Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Kültür - Sanat - Tarih > Mitoloji
facebook bağlan


İnanna

Mitoloji kategorisinde açılmış olan İnanna konusu , İnanna Sümer'de İnanna Babil'de İştar Mısır'da Hathor Asur'da Astarte... Hepsi aynı güçlü büyüleyici ve gizemli kadının farklı adları. "Yeryüzü'nün Hanımı" yalnızca bir "mit" olabilir mi? İnanna'dan Hathor'a yitik uygarlıkların gizemli ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07.10.2013, 12:26   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart İnanna



İnanna


Sümer'de İnanna Babil'de İştar Mısır'da Hathor Asur'da Astarte... Hepsi aynı güçlü büyüleyici ve gizemli kadının farklı adları. "Yeryüzü'nün Hanımı" yalnızca bir "mit" olabilir mi?

İnanna'dan Hathor'a yitik uygarlıkların gizemli tanrıça figürleri

Bugün var olan durum ne olursa olsun dünya üzerinde erkeklerin egemenliğinin hiç de "vazgeçilmez" sayılmadığı bir dönemin yaşandığına ilişkin yadsınamaz kanıtlar yüz yılı aşkın bir süredir önümüzde duruyor. Arkeoloji ve antropolojinin yirminci yüzyılda edindiği bilgilerle iyice aydınlanan "şematik" anaerkil toplum döneminden söz etmiyoruz. İnsan uygarlığının bu gezegen üzerinde biçimlendiği ilk ve bilinmez dönemdeki kadın figürlerinin çarpıcı ve silinmez izleri daha başkadaha yoğun bir "kadın ağırlığı"nın altını çiziyor. O denli çok ama ne yazık ki o denli muğlak veriler var ki elimizde binlerce yıl öncesinde bu denli güçlü izler bırakan bir "feminen varlık" nasıl olup da semavi dinlerin egemenliğiyle birlikte (ve sistematik çabalarla) unutturulmaya çalışılmış çözemiyoruz.

Bilinen ilk uygarlık izlerine rastladığımız Yakın Doğu'nun hemen her yerinde başka isimlerle ama şüphe götürmez biçimde aynı kişilikle son derece güçlü çekici ve bilge bir kadın çıkıyor karşımıza. O bütün inanç sistemlerinin esinlendiği eski Mezopotamya Anadolu Mısır ve Hint metinlerinde izine rastlanan belki de "yitik uygarlık" ve "yitik bilgi"nin anahtarı durumundaki bir kadın figürü: İnanna.

Eski Sümer metinlerinde İnanna 5000 yıl öncesinin insanları üzerindeki sarsılmaz etkisiyle çıkıyor karşımıza. Verimliliğin cazibenin güzelliğin olduğu kadar; savaşın gücün ve bilgeliğin de simgesi. Sümer kadınları (ki Samuel Noah Kramer'in çevirdiği metinlerden anladığımıza göre bugünün kadınının sahip olduğu haklardan fazlasını ellerinde bulunduruyorlarmış) yalınızca dualarını değil sevgilerini ve bağlılıklarını da sunmuşlar hep İnanna'ya. Başları sıkıştığında ondan yardım istemişler; mutluyken onun şerefine içmişler. Yalnızca kadınlar değil erkekler de İnanna'ya çok büyük saygı göstermiş. Bildiklerinin çoğunu ondan (ve büyük tanrı Enki'den) öğrenmişler. Ama hata yaptıklarında da onun şerrinden korkmuşlar. Bütün sevecenliğine rağmen İnanna yeri geldiğinde yanlışları cezalandırmakta da tereddüt etmiyormuş çünkü.

Bölük pörçük Mezopotamya çivi yazısı tabletlerin Babil dönemine ait olanlarında İnanna bu sefer İştar adıyla çıkıyor karşımıza. Ama onunla ilgili aktarılan bilgilerde ve ona yapılan göndermelerde değişen bir şey yok. İnanna Sümer metinlerindeki "hükmedici" grubun yani Anunnakilerin Enki ile birlikte insanlara en yakın olanı ve en sevecen davrananı. Bu sevecenlik erkekler söz konusu olduğunda "çapkınlık" görünümüne de bürünebiliyor çünkü İnanna bu yönüyle de ünlü. Beğendiğinde ve arzuladığında ölümlülerle de ilişkiye girebiliyor aşk yaşayabiliyor. Ara ara cinsel cazibesini amcası Enki ve Büyük Tanrı Anu'ya karşı da kullandığına ilişkin anlatılar var tabletlerde. Babil'de İştar adıyla sözü edilenlerde de değişen bir şey yok.

Anadolu'ya geldiğimizde iki büyük gelenekle karşılaşıyoruz: Bunlardan birincisi Hitit ya da Hatti bilgi birikimi. Bu yüzyılın başına dek yalnızca Tevrat'ta sözü edilen hayali bir toplum olduğu düşünülürdü Hititlerin. Mısır'la olan ilişkilerini açığa çıkaran Kadeş Antlaşması metni bile arkeologlara "güçlü ve büyük" bir Hitit Devleti'nin varolmuş olabileceğini düşündürmemişti. Ama Hattuşaş'ta yapılan yoğun çalışmalar sonucunda (bunların bir bölümünde ne yazık ki bilinçsizce teknikler kullanılmış ve arkeolojik buluntulara zarar verilmiştir) efsanevi Hititler binlerce yılın bulutları arasından sıyrılıp beliriverdiler. Bir süre sonra da yazıları çözüldüğünde Hint-Avrupa kökenli oldukları ortaya çıktı ve bilgi birikimleri masaya yatırıldı. Epey yol alınmış olmasına karşın bu ilginç insanların çıkış noktaları ve uzak geçmişlerine ilişkin verilerimiz hala çok eksik. Ama onların kültünde de yine 12'lik bir panteon ve yine güçlü bir kadın tanrıça var. Bütün özellikleriyle İnanna ve İştar'la örtüşen; aşağı yukarı benzeri "mit"lerde aynı biçimde sözü edilen bir tanrıça bu.

Bir diğer Anadolu kültü net olarak kökeni bilinememekle birlikte Frigya ve Galat buluntularında ortaya çıkan ve yine Mezopotamya panteonuyla anlatılarla bağlantılı olduğu şüphe götürmeyen farklı isme sahip bir güçlü kadına yönlendiriyor bizi: Kybele. Anadolu'ya 4000 yıl önce gelip yerleştikleri varsayılan ve Hititlerden sonra Orta Anadolu'da etkinleşen Galatlar bilinen Kelt kollarından biri. Göç yolları ve çıkış noktaları çok net olarak bilinememekle birlikte Anadolu'da sağlam bir inanç/kültür birikimi oluşturduklarına tanık oluyoruz. Onların "Güçlü ve Güzel Hanım"ı Kybele ise bildiğiniz üzere İnanna/İştar mitinin bire bir aynısı denebilir.

Yine İ.Ö 3000'lere ama bu kez Eski Mısır'a dönüyoruz. Bilindiği gibi M.Ö. 2. bin yılın ortalarından itibaren Mısır yıldız dininde ve bilgeliğinde güçlerinin bir bölümünden feragat etmiş izlenimi veren ve yetkesini eşi Osiris'le birlikte kullanan bir tanrıçaya İsis'e rastlarız. Aşağı yukarı bu "panteon dengesi" Mısır'da "Hiksoslar Devri" olarak bilinen işgalin kırılmasından sonra belirginleşir yani İ.Ö 1700 dolaylarında. Bu dönemde Thebes prensleri yönetimi ellerine geçirmiş; Heliopolis Giza ve Dendera kültleri revizyona uğramıştır. İsis son derece güçlü ve etkin bir figür olmasına karşın bu dönem Mısır panteonundaki görünümüyle Mezopotamya ve Anadolu'nun İnanna/İştar/Kybele kültlerindeki güçlü pervasız çapkın ama sevecen ve yardımsever kadın figürüne çok fazla benzemez. Deyiş yerindeyse onda İnanna'nın "serseri cazibesi" yoktur; daha çok "durmuş oturmuş bir Mısır hanımefendisi" gibidir. Burada bir farklılaşma mı söz konusu acaba yoksa işin altında başka bir iş mi var?

Sorunun yanıtı bir başka Mısır feminen figüründe çıkıyor ortaya. Üstelik bu bilinen en eski tanrıça neredeyse. İzlerine Sina yarımadasının hanedanlar öncesi kültlerinde eski Baalbek buluntularında ve Mısır'ın en eski yerleşim yerlerindeki ayrıntılarda rastlanıyor. Bu kadın tanrıça Hathor.

Mısır'ın soru işaretleriyle dolu geçmişinde en çarpıcı görünümlerden biri olarak rastlaşıyoruz Hathor'la. Aşkın güzelliğin şarabın ve cinselliğin simgesi olarak beliriyor. Ama aynı zamanda Yukarı Mısır'ın kim bilir hangi uzak geçmişe ait en eski kentlerinden Dendera'nın da "Yüce Hanım"ı o. Üstelik aşk ve şarabın simgesi olduğu kadar savaşın ve gücün de simgesi. Yetki ve forsundan asla vazgeçmiyor yeri geldiğinde Ra'ya bile başkaldırıyor - hatta tıpkı İnanna'da gördüğümüz gibicinsel cazibesini Ra'nın üzerinde kullanmaktan çekinmediğini ortaya koyan hikayeler var Mısır mitlerinde. Birçok belgeye göre "Ra'nın gözü" olarak adlandırılıyor. Yani ülkenin bütünü üzerinde dolaşıyor ve güvenliği sağlıyor Ra'nın yardımcılığını yapıyor. Tıpkı Mezopotamya'yı millerce gökyüzünde dolaşarak kat eden ve Enlil ile Enki'nin temsilciliğini üstlenen İnanna/İştar gibi. Ne var ki İ.Ö 1600'lerden sonra Hathor'un ve ona ait izlerin bir biçimde silinmeye ya da "asimile edilmeye" çalışıldığına tanık oluyoruz Mısır'da. İsis figürü baskın çıkıyor Hathor geri plana atılıyor. Bir tek istisnası var bunun o da Mısır'ın söz konusu dönemindeki tek kadın firavun olan güçlü ve güzel Hatşepsut. Bu ilginç ve karizmatik kadın Hathor kültüne sahip çıkmaya çalışıyor yönetimi süresince.

Elimizde ilginç ve epey gizemli bir düğüm var: Bütün Eski Yakın Doğu kaynaklarında belirgin biçimde vurgulanan güçlü bir kadın figürünün aşağı yukarı İ.Ö 1500'lerden itibaren "yok edilmeye" çalışıldığını görüyoruz. İnanna İştar Kybele ya da Hathor simgelerini Venüs'te buluyorlar ilginç bir biçimde ve bu simgeonların bilinen bazı niteliklerinin eklektik biçimde toparlanmasıyla Batılıların uygarlığın merkezi gibi görme eğiliminde oldukları Eski Yunan'a taşınıyor. Bilinen Antik Çağ bilgeliğinin bilgi erozyonuna uğramasından sonra yeniden doğrulmaya çalıştığı yer olan Eski Yunan'da bilinen kültler ithal edilmekle birlikte yeni bir panteon düzenlemesine gidiliyor denebilir. Burada erkek egemen toplumda kadınlara tanrıça bile olsalar verilebilecek payenin ancak "güzellik ve aşk" ya da "bereket ve verimlilik" olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Venüs yıldızı Afrodit'i simgeliyor Eski Yunan'da. Yani çapkın güzellik ve aşk tanrıçasını. Ama Yunanlıların Afrodit'indeİnanna'nın İştar'ın ya da Hathor'un karizmasından iz yok. İnanna ile ilgili birikimlerin parçalandığını kopuk izlerin bazılarının farklı tanrıçalara serpiştirildiğini görüyoruz. Sözgelimi onun savaşçı yönünü Athena alıyor. Bununla birlikte Afrodit ile ilgili yunan anlatılarında ilginçlikler de yok değil: Sözgelimi onun çok sonradan Kıbrıs üzerinden Olimpos'a gelmiş bir "Eski dünya" tanrıçası olduğundan ve Zeus'un onun panteona almazlık edemediğinden söz ediliyor. Ama İ.Ö 1000 dolaylarında artık bizim sihirli tanrıçamızın bilinçli bir biçimde silinmeye çalışıldığı dikkatli gözlerden kaçmıyor.

Bundan sonrası "bilgi kaybı" sürecinin en trajik ve en sevimsiz dönemleri. Semavi dinlerin devlet yapıları içinde örgütlenerek bilinen dünyaya egemen olmalarından sonra artık kadın figürleri ancak "figüran" olabiliyor yeni inanç sistemlerinde. Onlara "Annelik" yakıştırılıyor (Meryem Ana) ya da doğru yola dönen ****** olabiliyorlar (Maria Magdelena.) Ama ilginçtir her ne kadar "tektanrılı" dense de semavi dinlerin içinde "panteon ruhu"nun bütünüyle yok edilemediğini görüyoruz - Trinity (Hıristiyanlıktaki Baba - Oğul - Kutsal Ruh üçlemesi) ya da "Melekler" bunun göstergeleri.

Ortaçağ yani antik Dünya bilgeliğine ilişkin nerdeyse bütün bilgilerin din adamlarınca sistemli biçimde yok edilip silinmeye çalışıldığı dönem bilgi birikiminin büyük bir direnişinin de tanığı. Ne var ki bu son derece trajik bir direniş. Eski bilgelik bir kısım druid (Ortaçağ Avrupa'sında Kelt ve Cermen kökenli pagan rahip) gruplarınca yaşatılmaya çalışılırken kadın bilgeliğinin ve İnanna/İştar/Hathor geleneği ve birikiminin de kadın paganlarca saklanmaya nesilden nesile aktarılmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. Yazık ki sayıları zaten çok az olan bu "bilgi saklayıcı"lar yine din adamlarının sistemli örgütlenmeleri sonucu oluşan engizisyon elinde işkence edilip öldürülüyorlar birer birer. Elimizdeki "cadı masalları" bu bilge ve yürekli kadınların bilgiye sahip çıkıp yaşatma çabalarından ibaret.

Sonuçta bunca çileye karşın bugün etkinliğini ve çekiciliğini yitirmemiş bir "kadın kültü" yeniden doğrulmaya çalışıyor. Andığımız ana çizginin dışında Hint kültüründe Tara Asur ülkesinde Astarte Çin'de Kwan Yin ve daha nice "İnanna varyantı" yalnızca bir rastlantı ya da "sıradan bir mit" olabilir mi? Modern araştırmacılar iz sürüyorlar inatla. İnanna/İştar/Hathor kültü efsanevi yitik kıta Atlantis'ten taşınan bir mit miydi yoksa Sitchin'in iddia ettiği gibi on binlerce yıl önce dünyaya egemen olan Anunnakiler panteonundaki bir kadın kahramanı mı vurguluyordu bilemiyoruz şimdilik. Ama çember gittikçe daralıyor. En azından şunu söyleyebiliriz: İnanna bu dünyanın inkar edilemeyecek gerçeklerinden biri. Amazon hikayelerinden cadı efsanelerine; koruyucu kadın perilerden baştan çıkarıcı dişi cinlere dek binlerce mit bile üstü örtülemeyecek bir "varlığın" işaretçisi.
İnanna'ya Övgü

Kutsal bir varlık berrak gökte yapayalnız
Bütün insanlar ona yönelik
Tatlı bir merakla göklerin merkezinden bakıyor
İnsanlar Kutsal İnanna'dan önce gösteriş yapıyordu

Akşamın kutsal kadını yükseklerdeki İnanna
İnanna sana yaraşır övgüler sunuyorum
Akşamın kutsal kadını ufkun ötelerinde
Gün batarken en parlak yıldız ışığı göğü dolduruyor
Akşamın kutsal kadını cesaretle göklerden geliyor
Tüm insanlar gözlerini onun gözlerine yükseltiyor
Kutsal **** boyunduruğunda onun için böğürüyor
Canavarlar bozkırlarda yaşayan tüm yaratıklar
Şehvetli meyveli bahçeler yeşil kamışlar ve ağaçlar
Derinliklerin balıkları ve göklerin kuşları
İnanna hepsine uykuyu getiriyor
Yaşayan yaratıklar ve insanlar önünde diz çöküyor
Seçilenler onun için zengin yiyecekler ve içecekler hazırlıyorlar
İnanna kendisini toprakta yeniliyor
İnsanlar kutluyor
Onun sevgilisi genç adam aşk yapıyor
Tatlı bir merakla göklerin merkezinden bakıyor
İnsanlar Kutsal İnanna'dan önce gösteriş yapıyordu
Akşamın kutsal kadını yükseklerdeki İnanna
İnanna sana yaraşır övgüler sunuyorum
Akşamın kutsal kadını ufkun ötelerinde

"Kimliği bilinmeyen bir Sümer Ozanı"

__________________
all the best.




[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 22:10