tapan bir şehir.


The 1st thing I ever heard was a wandering
Duyduğum ilk şey göçebe bir

man telling his story
adamın hikyesini anlatışıydı.

It was you, the grass under my bare feet
Sendin o, yalın ayaklarımın altındaki çim

The campfire in the dead of night
Gece yarısındaki kamp ateşi.

The heavenly black of sky and sea
Gökyüzü ve denizin olağanüstü siyahı


It was us
Bizdik o

Roaming the rainy roads, combing the gilded beaches,
Yağmurlu yolları gezen, yaldızlı plajları tarayan,

Waking up to a new gallery of wonders every morn.
Her sabah yeni harikalara uyanan.

Bathing in places no-one's seen before,
Daha önce kimsenin görmediği yerlerde yüzen,

Shipwrecked on some matt-painted island.
Mat boyalı adada batan gemi.

Clad in nothing but the surf - beauty's finest robe
Örtüsüz ama köpüklü dalgalarla - güzelin en iyi örtüsü

Beyond all mortality we are, swinging in the breath of nature
Tüm ölümlülüğün ötesinde biz, doğanın nefesinde sallanıyoruz

In early air of the dawn of life
Yaşamın başlangıcının ilk esintisinde

A sight to silence the heavens
Sessiz göklere bir bakış


I want to travel where life travels,
Yaşamın gittiği yeri gezmek istiyorum

Following its permanent lead
Daimi kurşunu taip ediyorum

Where the air tastes like snow music
Havanın tadının kar müziği gibi olduğu yere

Where grass smells like fresh-born Eden
Çimin yeni doğan Eden gibi koktuğu yere

I would pass no man, no stranger, no tragedy or rapture
Ne insanı, ne yabancıyı, ne trajediyi yada kendimi geçerdim

I would bathe in a world of sensation
Duygu dünyasında yıkanırdım

Love, goodness and simplicity
Sevgi, iyilik ve basitlik

(While violated and imprisoned by technology)
(Teknoloji tarafından ihalal ve hapis edilmişken)


The thought of my family's graves was the only moment
Ailemin mezarının düşüncesi tek andı

I used to experience true love
Önceden gerçek aşkı yaşardım

That love remains infintie,
Sonsuz kalan aşkı.

as I'll never be the man my father is
asla babamın olduğu adam olmayacak olduğum gibi.


How can you "just be yourself"
Nasıl "sadece kendin" olabilirsin

when you don't know who you are?
kim olduğunu bilmiyorken?

Stop saying "I know how you feel"
"Nasıl hissettiğini biliyorum" demeyi bırak.

How could anyone know how another feels?
Biri diğerinin nasıl hissetiğini nasıl bilebilir ki?


Who am I to judge a priest, beggar,
Ben kimim ki yargılayayım, bir rahibi, dilenciyi

whore, politician, wrongdoer?
******yi, politikacıyı, yanlışcıyı?

I am, you are, all of them already
Ben, sen, şimdiden hepsi

Dear child, stop working, go play
Sevgili çocuk, bırak çalışmayı, git oyna

Forget every rule
Unut her kuralı

There's no fear in a dream
Bir rüyada korkular olmaz


"Is there a village inside this snowflake?"
"Bu kar tanesinin içince bir kasaba var mı?"

- a child asked me
- bir çocuk sordu bana

"What's the colour of our lullaby?"
"Ninnimiz ne renk?


I've never been so close to truth as then
Gerçeğe hiç yakın durmadım sonra

I touched its silver lining
Dokundum o gümüş astara


Death is the winner in any war
Ölüm her savaşta kazanandır

Nothing noble in dying for your religion
Dinin için ölmekte şereflendirici bir şey yok

For your country
Ülken için ölmekte de

For ideology, for faith
İdeolojin için, inancın için ölmekte de

For another man, yes
Başka bir adam için ölmekte de


Paper is dead without words
Kelimeler olmadan kağıt öldü

Ink idle without a poem
Bir şiir olmadan mürekkep gereksiz

All the world dead without stories
Tüm dünya hikayeler olmadan öldü

Without love and disarming beauty
Sevgisiz ve yatıştırıcı güzellik olmadan


Careless realism costs souls
Dikkatsiz gerçekçilik ruhlara bedel olur


Ever seen the Lord smile?
Lordu hiç gülerken gördün mü?

All the care for the world made Beautiful a sad man?
Tüm bu dünya kaygısı, güzeli üzgün bir adam mı yaptı?

Why do we still carry a device of torture around our necks?
Neden hala işkence aletlerini boyunlarımızda taşıyoruz?

Oh, how rotten your pre-apocalypse is
oh, ön-kıyamretiniz ne kadarda rezil

All you bible-black fools living over nightmare ground
Siz tüm siyah-incil aptalları bir kabusun üzerinde yaşıyorsunuz

I see all those empty cradles and wonder
Tüm bu boş beşikleri ve mucizeyi görüyorum

If man will never change
Eğer insan asla değişmeyecekse

I, too, wish to be a decent manboy but all I am
Bende iyi bir insanoğlu olmayı diliyorum ama tek olduğum şey

Is smoke and mirrors
Duman ve aynalar

Still given everything, may I be deserving
Yinede herşey göz önüne alındığında, belkide hakediyorumdur

And there forever remains the change from G to Em
Ve G'den Em'e* değişim herzaman orda kalır

__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
cortnek
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 18:14