Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


33 Kurşun hikayesi

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan 33 Kurşun hikayesi konusu , Ahmed Arif in bir zamanlar yasaklı 33 Kurşun şiirini çoğu kişi duymuştur. Aşağıda bu şiire konu olan olayı paylaşmak istedim. Olayın üzerinden 60 yılı aşkın zaman geçti. ve geçtiğimiz hafta ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.09.2012, 13:56   #1 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 33 Kurşun hikayesi



Ahmed Arif in bir zamanlar yasaklı 33 Kurşun şiirini çoğu kişi duymuştur. Aşağıda bu şiire konu olan olayı paylaşmak istedim.

Olayın üzerinden 60 yılı aşkın zaman geçti. ve geçtiğimiz hafta gazetelerde iki satırlık bir haber: "van'ın özalp ilçesindeki jandarma sınır taburunun adı mustafa muğlalı kışlası oldu."

imam-hatip tartışmaları arasında fazla dikkat çekmedi bu. sadece kürt çevrelerinde, yaşananları türk silahlı kuvvetleri'nin günümüz şartlarında onayladığı ve hatırlatmak istediği yorumlarıyla duyuruldu.
gerçek 'mustafa muğlalı olayı' diye bilinen hadisenin mahiyeti itibarıyla ordu tarafından onaylandığı, yani yapılanların doğru ve isabetli bulunduğu olamaz. zira hadise her yönüyle türk ordusunun geleneklerine aykırı. dolayısıyla bu isimlendirme kararı olsa olsa o tarihte yaşananların bir orgeneralin idama mahkûm edilip cezaevinde kahrından ölmesini askerin hâlâ içine sindirememiş olduğunu gösterir. doğuda terör dalgasının olanca şiddetiyle vurmaya devam ettiği dönemde yeterince atak ve kararlı hareket etmedikleri için eleştirilen komutanların, özel tim sorumlularının "gün olur devran döner, yarın ikinci bir mustafa muğlalı olmak istemeyiz" cevaplarını unutmadık. orgeneral muğlalı'nın adı o gün bugün silahlı kuvvetlerin subay kadrosunun şuuraltında hâlâ bir simge.
peki ne olduydu özalp'te? ona gelelim.

koyunları kim çaldı?

türk-iran hududunun kaçakçılık ve çapulculuğa bugünkünden daha açık olduğu yıllardan söz ediyoruz. doğuda ardı ardına yaşanan kürt ayaklanmalarına ilişkin anıların taze olduğu, iran kürtlerinin isyan edip mahabat cumhuriyeti'ni kurduğu, sscb'nin kürtler üzerindeki nüfuzunun dorukta olduğu yıllar.

sınırın iran tarafındaki kürt aşiretlerine mensup kişilerin sıklıkla türk topraklarına girip çapulculuk yaptıkları, köylere zarar verip sürüleri çaldıkları haberleri üzerine van valiliği zamanın içişleri bakanı recep peker'in de onayıyla gizli bir karar alır. askeri birliklerin her ne vesileyle olursa olsun iran'a geçip orada takip yapması ankara'nın başını ağrıtacağı için, bölgede jandarmanın kontrolunda, askerlerden oluşmayacak, türkiye cumhuriyeti devletiyle resmen ilişkisi gözükmeyecek şekilde bir çete kurulacak ve bu grup çapula karşı misilleme yapacaktır. aslında onay falan aramaksızın özalp kaymakamı hilmi tuncel çok önceden çeteyi kurmuştur zaten. içişleri bakanlığı'nın izniyle devlet arkadan istim basar sadece. iddia edilir ki kaymakamın maksadı hudut güvenliğini sağlamak değil maddi çıkar sağlamaktır, hatta bu amacı doğrultusunda kendisine yandaş ve ortaklar da bulmuştur.
özalp jandarma kumandanı yüzbaşı ve hudut tabur kumandanı binbaşı kaymakamla birliktedir. binlerce koyun ya da inekten oluşan aşiret reislerine ait hayvan sürülerinin gasbından söz ediyoruz.
ankara izni verir vermesine ama ardından da panikleyip iptal eder. van valiliği özalp kaymakamı'na çetenin dağıtılması emrini tebliğ eder ama atı alanın üsküdar'ı geçtiği ana denk gelir bu. kaymakam duymamazlıktan gelir. zira hududun öte yakasında el konulan koyunların bir kısmı çeteyi oluşturan sivil köylülere bırakılmakta, bir kısmı da 'hayvanların satışından elde edilecek gelirle silah, cephane ihtiyacının karşılanması' maksadıyla kaymakamın uhdesinde bırakılmaktadır.
olayları tetikleyen gaspın iran tarafındaki mehmedi misto adındaki bir aşiret reisinin 2 bin koyununa el konulması olduğu söylenebilir. türk dostu olarak tanınan, rus işgali sırasında türklerden yana tavır aldığı, hatta kürt isyanları sırasında ankara'ya istihbarat desteği verdiği bilinen bir aşirettir mistolar.

mehmedi misto hayvanlarını kimin gasp ettiğinin farkındadır ve doğrudan özalp kaymakamı'na mektup yazar, "gasp edilen hayvanlarımı bana geri verin. ricamı kabul etmezseniz ben hayvanlarımı aynı usulle geri almasını bilirim, ama türk hükümetinin haysiyeti rencide olur" der. kaymakam bu mektuba misto'yu yatıştıracak cevap vermek yerine aşiret reisine, "gelip karını da koynundan alırız" diye haber yollar. 1943 temmuz'unda mehmed misto'nun adamlarını toplayıp türk hududunu aşması ve birbuçuk kilometre içeri girip özalp halkına ait 500'e yakın koyunu gasp etmesiyle tırmanır olay... kaymakam ve etrafında kümelenen çete böyle bir baskının türkiye tarafında yardımcılar bulunmadan gerçekleştirilemeyeceğini düşünerek harekete geçmeye karar verir, ancak askeri harekâta gerekçe olmak üzere van valiliği'ne, "rus askerleri özlap yakınlarına kadar geldi" diye şifreli bir telgraf çekerler. aynı mealde bir rapor ordu kumandanlığına da iletilir.

milalengiz köylüleri

baskının öcünü almak için kaymakam ve çevresinde kümelenen kadro ne yapacaklarını planlarken rıfat adında bir arzuhalci, iranlıların işbirliği yaptığı kişilerin arandığını duyup fırsattan istifade arazi ihtilafı bulunan milalengiz köylülerini ihbar eder. "misto'ya adlarını vereceğim 40 kişi yardım etti" der. kaymakam hemen bu isim listesini alır ve validen 'tutuklanmalarına izin' ister. köylüler apar topar içeri alınır. ancak sevk edildikleri özalp sulh ceza mahkemesi içlerinden sadece beş kişiyi, kaymakamı küçük düşürmemek için tutuklar. ancak bu sırada yangın bacayı sarmış "özalp'e rus askerinin girdiği" haberi üzerine ankara ayaklanmıştır. genelkurmay hemen 3. ordu kumandanı mustafa muğlalı'ya bölgeye gitmesi emrini verir. içişleri bakanlığı da hem birinci genel müfettişini hem de jandarma komutanını özalp'e yönlendirir. tedbir çetenin maksadını aşmış çığın fitilini ateşlemiştir ama o andan sonra olacakları durdurmaya yerel yöneticilerin gücü yetmez.

paşa'nın profili

birinci dünya savaşı'nda her cephede harp etmiş, işgal yıllarında ankara'ya 'yavuz grubu' adı altında istihbarat ve cephane akıtan gruba komuta etmiş, menemen ayaklanması sonrasında kurulan istiklal mahkemesi'ne başkan arandığında ilk akla gelmiş kişidir orgeneral mustafa muğlalı.
özalp'te hem kaymakam hem de yerel komutanlar sertliğiyle tanınan generalin hışmından korkup ona bir isyan ve işgal tablosu çizerler. vatanın elden gitmesine hâkim dahil sivillerin sessiz kaldığını, ortada gizliden gizliye yürütülen planlı bir ihanetin var olduğunu anlatırlar paşaya. ve "bunları yargılamaya lüzum yok, infaz etmemiz gerek. silahtan başka dilden anlamaz bunlar. gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.

tekrar gözaltı emri

paşa onları dinledikten sonra mahkemenin serbest bıraktığı 35 kişinin tekrar gözaltına alınması emrini verir. biri kadın, biri 11 yaşında çocuk, ikisi askerden izinli gelmiş 33 kişi bulunur. iki kişi firar etmiştir.

içişleri bakanlığı'nın müfettişi avni doğan, tutuklularla görüşüp onların suçsuzluğunu anlar ama muğlalı, yerel yönetici kaymakam ve subaylardan gelen, "bunlar bizim ordunu nasıl ve nerede konuşlandığını ruslara bildirerek casusluk da yapıyorlar" bilgisinin doğruluğuna kanidir.

onun için içişleri bakanlığı müfettişinin kulağını büker: "karışma, yoksa seni kırbaçlatırım." ardından da özalp'ten ayrılır paşa. ama geride, "bu kişileri hududa götürülerek kendilerinden bilgi alınmasını, iran hududunun çapulcuların kimseye görünmeden geçilmesine elverişli noktalarının öğrenilmesini faydalı buluyorum. bu adamların her an kaçmalarının mümkün olduğu göz önüne alındığında askerlerin uyanık bulunması ve gerektiğinde silah kullanılması şarttır" mealinde bir resmi yazı bırakarak. mustafa muğlalı paşanın bu yazının bir tür ölüm emri olduğunun farkına varmadığı söylenemez. nitekim daha sonra yapılan yargılama sırasında askeri mahkeme de böyle algılar emri. ve orgeneral muhtemel ki elini kana bulamayı istemediği için apar topar terk eder özalp'i. yerel yöneticilerin, "paşam siz sıkıntıya girmeyin biz hallederiz" dedikleri düşünülebilir.

30 temmuz 1943

teferruatını anlatmak acı verir. 30 temmuz 1943 günü gece yarısından sonra tutuklular jandarma tarafından cezaevinden alınıp hudut taburu komutanına teslim edilir. komutan tutuklular arasında bulunan bir kadını kimseye sormadan serbest bırakır, kalan 32 kişiyi çilli gediği denilen hududa yakın bölgeye götürür. hepsinin elleri bağlıdır. bir işaret mangasının havaya ateş açmasından sonra iki manga da kafilenin üzerine ateş açar.

olaydan sonra tutulan tutanaklarda saldırıya uğranıldığı, saldırganlara açılan ateş neticesi 32 şakinin öldürüldüğü bilgisi yer alır.
bir not daha... rus casusu oldukları ve iranlı çapulculara yataklık ettikleri kuşkusuyla daha önce tutuklanan 5 kişi sevk edildikleri van ağır ceza mahkemesi'nde yapılan yargılamaları sonucu beraat ederler.

olayın ankara'da duyulmasından sonra tartışmaların başladığı biliniyor. ancak chp iktidarının demokrat parti baskısını hissettiği 1946 seçimlerine kadar olayı örtbas ettiği de. seçimden sonra muhalefetteki dp'nin baskısıyla verilen soruşturma emri neticesi mustafa muğlalı 1949'da askeri mahkemede yargılandı ve 32 kişinin öldürülmesinden sorumlu bulunarak idama mahkûm edildi. ancak daha sonra yargıtay kararı bozup orgeneralin cezasını 20 sene ağır hapse indirdi. muğlalı paşa astları tarafından kandırılmışlığın kahrıyla 1951 yılı sonunda cezaevinde öldü

Not: Bu yazı eksisozlukten alıntıdır.

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 20.09.2012, 13:56   #2 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: 33 Kurşun hikayesi

33 KURŞUN

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...

Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e tek döğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...



Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alaçakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir
Şafaktı

Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır
Boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnından akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cigaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
ilk atımda uçuran
Usta elleri...

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çiğ bekleyen boğazların
Kıyametini
Karlı, yumuşacık hiyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayri gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...


Vurulmuşum
Dagların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
Ve uyur uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul usul yoklayıp
Aradılar.
Didik didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kusağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acem elinden...

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fukaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayri eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi
Ömrüne doymamış üç dağ
Parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kivre, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


AHMET ARİF

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Myself, Narsinha
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 22:24