Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Aşk - Şiir Dünyası > Aşka Dair Herşey
facebook bağlan


Sarı Tebessüm - Elif Şafak

Aşka Dair Herşey kategorisinde açılmış olan Sarı Tebessüm - Elif Şafak konusu , Mahatma Gandi�in vakti zamanında, Doğu-Batı tüm insanlığın dikkatini çektiği �edi temel günah�var. Yedisi de birbirinden düşündürücü: Bir: �alışmadan edinilen servet.� İki: �ilinçten mahrum mutluluk.� Üç: �nsanlık fikri olmaksızın yapılan bilim.� ...


Like Tree2Beğeni
  • 1 Post By PerrynuR
  • 1 Post By Asrevya

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10.07.2013, 12:02   #1 (permalink)
NasıL sewiLdiğini gördün.. şmdi nasıL unutuLduğunu seyret.
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Sarı Tebessüm - Elif Şafak



Mahatma Gandi�in vakti zamanında, Doğu-Batı tüm insanlığın dikkatini çektiği �edi temel günah�var. Yedisi de birbirinden düşündürücü:
Bir: �alışmadan edinilen servet.�
İki: �ilinçten mahrum mutluluk.�
Üç: �nsanlık fikri olmaksızın yapılan bilim.�
Dört: �işilikten yoksun bilgi.�
Beş: �lkesiz siyaset.�
Altı: �hlaksız ticaret.�
Yedi: �dünsüz ibadet.�

Her birine uzun uzun vakit ayırmak, kafa yormak lazım. Lakin bu yazıda niyetim �ilinçten mahrum mutluluk� kurcalamak. Ne de olsa, �drak arttıkça saadet azalır�diyen bir ekol var edebiyatta. Başını Ernest Hemingway�n çektiği.

Şöyle demişti ünlü yazar: �kıllı insanların mutlu olduklarına nadiren şahitlik ettim!�Ondan seneler evvel Mark Twain benzer bir cümle sarf etmişti: �utluluk ile zekâ imkânsız bir birleşimdir.�Aynı kişide buluşmazlar. Bu mantığa göre ne kadar az şey bilirsek şu fani hayatta, ne kadar az kafa yorarsak dünyada ve memlekette neler olup bittiğine, o kadar çoğalır mesut olma ihtimalimiz.

Bundan uzun seneler evveldi. Bit Palas yayınlanmış, basında bir dolu eleştiri yazısı çıkmış, imza günleri, festivaller olmuş... Ben İstanbul�an bunalmışım, İstanbul benden bunalmış. Bir deli rüzgâr esti hayatımda, dem öyle bir demdi; ruhumdaki firarperest uyandı, isyan bayrağını çekti. Karman çorman olan hayatımı yeniden düzenlemek, bir diyardan gitmekten ziyade kendimi terk edebilmek amacıyla düştüm yollara, yollara. Vardım İstanbul�an olabildiğince uzaklara.

Gözümü açtım Boston�a. Mevsimlerden güzdü, bir üniversite kampusuydu. Sessiz sakindi alabildiğine. Ben ki alışmışım sese, karmaşaya, kaosa, yadırgadım hem de nasıl. İstanbul�an gelmişim, gecenin gündüzden daha gürültülü olduğu Kazancı Yokuşu�dan. Burada ise bölüm başkanı gururla anlatıyor: �h, çok rahat roman yazarsınız kampusumuzda. O kadar sessizdir ki insan yürürken saçının çıkardığı hışırtıyı dinleyebilir.� Diyemiyorum ki, �ma ben sessizlik sevmem�

Elimde en bunalım filozofların, romancıların, şairlerin kitapları. Yusuf Atılgan okuyorum, Cemil Meriç, Peyami Safa. Cioran okuyorum, damardan, Rilke ve Kierkegaard üstüne tuz biber. Ben böyle yarı vampir yarı kasvetli bir ruh halinde dolaşıyorum. Üzerimde siyahlar griler. Giderek bir şey dikkatimi çekiyor etrafta. Hemen her köşe başında gülen bir sarı surat çıkıyor karşıma! Birisi birine not mu yazacak, hemen altına yapıştırıyor sarı suratı. E-mail mi yollanacak, gene o surat mesajın sonunda.

Okulun rektörü öğrencilere ya da akademisyenlere bir uyarıda mı bulunacak, dağıtılan resmi belgenin altında gülen sarı surat! Aldı beni bir merak. Nereden geldi bu sembol? Nasıl bu kadar kanıksandı? İlk defa o zaman yoğun olarak düşünmeye başladım, �ilinçli mutluluk�ne demek, �ilinçsiz mutluluk�ne demek diye.

Bugün her yerde görmeye alıştığımız gülen sarı suratlar Amerikalı bir grafik sanatçısı tarafından geliştirildi.

1960 başlarında Harvey Ross Ball, finansal krizin eşiğinde işçileri işten çıkaran, ödemelerde kesintiler yapan bir şirkette �oralleri bir parça olsun düzeltmek�için görevlendirildi. Kendisinden sempatik bir sembol bulması istendiğinde o da bunu çizdi. Ağzın kenarına hafif bir çarpıklık eklemeyi ihmal etmeden. Mesut ama her an arızalanabilecek bir yüzdü onun tasavvur ettiği.

1970�erde bu tasarım Bernard ve Murray kardeşlerce alınıp kitlelere yayıldı. Sarı suratlar taşıyan defterler, kalemler, silgiler, kupalar, çantalar, cüzdanlar... Akla hayale gelmedik eşyalar üretildi. Hızla ulaştı sembol, toplumun her katmanına. Beraberinde gelişen kültürel söylem asık suratlı ve hep ciddi olmayı �edeniyetsizlik�olarak görmeye başladı. Güçlü olmak, mutlu olmak, sağlıklı olmak, dirayetli olmak... Bunlardı prim yapan. İşin ilginç yanı gülen suratın bir ikon olarak yayıldığı dönemler Amerika�ın zor dönemleriydi aslında. Vietnam savaşı, öğrenci eylemleri, meşruiyeti sarsılmış bir hükümet ve her şeye rağmen dükkânlarda gülümseyen sarı suratlar.

Gandi�in lafına dönelim. �ilinçten yoksun mutluluk�yeğlenecek bir hal değil, doğru. Ama bazı bazı kurcalar aklımı. Sizce hangisi daha az yorucu? Gülmekte zorlanan, gülmeye gülmeye tebessümü unutan, sokakta tanımadığı insana gülümseyene �eli�gözüyle bakan, şüpheci ve komplo teorici ve gergin bir toplum olmak mı? Yoksa mutluluğu biraz daha hafife almak mı? Belki de ikisinin ortası en aklıselimi.

Son tahlilde, sarı değil ama gökkuşağı renklerle kendine gülebilen, arızalarıyla dalga geçebilen, mizah duygusu körelmemiş insanlar ve toplumlar çok daha kolay geçiyor demokrasiye. Onu da unutmamalı.



Elif Şafak

Asrevya beğendi.
__________________


Ben kime hayatla savaşmayı öğrettiysem[img]http://**************/images/smilies/**************.gif[/img]
O hayatla bir olup bana savaş açtı.
Ben kimin yarasını sardıysam[img]http://**************/images/smilies/**************.gif[/img]
O iyileşince öldürmeye benden başladı...
PerrynuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 19.02.2014, 08:05   #2 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sarı Tebessüm - Elif Şafak

Yaşam gerçeğine itina ile bir bakış ve ince bir akıştı.
Paylaşım için teşekkürler

PerrynuR beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
Asrevya, PerrynuR, semragül
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 11:00