Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Theos ve Theoria

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Theos ve Theoria konusu , Theos ve Theoria Antikçağ Yunan düşüncesinin ilk gerçek ve büyük bilgini Aristoteles kendisinden önceki bütün felsefeyi toplayıp sistemleştirdikten sonra onları alet anlamına gelen (Yunanca: organon) doğru düşünme yöntemiyle eleştiren ve ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 29.07.2013, 01:17   #1 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Theos ve Theoria





Theos ve Theoria




Antikçağ Yunan düşüncesinin ilk gerçek ve büyük bilgini Aristoteles
kendisinden önceki bütün felsefeyi toplayıp sistemleştirdikten sonra onları alet anlamına gelen (Yunanca: organon) doğru düşünme yöntemiyle eleştiren ve kendi sistemini bu eleştirisiyle geliştiren ilk bilimsel yapılı düşünürdür.


Mantık biliminin kurucusu olduğu gibi politikadan meteorolojiye kadar günümüzde de kullanılan çeşitli terimlerin yaratıcısıdır.

"Ansiklopedik deha"sıyla insanlığı iki bin yıl etkilemiştir.
Bu uzun süreli etkide kendine düşünsel bir temel arayan ve aradığını onun sisteminde bulan Hıristiyanlığın rolünden çok onun ansiklopedik dehasının rolü vardır.


Günümüze kadar sürüp gelen bu iki bin yılın ortaçağın skolastik dönemini kapsayan pek uzun bir süresi Aristoteles’in kesin egemenliği altında geçmiştir. Öyle ki onun en küçük bir sözünü yadsımaya kalkan bu davranışını hayatıyla ödemiştir. Onun yapıtlarının tanıklığı herhangi bir savın tanıtlanmış sayılması için yeter sayılmıştır. Bu uzun tarih süresince gerçek demek onun söylediği ve yazdığı demektir.

"Filozof" deyince o "okul" deyince onun öğretisi "bilim" deyince onun sistemi anlaşılmıştır.
Araplar onu "ilk öğretmen" saymışlardır. Çağının olanakları içinde pek derin ve geniş bir kavrayışla ilgilenmediği hemen hiçbir bilim yoktur.

"Özdeğin bulunmadığı yerde uzay ve zaman da olamaz" düşüncesinde XX. yüzyılın büyük fizik dehası Einstein’la birleşmektedir.

Günümüz Gestalt ruhbilimi onun biçimciliğine dayanıyor.

Günümüz tanrıbilimi hala ona dayanarak ayakta durmaya çalışıyor.
Khalkidike’deki Stageira (Selanik dolaylarında) kasabasında doğmuş babası Nikomakhos Makedonya Kralı Amyntas’ın özel hekimiymiş. On üç yaşında Atina’yaPlaton’un ünlü Akademia’sına öğrenci olarak gönderilmiş. Platon’un ölümüne kadar tam yirmi yıl orada okumuş.

Platon’un ölümünden sonra Makedonya Kralı Filip oğlu küçük İskender’e öğretmen olması için onu Makedonya’ya aldırtmış. O zaman öğretmenimiz otuz üç yaşındadır.
İskender kral olduktan sonra Aristoteles yeniden Atina’ya dönecek ve pek güçlü bir himaye altında İskender’in ölümüne kadar hiçbir baskıdan korkmaksızın bilimsel çalışmalarına başlayacaktır. Şimdi kırk altı yaşındadır ve daha on üç yıllık bir yaşamı vardır.
LİSE
Atina’da Lykeion bahçesinde okulunu kuruyor ve eskiden öğrencisi olduğu ünlü Akademia’nın karşısına yepyeni bir güçle çıkıyor (İ.Ö. 334).
Derslerini bahçenin gölgeli yollarında gezinerek verdiğinden öğretisine gezimcilik (Peripatos)adı verilecek. Antikçağ Yunan düşüncesinin bilmediği yepyeni bilimler kuruyor:
Mantık gramer geologia botanik anatomia psychologia rhetorika politika...

Büyük İskender’in dünyayı titreten pek güçlü himayesi altında para sıkıntısı bilmeden bilimsel bir yaşam için çok mutlu koşullar içinde çalışmaktadır. Büyük İskender’in ölümünden sonra o güne kadar pusuda bekleyen gerici güçler hemen inlerinden çıkıyorlar ve onu dinsizlikle (klasik suç) suçlandırıyorlar. Aristoteles Atina’dan kaçmak zorunda kalıyor ve bir yıl sonra da sığındığı Euboia Khalkis’te ölüyor.

İnsanlık ilkçağlarında rastlamadığı ve pek uzun bir süre daha rastlayamayacağı eşsiz bir bilgini böylece yitirmiş olmaktadır. Ne var ki dinsizlikle suçlandırılan bu bilgin din kurumunu iki bin yıl süreyle ayakta tutacaktır.

Antikçağ Yunan düşüncesinde Aristoteles çağdaş anlamıyla ilk bilgindir.

Kendisinden önceki bütün bilgileri toplamış iç içe geçmiş olanları birbirinden ayırmışsınıflandırmış eleştirmiş ve bütünlemeye çalışmıştır. Özellikle sonradan Metafizik adı verilen Prote Fitosofia (İlk Felsefe) adlı yapıtı Thales’ten kendisine kadar gelen felsefe tarihinin çok başarılı bir özetidir ve en güvenilir kaynağıdır.

Topladığı bilgilerin doğruluklarını ölçmek için bilimsel bir düşünme yöntemi aramış ve doğru düşünmenin kurallarını bütün ayrıntılarıyla saptamaya çalışarak bunlara Yunanca alet (doğru düşünmenin aletleri) anlamına gelen organon adını vermiştir.

Aristoteles’in bu doğru düşünme kuralları’na sonradan mantık adı verilmiştir.
Formel ya da biçimsel mantık (Os. suri mantık) adı verilen mantık Aristoteles’in saptadığı bu kurallardır. Genç Aristoteles henüz Akademia’da bir Platon öğrencisiyken kendisine kadar gelen düşünme’de üç bakış (Yu. theoria) bulunuyordu:

İnsanın görünene bakışı (doğa)
insanın kendisine bakışı (insan)
insanın görünmeyene bakışı (doğaüstü)...

Düşünür Aristoteles yöntemsel aletler bularak bu ilkel bakış’ı doğru bakış’a çevirmek istedi:
Görünmeyenden görünene bakmak (tümdengelim "doğrulama") ve görünenden görünmeyene bakmak (tümevarım "araştırma")...
Ne var ki bu doğru bakış’ı gerçekleştirmek için düşünme’nin bilim’den yararlanmasıeşdeyişle düşünce doğa bilim diyalektiği gerekiyordu. O çağın bilimleriyse düşünmenin pek gerisindeydiler. Bu yüzdendir ki düşünür Aristoteles düşünme’sine karşılık verecek bilim’i de kendisi yapmak zorundaydı.

Fizik ve fizyolojiden meteorolojiye ve ekonomiye kadar çeşitli bilim alanlarındakiçağının ölçülerine göre pek geniş bilimsel çabalarının nedeni budur. Physika adı altında toplanan Fisike Akrobasis Peri Uranu Peri Geneseos Khai Fthoras ve ayrıca Peri ta Zoa Historia Peri Psikhes vb. adlı yapıtları bu çabanın ürünüdür:

Bu bilimsel çalışmalardan ve bu çalışmalar sırasında ilk felsefe (Yu. prote filosofia) doğdu. Artık çağıyla zorunlu imkanlar içinde geleneksel büyük soruya karşılık aranacaktır:



İlk nedir?..
Orhan Hançerlioğlu

Kök anlamında Theos'un bakışı’nı dilegetiren theoria tanrının tanrısal varlık (Kosmos)’ı özgür ve zorunsuz olarak seyredişidir.

Yunanlılar bu deyimi ilkin tanrılar onuruna yapılan törenleri seyretme anlamında kullanıyorlardı.

Hellen doksografları (felsefe tarihçileri) bu kavramı evrenin seyredilişi (Os. Temaşası) anlamında Pythagoras’ın felsefeye aktardığını yazarlar.

Demek ki theoria özgür zorunlu olmayan pratik hiçbir amaç gütmeyen salt ve kuramsal (teorik) bir bilgi edinme’dir.

Böylece felsefe de tanrılık theoria’nın yöneldiği yere yönelmiş ve bizzat bir theoria olmuş oluyor.


Alıntıdır

Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Asrevya
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 01:43