Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Kısa Felsefe Metinleri

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Kısa Felsefe Metinleri konusu , Kısa Felsefe Metinleri Sorumluluk ve Benin Bütünlüğü — CHARLES DUNAN Olaylar bölgesinde kendimize veya başkalanna atfettiğimiz az veya çok aldatıcı görünümlerden değil gerçek istencimizden sorumluyuz... Ancak, bir şekilde kendi kendisiyle ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 06.08.2013, 23:38   #1 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kısa Felsefe Metinleri



Kısa Felsefe Metinleri

Sorumluluk ve Benin Bütünlüğü

— CHARLES DUNAN

Olaylar bölgesinde kendimize veya başkalanna atfettiğimiz az veya çok aldatıcı görünümlerden değil gerçek istencimizden sorumluyuz... Ancak, bir şekilde kendi kendisiyle tartışabilmiş olma ve en azından belirli bir derecede bilinçli ve istenmiş bir eseri, kendini ortaya koyarak yapabilmiş olma koşuluyla sorumlu olunur. Bizi haklı veya suçlu yapan şey, eğilimlerimizin sistematizasyonundan ve bunun sonucu metafıziksel bütünlüğünden başka bir şey olmayan derin ve göreceli olarak sürekli olan bu istenç olup, bu istencin zıttında eylemlerimizden herhangi birini bazen belirleyen yüzeysel ve rastlantısal istenç değildir. Zaten genel anlayışın her zaman kabul ettiği de budur.

İyi kalpli olarak bilinen bir insan tarafından söylenen sert bir söz başka birininkinden daha az kincidir, çünkü bu davranış bir sabırsızlık anına, geçici fiziksel bir acıya atfedilebilir ve onun gerçek duygularının bir ifadesi olarak görülmez. Genel olarak, ben'in oluşturucu unsurları ne kadar güçlü sistematize olursa yani "numen"e özgü istencimiz doğa tarafından ne kadar az zorunluluğa tabi tutulursa o kadar çok sorumlu oluruz: ve her özel durumda, sorumluluğumuz, tamamlanmış eylemin, eğilimlerimizin organik sistemiyle az veya çok uyumuna dayanmaktadır. İşte bu sebepten biraz önce söylediğimize bir düzeltme getirmeliyiz: düşünmenin eksik olduğu yerde sorumluluk kaybolur. Düşünme yetisine kökten sahip olmayan bir özne herhangi bir şeyden sorumlu olamaz; ama bilinçsel olarak ve düşünülmüş istencinin yinelenen eylemi ile doğal bir yapı ve bir karakter edinmiş ve bu karakterin etkisiyle ve onunla uyum içinde kendiliğinden davranan bir özne, uzun sürede kararlaştırmış olduğu eylemlerden olduğu kadar ve belki de daha fazla yaptığından sorumludur.

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2013, 23:39   #2 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kısa Felsefe Metinleri

Yaptırımın Tanımı

— EMİLE DURKHEIM

Bir kurala uyulmadığı zaman genel olarak eylemci için üzücü sonuçlar oluşur. Bu üzücü sonuçlar içinde iki cinsi ayırdedebiliriz:

1) Bir kısmı karşı çıkma eyleminin otomatik bir sonucudur. Kuşkulu temaslardan kaçınmamı emreden sağlık kuralına karşı çıkarsam, bu eylemin sonuçlan otomatik olarak (hastalık gibi) oluşur. ...

2) Ama öldürmememi emreden kurala karşı geldiğim zaman eylemimi boşuna incelerim çünkü içinde hiçbir zaman kınamayı veya cezayı bulamayacağım; eylem ve sonucu arasında tam bir ayrışıklık vardır; analitik olarak cinayet kavramından en ufak kınama, yüzkarası kavramını çıkarmak olanaksızdır. Burada eylemi ve sonucunu biraraya getiren bağ, sentetik bir bağdır.

Eyleme sentetik bir bağla bu şekilde bağlanan sonuçlan yaptmm olarak adlandınyorum.... Ama bu kavramı derinleştirebiliriz. Yaptınmlar, bağlı olduklan eylemlerin analitik sonuçlan olmadıklanna göre, herhalde şu veya bu hareketi yaptığım için cezalandınlmıyorum, kınanmıyorum. Yaptınma yolaçan eylemimin özünde bulunan bir özellik değildir. Yaptmm, eylemin şu veya bu olmasından değil, eylemin onu yasaklayan kurala uygun olmayışından dolayı oluşmaktadır. Ve aslında, aynı hareketlerden oluşmuş, aynı maddesel sonuçlan olan aynı eylem, onu yasaklayan bir kuralın olup olmamasına göre ayıplanacak veya ayıplanmayacaktır. Bu şekilde normal zamanda cezalandırılan insan Öldürme savaş zamamnda cezalandırılmamaktadır, çünkü savaşta bunu yasaklayan bir kural yoktur. Bugün bir Avrupa toplumunda ayıplanan özde aynı olan bir eylem eski Yunan'da ayıplanmamıştır. Çünkü bu eylem eski Yunan'da hiçbir kurala karşı gelmiyordu.

Böylece yaptırımın daha derin bir kavramına varmış oluyoruz: yaptırım, eylemin içeriğinden değil, eylemin önceden konmuş bir kurala uygun olmamasından ileri gelen, eylemin bir sonucudur. Önceden konmuş bir kural olduğu ve eylem bu kurala karşı geldiği için yaptırımcı neden olur.

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2013, 23:39   #3 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kısa Felsefe Metinleri

Yaptırım Fikrinin Eleştirisi

— JEAN-MARIE GUYAU

Saygınlığın klasik kuramında, öncelikle sadece istencin özdeğerini ifade eden "kusur işledim" şu anlamı almaktadır: "Bir cezayı hakettim" ve böylece içerinin dışarıyla olan ilişkisini ifade etmektedir. Ahlaksaldan duyarlılığa ve varlığımızın derin kısımlarından yüzeysel kısımlarına bu ani geçiş bize doğrulanamaz görünmektedir. Bu, diğerlerine göre irade varsayımında daha çok olmaktadır. Aslında bu varsayıma göre, insanın çeşitli yetileri birbirlerine gerçekten bağlanmamışlardır ve birbirleri tarafindan belirlenmemişlerdir: istenç, duyarlılıktan kendiliğinden çıkan, zekanın saf bir ürünü değildir; o halde duyarlılık varlığın gerçek merkezi değildir ve istenç için nasıl yanıt verdiğini anlamak zor hale gelmektedir.

Eğer istenç kötülüğü özgürce istemişse bu, neden rolü yerine sadece dürtü rolünü oynamış olan duyarlılığın hatası değildir. Günah ödeme bahanesiyle, hatanın ahlaksal kötülüğüne cezanın duyarlı kötülüğünü ekleyiniz, hiçbir şeyi onarmadan kötülüklerin toplamını ikiye katlamış olursunuz.... Eğer sosyal fayda hesaba katılmazsa katil tarafından işlenen cinayetle cellat tarafından gerçekleştirilen adam öldürme arasında ne fark olacaktır? Celladın suçunun hafifletici neden olarak kişisel yarar veya intikam nedeni bile yoktur; yasal cinayet, yasadışı cinayetten daha saçmadır....
V. Cousin ve P. Janet ile birlikte, "isyancı bir istencin" bozduğu ve yalnızca acının düzene sokabileceği düzenin bu tuhaf ilkesini mi ileri süreceğiz? Burada toplumsal sorun ile ahlaksal sorunu birbirinden ayırdetmek unutulmaktadır.

Aslında toplumsal düzen, cezanın tarihsel kökenidir ve ceza başta yalnızca, kurban veya yakınları tarafından zorunlu tutulan bir ödünlemeden, maddi bir tazminattan ibaretti. Ama toplumsal görüş açısının dışına çıkılırsa, ceza hiçbir şey ödünleyemeyecek midir? Bir suçun verilen ceza tarafından onanlması ve kötü bir eylemin bedelinin belirli dozdaki bir fiziksel acıyla ödenmesi çok uygun olurdu.... Hayır, yapılmış olan yapılmıştır, ona eklenebilecek tüm fiziksel acıya rağmen kötülük yerli yerinde durmaktadır. Deterministlerle birlikte suçlunun iyileştirilmesiyle uğraşmak ne kadar akılcı ise, suçun cezalandınlmasına veya ödünlenmesine çalışmak o kadar akıldışıdır. Bu fikir, bir tür matematiğin ve çocuksu dengenin sonucudur. "Göze göz, dişe diş". İrade varsayımını kabul eden herkes için, terazinin kefelerinden biri ahlaksal dünyada, diğeri duyarlı dünyadadır; birincisinde özgür istenç, ikincisinde tamamen belirli bir duyarlık; aralarında dengeyi nasıl kurabiliriz?

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2013, 23:39   #4 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kısa Felsefe Metinleri

Aristo'ya Göre Adalet

— ARİSTOTELES

Özel anlamında adalet ve ona bağlı olan adaletli kişi ile ilgili olarak, yüksek görevlerin, zenginliklerin veya politik topluluğun üyeleri arasında paylaşılan tüm mallann dağıtımına uygulanan birinci tür adalet ile düzeltici adalet olan bir ikinci tür adalet vardır....

Birincisi için adil kişi zorunlu olarak dört unsuru taşır: sözkonusu kişilerin sayısı ikiyse, içinde bulunduğu şeylerin sayısı da ikidir. Ye bu, kişiler ve şeyler için aynı eşitlik olacaktır: kişiler arasında ve şeyler arasında aynı ilişkiler olacaktır. Eğer kişiler eşit değilseler, eşit paylan olmayacaktır; ister eşit kişiler, eşit olmayan paylar alsınlar, ister eşit olmayan kişiler eşit pay alsınlar bu sebeplerden dolayı kavgalar, istekler olmaktadır.

Bu,değer ilkesine göre apaçık bir olgudur. Aslında herkes, paylaşımlardaki adaletin değere göre bir orantıyı içerdiğini kabul etmektedir; ama bu değeri herkes aynı şekilde anlamamaktadır: demokrasi taraftarları değeri özgürlüğün içine yerleştiriyorlar; oligarşi taraftarları değeri ya zenginliğin içine ya da doğuşun içine yerleştiriyorlar; aristokrasi taraftarları ise erdemin içine koyuyorlar. O halde adil olan şey orantılı bir şeydir....

İşte adil olan şeyin ilk türü. İkincisine gelince bu düzeltici adalettir, sözleşmelere ve insanların arasında istemli veya istemsiz ilişkilere uygulanan adalettir. Bu adaletin öncekine göre farklı bir biçimi vardır. Ortak malların bölüştürücü adaletinin daha önce belirttiğim orana uyması gerekir (ortak zenginliklerin bir dağıtımının sözkonusu olduğunu varsayalım: bu dağıtım herkesin birbirine göre verdikleri katkıların oranına göre olacaktır; bu cins bir adalete göre haksızlık bu ilişkiden ayrılan dağıtımdır); ama sözleşmelerdeki adalet, yukarıda sözkonusu olan orana göre değil, aritmetik orana göre bir tür eşitliktir ve haksızlık bir tür eşitsizliktir.

Aslında değerli bir insanın aşağı sınıftan bir insanı soymasının veya tersinin olmasının, değerli bir insanın veya aşağı sınıftan bir insanın zinadan suçlu olmasının önemi yoktur: yasa, yalnızca birinin haksızlığı yapan, diğerinin kurban olup olmadığına, birinin bir zarara neden, diğerinin bundan zarar görüp görmediğine bakarak, neden olunan zarardan (kişilere gelince onlara eşit davranır) doğan farkla ilgilenir. Bu şekilde yargıç haksızlık tarafından yaratılan eşitsizliğin içinde eşitliği sağlamaya çalışır. Biri dayak yer öbürü dayak atarsa, biri öldürür, diğeri ölürse, maruz kalman şeyle yapılan şey arasında eşit olmayan bir dağılım vardır. Yargıç, suçlunun avantajlarını elinden alarak ceza yoluyla eşitliği yeniden sağlamaya çalışır.

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2013, 23:39   #5 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kısa Felsefe Metinleri

Proudhon'a Göre Adalet

— PIERRE JOSEPH PROUDHON


1)İnsan sahip olduğu akıl sayesinde, saygınlığını kendi kişiliğinde olduğu gibi benzerinin kişiliğinde hissetme ve hem birey ve hem de tür olarak kendini gösterme yetisine sahiptir.

2)Adalet, bu yetinin ürünüdür: bu, savunulmasının bizi tehlikeye sürüklemesine rağmen insanlık onurunun, içinde uzlaşmış olarak bulunduğu herhangi bir insanda ve herhangi bir durumda kendiliğinden hissedilen ve karşılıklı güvence altına alınan saygısıdır.

3)Bu saygı, bu saygıyı dinle dolduran barbarda en alt derecededir; Adalet'i kendi için gerçekleştiren uygarda güçlenir ve gelişir ve her türlü kişisel yarardan ve dinsel düşünüşten kurtulur.

4)Bu şekilde tüm koşullan eşdeğer ve dayanışık hale getiren, insanı ve insanlığı özdeşleştiren Adalet, insanın ilkesi ve amacı olan yüce mutluluğa gücül olarak uygundur. ...

Bu tanım üzerine bazı gözlemler: Adalet zorunludur ve yadsınması çelişkiye neden olur: eğer Adalet insanlıkta doğuştan değilse, insan toplumunun gelenekleri olamaz; toplumsal durum, doğaya karşı olan bir durumdur; uygarlık, bozukluktur; deliliğin ve ahlaksızlığın etkilerinin bilimleri, sanatları ve sözü, genel anlayışın uzlaşamadığı tüm önermeler.

Adalet bir olguyu dile getirir: insanlar arasında yarar dayanışması olduğu gibi zıtlaşması da varsa, her zaman ve temel olarak yarardan daha yüksek olan saygınlık topluluğu vardır.

Adalet, gizemsel ve fizyolojik her türlü unsurdan arınmış Tanrıların dininin yerine kendi kendimize saygı vardır; bir çeşit organik manyetizm olan hayvansal duygulanım yerine, özgürlüğümüzden ayrı tutmadığımız bir saygınlık olan türümüzün saygınlığından edindiğimiz coşkulu, kişidışı duygu vardır.

Adalet yararın üstündedir. Yakınımdakine kendim gibi saygı göstermeliyim ve göstertmeliyim; bu, bilincimin yasasıdır....
O halde Adalet, ruhun bir yetişidir, hepsinin önündedir, toplumsal varlığı oluşturan yetidir. Ama bir yetiden daha fazla bir şeydir: bir fikirdir, bir ilişkiyi, bir denklemi gösterir. Yeti olarak gelişmeye uygundur; insanlığın eğitimini oluşturan bu gelişmedir. Denklem olarak, çatışkısal hiçbir şey göstermez; her yasa gibi mutlak, değişmez ve yüksek düzeyde kavranılabilirdir. Yapılan itibariyle belirsiz ve çelişkili olan toplumsal yaşamın olayları adalet aracılığıyla tanıma ve düzene kavuşurlar.

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2013, 23:40   #6 (permalink)
la vie en rose.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kısa Felsefe Metinleri

"Bilgenin İyilikseverliği" Olarak Adalet

- LEIBNIZ


Hukuk, belirli bir ahlaksal güçtür ve ödev, ahlaksal bir baskıdır. Ahlaklar'dan anladığım, dürüst insanda doğa yasalarına denk olan yasalardır: çünkü Romalı hukukçunun çok güzel bir biçimde söylediği gibi iyi geleneklere aykırı olan şeyi yapmaya gücümüz olacağına inanmamalıyız. Dürüst insan, aklın izin verdiği ölçüde tüm hemcinslerini seven kişidir. ...

İyilikseverlik, evrensel bir iyiyürekliliktir ve iyiyüreklilik aşk veya duygulanım durumudur. Sevmek veya duygulanmak başkasının mutluluğuna sevinmektir veya aynı anlama gelen başkasının muüuluğunu kendisininkinin içine sokmaktır. Bu şekilde, Tannbilim'de çok önemli bir zorluk çözümlenmiş oluyor; her umuddan, her kaygıdan, çıkarla ilgili herşeyden kurtulmuş çıkardışı bir sevginin nasıl varolacağını bilme konusu. Çözüm, başkalarının mutluluğu bizi sevindirdiği zaman, onların mutluluğunun kendi mutluluğumuzun içine girmesidir, çünkü bizi sevindiren şey kendi için aranır.

__________________
ars longa,
vita brevis.
Nerrantsoula isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
InnoCence, Nerrantsoula
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 02:43